Milli Güvenlik Açısından “Mülteciler Olgusu”

Mülteciler olgusu ve "düzensiz göç" tablosu operatif anlamda “özellikli” bir silah olarak kullanılabilir mi?

Mülteciler olgusu ve "düzensiz göç" savaş zamanında olduğu gibi, barış zamanında da silah olarak kullanılabilir mi?

Mülteciler konusunu ve "düzensiz göç" şartlarını gizli ve açık hazırlayan ve sömürmeye çalışan irade, nasıl bir başarı sağlayabilir?

Belfer Bilim Merkezinde (Belfer Center for Science) ve Harvard Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümünde (International Affairs at Harvard University) Stratejik Tasarlanan Savaş Silahı olarak Mülteci Olgusu (Strategic Engineered Migration as a Weapon of War) adıyla bir araştırma yapıldı

Bu inceleme ilk olarak 2008’de Sivil Savaş/İç Savaş dergisinde (Civil Wars journal) yayınlandı. İncelemenin yazarı Kelly Greenhill yukarıdaki sorulara cevap vermeye çalıştı.

Konu oldukça uzun, özetle:

ABD Ortadoğu orijinli bu konularda faaliyet yürüten özel bir görev gücü ihdas etmiş, çatışma yönetimi stratejileri geliştirmiş ve bu projelere ciddi fonlar ayırmıştır.

Özellikle Türkiye’deki mülteci kapasitesinin neredeyse yönetilir olmaktan çıktığı ve “dış müdahalelere açık hâle geldiği” bir süreçte (ki istenen budur), Türkiye ABD’nin bu konuda laboratuarıdır adeta. Batı başkentleri bizim mülteci sorunumuz konusunda riyakâr davransa da, de burunlarının dibindeki ülke Türkiye’deki bu bu tablo yüzünden tehdit altında olduğundan ABD’ye kızgındır.

Civil Wars journal’da yayınlanan ilgili makalede Mülteciler hakkında niteleme anlamında “En etkili silah” cümlesinin kurulması, gerek kelimenin mecazi anlamında olsun ve gerekse literatürde yer aldığı anlamında olsun, etki alanı olarak tespit edilen yeni topraklara gelen göçmenlerden/mültecilerden meydana getirilen, yıkıcı terör eylemlerini yürütmek kapasitesine sahip küçük gerilla gruplarını teşvik etmekten bahsediliyor.

Misal, ABD İç Güvenlik Departmanı tarafından 2014’te hazırlanan, göçmenlik konularına ilişkin ABD Yönetiminin, Vatandaşlık ve Göçmenlik Hizmetleri Dairesi faaliyetleri kapsamında 1519 adaya mülteci statüsünü verme, ikamet hakkı tanıma ve Hükümetin koruması altında yaşama garantisi verme muafiyeti tanınmış. Lakin muafiyet hakkı tanınan söz konusu insanların hepsinin, bu veya şu şekilde, terörist guruplarla bağlantıları olmaları veya yıkıcı faaliyetlerde bulunmada deneyimleri olmaları ilginçtir.

ABD, dünyanın her yerindeki çatışma ve iç savaş bölgelerinde sadece savaşları değil, göç olayını da stratejik olarak kullanıyor. Suriye’de bunlardan biri…

Çok özel ve insani boyutları dışında ciddi riskleri içerisinde barındıran bir konu olan mülteci olgusunu  bilhassa "DÜZENSİZ GÖÇ" olgusunu silah olarak kullanılma planlanması yapılıyorsa, gelecekte olabilecek bu tarz bir savaşı ancak ABD Yönetiminin tasarlayabileceği konusunda herkes emin olabilir. Bilhassa burnumuzun dibinde konuşlanan ABD’nin derin yapılanması ve kirli eli CENTCOM bu tür işlerin tam bir kompetanı…

Bu haseple,

Mülteci ve sığınmacı akını muhataplığı, insani olarak ele alındığında erdemli bir hareket gibi gözükse de, milli güvenlik açısından; gerek mültecilerin neden olduğu sorunlar, gerek mültecilerin karşılaştığı sorunlar, gerekse bekletilen mültecilerin yaşadığı ortama adaptasyon ve yerel halkla ilişkilerindeki sorunlar nedeniyle ciddi tehdit ve riskleri içerisinde barındırmaktadır. Daha da beteri, "iç güvenliğimiziher türlü dış müdahaleye açık hale getirmektedir.

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.