“Stratejik Derinlik” Çukurunun Üstü Örtülüyor!

Bildiğiniz üzere Türkiye;  ABD’nin Türkiye’ye cephe sınır boyunca, sınırımızın 1-2 km uzağında kurmaya başladığı “Gözlem Noktaları”nı bir çeşit ‘muharebe konuşlanması’ olarak kabul etti.

Akabinde, bu “Gözlem Noktaları”nda Amerikan ve Fransız askerlerinin yanı sıra "terör örgütü" YPG’lilerin de bulunduğunu ve bu “Gözlem Noktaları”nın asıl misyonunun Türkiye’den gelebilecek her türlü askerî ve istihbarî hamleyi önceden YPG’ye haber vermek olduğu tezini ileri sürdü.

Nihayetinde 27 Kasım 2018 MGK toplantısı sonrası yayınladığı sonuç bildirgesiyle, ABD’nin Ankara'yı yatıştırma ve oyalama odaklı stratejilerini reddederek, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik operatif hedeflemelerini ve kararlılığını dünyaya ilan etti.

 Türkiye’nin Fırat’ın Doğusuna Yönelik Müstakbel Operasyon Hedeflemelerinin Kapsamı Nedir?

Öncelikle ifade edelim, Fırat Kalkanı Operasyonu ve Zeytin Dalı Harekâtı öncelikli olarak Türkiye topraklarını “müdafaa” amaçlı bir operasyondu. Fırat’ın doğusuyla alakalı müstakbel operasyon ise “tam” anlamıyla bir “taarruz” niteliğinde olacak. En azından hedeflemelere bakacak olursak böyle olmak zorundadır!

Bildiğiniz üzere bir savaşta “kesin sonuç” ancak “taarruz” ile elde edilebilir. Diğer bütün muharebe şekilleri, elinizdeki kuvvetler taarruza geçebilecek hale gelene kadar geçici bir tedbir olarak devreye sokulan savaş uygulamalarıdır.

Bu istikamette:

  • Türkiye’nin öncelediği ilk hedef; Fırat’ın doğusunda, Fırat ile Dicle arasındaki bütün şeritte 30-40 kilometre derinliğinde bir “tampon bölge” kuracak bir alan hâkimiyeti elde etmek olacaktır.
  • Müstakbel operasyonun asıl hedeflemesiyse Fırat’ın doğusunda burnumuzun dibinde bir “Garnizon Devletçiği”nin oluşmasını engellemek olacaktır.
  • Bu yüzden bu operasyonun diğer saç ayağı ise CENTCOM’un tasarladığı bu “Garnizon Devletçiği”nin Kuzey Irak’la eklemlenmesine mani olmaktır. Bu demek oluyor ki; TSK sadece Fırat’ın doğusunda değil Kuzey Irak’ta da eşgüdümlü ve eşzamanlı bir harekâta girişecektir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Müstakbel Bir Operasyonu Önceden Faş Etmesindeki Amaç Ne Olabilir?

Bildiğiniz üzere Sayın Erdoğan Afrin Harekâtı öncesinde de müstakbel operasyonu medya önünde ilan etmişti… Biz de tenkit etmiştik naçizane. Çünkü o zamanlar YPG Afrin’de, bugün Fırat’ın doğusunda olduğu gibi CENTCOM askerleriyle birlikte konuşlu değildi. Rusya Türkiye’ye hava sahasını da açmıştı. Afrin’deki YPG ve türevlerinin, TSK’nin muazzam kapasitesi karşısında tutunması mümkün değildi. Bu yüzden terör örgütü Afrin harekâtı öncesi "sadece" savunma hazırlıkları yapmamış, “B Planı” olarak “kaçış planı” da yapmıştı…

Yani o zamanlar harekâtın önceden faş edilmesi yanlıştı. Fakat şu anda Türkiye’nin Fırat’ın doğusuyla alakalı harekâtı önceden faş etmesi akıllıca bir hamledir!

Türkiye son günlerdeki “kararlı” ve “agresif” açıklamalarıyla; hem “harekât planlarımız hazır zamanı gelince saldıracağız” mesajı veriyor, hem de ABD’yi geri adım atmaya zorlayarak Afrin Harekâtı sırasında bize teklif ettiği “Tampon Bölge” teklifini, istediğimiz şartlarda yeniden güncellemek istiyor!

Zira bu teklif hâlâ iki ülke arasında arka planda tüm detaylarıyla müzakere ediliyor!

Bu müzakerelerde muhtemelen ABD’nin önerdiği “Tampon Bölge”nin; derinliği – güvenliği - demografik yapısı gibi konularda anlaşma sağlanamadı.

Anlayacağınız, ABD son dakikada diğer dengeleri de gözeterek, kendince bir kâr-zarar hesabı yapıp “Tampon Bölge” konusunda Türkiye’nin şartlarını kabul edebilir. Türkiye de savaşmadan bu stratejik kazanımı elde edebilir.

Hülasa

Fırat’ın doğusu hedefli müstakbel askerî harekât niyeti; bilhassa 2011 yıllından itibaren dış politikamıza istikamet veren “Stratejik Derinlik” icâzeti doğrultusunda  temellendirilerek sevk ve idare edilen “kötü” Suriye politikalarından “düzgün” bir şekilde çıkma kararlılığının bir alametidir!

Yani kendi ellerimizle kazdığımız “Stratejik Derinlik” çukurunun üzerini örtme yolunda, geç kalınmış harekât serisinden sadece birisidir!

Bu harekât sadece Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusu olarak nitelendirilen 480 km’lik sınır boyumuza cephe 45 bin km. karelik bölgeyle sınırlı kalmayacak; “ güdümlü” ve “ zamanlı” olarak, Irak’ın kuzeyinde de yürütülecek. Harekât, Nusaybin ilçemize 95 km. uzaklıktaki Sincar ile Çukurca ilçemize 145 km. uzaklıktaki Kandil arasındaki hattı da kapsayacaktır.

Savunma Bakanı Sayın Hulusi Akar’ın, “Suriye'nin kuzeyinde terör koridoruna izin vermeyeceğiz” beyanındaki “terör koridoru” tanımı sadece Suriye’nin kuzeyindeki bölgeyi değil, Irak’ın kuzeyinde Sincar ile Kandil arasındaki hattı da kapsıyor. Bu hat da CENTCOM’un projelerinde “Fırat’ın doğusu” tanımı içerisindedir.

Bence… Eğer Fırat’ın doğusuna yönelik harekât başlarsa, harekâtın ilerleyen aşamalarında Türkiye’nin asıl mücadele alanı Irak’ın kuzeyinde Sincar ile Kandil arasındaki hat arasında olacaktır!

Bu öngörümü motive eden etkenin “Türkiye ilk etapta Suriye’nin kuzeyinde konuşlu ABD/CENTCOM/Fransa askeri varlığına rağmen Afrin'deki gibi bir kara harekâtı gerçekleştiremez” tezleri değildir. Zira bu stratejik anlamda kestirilemez durumdur.

Unutmamak lazımdır: Türkiye 10 Mart 2018’den beri Sincar-Kandil hattındadır ve bu bölgede de Suriye'nin kuzeyinde olduğu gibi ABD/CENTCOM askeri varlığı vardır. TSK buna rağmen gözünü budaktan esirgemeden Suriye ve İran arasında kalan hatta 30-40 km derinliğinde “güvenlik koridoru” kurma planını tıkır tıkır işletiyor!

İşte, müstakbel Fırat’ın doğusu operasyonu işletilmeye başlatılan bu sürecin bir parçasıdır!

 

 

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.