“Sarı Yelekliler” Eyleminin PESCO Antlaşması’yla İlişkisi

Ahmet TÜRK tarafından yazıldı. Gösterim: 2925

Bildiğiniz üzere Fransa’nın başkenti Paris, yaklaşık bir aydır ‘Sarı Yelekliler’in eylemlerine sahne oluyor. 17 Kasım’da akaryakıta getirilen vergilere karşı Fransız vatandaşları tarafından başlatılan, daha sonra kent merkezlerine yayılarak hükümet karşıtı protestolara dönüşen eylemler, 8 Aralık 2018 itibariyle ülke çapında on binlerce kişinin katılımıyla geniş bir alana yayılmaya başladı.

Başta sadece ağırlıklı olarak aşırı sağın yürüttüğü eylemlere, gelinen aşamada bunlarla yüzde yüz zıt görüşteki gruplar, sırf Macron hükümetine inat katılarak sahadaki yelpazeyi genişletmeye başladılar. (Tıpkı 2013 Gezi Eylemleri'nde olduğu gibi)

Bu tip kitlevî eylemlerin arkasında hangi ülkelerin ve odakların olduğu tartışmaları, haklı ve meşrû bile olsa, görünen sebepler kadar hatta daha fazla öne çıkmaktadır!

Tamam; Fransa’da on binlerce KOBİ’nin iflas sürüklenmesi, yüksek oranda vergi kesintileri, üretim ekonomisinin ağır hasar alması, gelir dağılımındaki adaletsizlikler gibi mali orijinli sorunlar binlerce Fransız vatandaşını sokaklara dökmüştür… Lakin bu haklı gerekçelerden sonra masum eylemler olarak sokağa taşınan protestolar, bir süre sonra bambaşka bir hacim ve nitelik kazanmaya başlıyor…

Sokaklarda şiddet profili yüksek kitlevî eylemlerin dış müdahaleye açık olmaması, tetiklenmemesi, en önemlisi kirletilmemesi mümkün değildir!

En azından hasım ülke ve odakların, hedef ülkelerdeki eylemlere müdahaleleri, görünen parametreleri bir çarpan olarak dahî olsa olumsuz etkiler!

Fransa bu türlü dış müdahalelere açık kontrolsüz yapı ve organizasyonlara sahip bir ülke... Misal, eğer Le Pen liderliği bu işten galip çıkarsa işte o zaman muazzam bir çatışma ortamı doğabilir. Öyle ki şu anki eylemler, göçmenlerin ve Müslümanların sahaya inmesi sonunda ortaya çıkacak tablonun fragmanı bile olamaz. Geçmiş yıllardaki gösterileri hatırlayın… İşte o zaman, Fransa ordusu tamamen sokaklara iner. Bunun ne anlama geldiği malum!

Dikkat edin bu tip eylemlerin neşet ettiği alan sosyal medyadır. Kontrolsüz bir alandır. Günümüzde sosyal medya üzerinden başlayıp dalga dalga yayılan hiçbir toplumsal olayın arka planında zinde bir uluslararası güç veya güçlerin olmaması mümkün değildir.

Mısır’da, Tunus’ta, İran’da, Ukrayna’da, Rusya’da, 2013 yılında Türkiye’de bizde ve daha birçok ülkede yaşananlar eylemlerin daha doğrusu hesaplaşmaların uluslararası boyunun olmadığı fikri yanlıştır.

Gelelim Paris Eylemleri'nin arkasındaki uluslararası boyutun varlığı ve niyetleriyle alakalı teorilere…

Çok fazla dile getirilmiyorsa da bazı önemli AB uzmanı siyasi analistler, kontrollü veya kontrolsüz şiddet de üreten bu olaylarla PESCO Süreci arasında bağ kuruyorlar. Şöyle ki:

PESCO (Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği Savunma Anlaşması ) Avrupa'nın 'NATO'ya alternatif' bir savunma işbirliği projesidir. Askerî alanda, kendilerini ABD’den bağımsız kılacak bir yapı kurmak isteyen AB’nin ortak savunma politikası ve paktı olan PESCO, özellikle Almanya ve Fransa'nın desteklediği ve ikili istişarelerle projelendirilmiş bir yapıdır. İngiltere’nin başını çektiği beş AB ülkesi bu projeyi desteklemiyor.

Hatırlarsınız geçtiğimiz aylarda Donald Trump'tan gelen "Avrupa ülkeleri NATO bütçesinde üzerine düşeni yapmalı" söyleminin ardından Macron- Trump arasında Twitter üzerinden nezaket sınırlarını aşan bir tartışma yaşanmıştı.

AB üyeleri, NATO üyeliğinin ekonomik külfetinden rahatsızlar… AB’nin yıllık savunma bütçeleri 2017 itibarıyla toplamda 200 milyar dolar civarında. PESCO’nun getireceği yapılandırma ile yıllık 25 ila 100 milyar dolar arası bir tasarruf yapılması öngörülüyor.

ABD ile NATO ittifakı bu "alternatif" savunma paktından rahatsız. Genelde AB özelde Fransa ve Almanya, PESCO’nun NATO ile rekabete girebilecek bağımsız bir oluşum olmadığı noktasında ABD’yi ikna etmeye çalışıyor. NATO’ya alternatif değil NATO’yu tamamlayan bir proje olduğu istikametinde argümanlar üretiyor…

Pek bilinmez, AB ülkelerinin konvansiyonel silah kapasiteleri Pentagon’un komutası altındadır. ABD, bu noktada dominant olan Pentagon’un bu avantajını PESCO’ya kaptırıp devre dışı bırakılmasından da endişe duyuyor.

Anlayacağınız AB eğer daha güvenli hissetmek istiyorsa ortak bir ordu kurmak gerektiğinin farkına vardı. En önemlisi, ABD'nin güvenlik temelli yardımlarına muhtaç kalmanın dezavantajlarından usandı!

Bu projenin aynı zamanda "AB’ye üye ülkelerin AB içinde kalması yönünde güçlü bir sebep" olduğu argümanı da yaygın bir şekilde kabul görüyor.

Türkiye’de ABD ve NATO’ya karşı, PESCO’ya girme kozunu elinde tutuyor. Diğer taraftan son tahlilde Türkiye PESCO’ya yeşil ışık yakarsa AB’ye giriş vizesini de almış olacak!

Hülasa…

Meselenin Avrupa Birliği ve Birleşik Devletler/NATO arasındaki gerilimin “operatif "anlamda bir neticesi olduğuna dair görüşlere ve bu olayların arkasında PESCO yapılanmasına karşı bir direncin olduğu doğrultusundaki teorilere katılıyorum…  

Fakat mevcut durum göz önüne alındığında, Fransa’daki ayaklanmanın diğer Batı ülkelerine yayılma ihtimali merkezli öngörülere ise katılmıyorum… Bazı AB ülkelerinde marjinal birkaç eylem denemeleri olabilir ama kontrol altına alınır.

Netice itibariyle Avrupa’nın göbeğinde bu eylemlerin travmatik bir etki bırakacağını düşünüyorum lakin bir devrim ile sonuçlanmaz.

Bu saatten sonra Fransız hükümetinin işi hayli zor! Hem politikalarını halk ayaklanmasına uyarlamak zorunda, hem de ABD/İngiltere/NATO tazyikine karşı durmak ve diğer AB ülkelerinden destek almak zorunda…

 

0
0
0
s2smodern