HDP’yi Kimler ve Nasıl “Kilit” Parti Haline Getirdi?

Başta bir kısım CHP seçmeni ve sair parti seçmenlerinden müteşekkil yaklaşık %3-4’lük bir seçmen kapasitesi, “HDP barajı aşarsa Ak Parti salt çoğunluğu elde edemez” motivasyonu ve basit bir matematik hesabıyla, tıpkı 7 Haziran 2015 seçimlerinde olduğu gibi, 24 Haziran seçimi sonrasında da HDP'yi Meclise taşıdı.

Haliyle gerek Ak Parti politbürosu gerekse Ak Parti seçmeni ve tabanı şikâyet etmeye başladı. Topyekûn, CHP’yi terör örgütünün siyasi uzantısı HDP’yi meclise sokmakla ve hainlikle itham etmeye başladılar…  

Hâlbuki HDP'nin dışarıdan %3’lük sair seçmen takviyesiyle, rahatlıkla meclise taşınabilecek %7’lik kemikleşmiş bir oy hacmine erişmesinin ve her seçimde “kilit” parti haline gelmesinin asıl müsebbibi Ak Parti’nin ta kendisidir!

Hatırlayınız 2007’li yıllardan beri sürdürülen ısrarlı “Kürt Açılımı” projeleriyle şartların olgunlaştırılıp, 2012-2015 yılları arasında devreye sokulan “Çözüm Süreci” yıllarını…

Çözüm Süreci adı verilen bu sahte barış sürecinde, süreci yürüten Ak Parti'nin siyasi ve bürokratik kadroları, silahsızlandırma ve sınır dışına çıkartma şartlarına uymadığı halde konjonktürel avantajların peşine düşerek terör örgütüyle ısrarla müzakere yürütmeye devam etti…

Neticede hem devletin uzun dönem tecrübesi ve egemenlik haklarıyla alakalı hayati duyarlılıkları dışlandı, hem de PKK’ya bölgesel denklemleri kendi başlarına kurabilecekleri ve işletebilecekleri yollar açıldı!

PKK sadece içerde değil, Irak ve Suriye'de her türlü dış müdahaleye ve jeopolitik çıkar rekabetine açık hale geldi.  Ardından yıllardır hapsedildiği dağ ve kırsal ortamdan yürüttüğü faaliyetlerini il ve ilçelere kaydırarak büyüttü. Çözüm Süreci’nde elde ettiği avantajlarla sınır içindeki silahlı unsurlarını müdahaleden beri kılmayı başardığı için o denli güçlendi ki; bu ülkenin her yerinde “meskûn mahal savaşı” yürütebilecek konuma erişti!

PKK bu boyutlara erişti de, siyasi uzantısı HDP bu sürecin siyasi avantajlarını kendi lehine tahvil etmedi mi? Etti!

İşte, bugün “kilit” parti haline gelen HDP’nin temelleri de o günlerde atıldı.

Çözüm Süreciyle eşgüdümlü yürütülen Suriye politikalarında ve iç güvenlik konularında siyaset üretmesine izin verilen teröristbaşı Öcalan’ın ortaya koyduğu “Demokratik Cumhuriyet” tezi ile uyumlu HDP’nin “Türkiyelileşme” tezine Ak Parti’de müthiş itibar gösterdi..

Çözüm Süreci’ni yürüten siyasi ve bürokratik çevrelerce her de deva imiş gibi muamele gören bu proje, Çözüm Süreci’yle birlikte yeniden güncellenerek devreye sokulmaya başlandı…

Ak Parti liderliği sadece sahte barış ütopyasının düşkünlüğüne duçar olmakla kalmadı; bu sürecin kendi partilerine ciddi fırsatlar sunacağını zannetti. Bilhassa Doğu ve G.Doğu seçmenin ekserisinin HDP’den kopup fevc fevc Ak Parti’ye oy vereceği doğrultusunda hesap kitap yapmaya başladı…

Ak Parti hesap kitap yaparda, HDP aklı hesap kitap yapmaz mı? HDP'de kendi politik denklemini kurmaya başladı. 

Türkiyelileşme” sürecini Türk siyasal değerleriyle bütünleşmek olarak gören HDP, bu projeyi Kürdistan hedeflemesinden ve Kürt değerlendiren kopmak olarak değerlendirdi… Çok "sinsi" ve "riyakâr" bir süreç yürüterek, sadece “Türkiyelileşme” sürecinin kendileri için içinde barındırdıkları siyasi fırsatların peşine düştüler…

O günlerde yazdığım tenkit yazılarımda da sıkça ve ısrarla tekrarlamıştım; Türkiyelileşme” projesi belirli bir oy bandı üzerinde hareket eden BDP/HDP ve türevlerinin oyunu artırması için siyasal bir hedef olarak devreye sokuldu aslında. Bu siyasal projenin aslı “barış” değil, HDP’nin “meşrûiyetini” dolaysıyla oyunu arttıracak bir siyasi hedefti

Konuyu çok fazla detaya boğmadan devam edelim…

Çözüm süreci yıllarında kötü giden işleyişi görmezden gelen, hiçbir ikaz ve uyarıyı umursamayan Ak Parti, 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin bu %13 alıp kendisini tek başına iktidar olmasının önüne set çektikten sonra kendine geldi…

Yani devlete ağır bedeller ödetirken kılını kıpırdatmayan dönemin süreç yöneticileri, süreç kendi siyasi iktidarlarının bekâsını tehdit edince, bu memlekette bir "Kürt Sorunu" değil "terör sorunu" olduğunu keşfettiler!

Apar topar ayaklar altına aldığı milliyetçiliği öpüp başına koydu ve derhal güvenlikçi politikalara geri döndüler! Sonraki süreçlerde duruma vaz’iyed edildi lakin bazı hasarların telafisi kolay olmuyor yahut çok geç oluyor…

Netice itibariyle, Çözüm Süreci yıllarından beri izlediği kötü ve yanlış politikalarla HDP’ye sürekli “meşrûiyet” ve “rızâ” üreten Ak Parti, kendi elleriyle “politik bir canavar” meydana getirmiş oldu!

Marjinal kalacağı sanılan HDP, hem Ak Parti’yi tek başına iktidar etmekten alıkoyacak potansiyele erişti, hem de seçmen kitlesiyle birlikte her seçim öncesi “kilit” parti hâline geldi!

Sen imkan verirsen, CHP'de HDP'de diğer muhaliflerinde çıkarları doğrultusunda gereğini yaparlar! Bu yüzden bu mevcut tablodan ne Ak Parti yönetiminin, ne de seçmeninin şikâyet etmeye hakları yoktur!

Tamam, bünyeleri hata yaptıklarını pek kabul etmez ve kabahati hep başka yerlerde ararlar... Lakin bu konuda insaf etsinler ve bari bu kez kendimiz ettik kendimiz bulduk” desinler!

 

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.