PKK’nın Yeni Savaş ve Kaos Konsepti

Doğu-G.Doğu’da ki son durum, PKK terörü ve müstakbel meskûn mahal savaşı ile alakalı düşüncelerim ve öngörülerim:

1 ) 15 Temmuz darbe girişimi sonrası PKK’nın; genelde ‘Kamu Kudreti’nde, özelde ise TSK’da alınan ağır hasarın stratejik sonuçlarını ve zafiyeti iyi okuduğunu düşünüyorum. Şu anda bir çeşit savaş halinde olduğumuz ABD/NATO’nun operatif hamlelerine taşeronluk yapan PKK, bu doğrultuda bölgede yeni bir savaş ve kaos konsepti başlatmak üzere..!

15 Temmuz sonrası askeriyede bilhassa Doğu ve G.Doğu bölgelerindeki komuta kademelerinin birçoğunun FETÖcü darbe teşebbüsüne müdahil ve müzahir olduğu gerekçesiyle devre dışı bırakılması ve TSK’nin genelindeki moralsizlik nedeniyle, istisna noktalar hariç, intikal ve yol kontrollerinden çekilmiş durumda. Askerimiz şu anda ana arterlerde ve merkezlerde temerküz ediyor.

Bölgeden gelen haberlere göre, bilhassa yol kontrolleri ve mobilite avantajlar maalesef PKK’ya geçmiş durumda. Ana arterler dışında yan yollar, dar arterler ve taşra yolları PKK tarafından bloke edilmiş vaziyettedir.

Şu anda sahada polis kapasitesi etkin durumda… PKK’nın önümüzdeki süreçte öncelikli hedefi polis teşkilatıdır… Dikkat ederseniz eşkıya son bir aydaki eylemlerinde, direkt polis merkezlerimizi ve polisimizi hedef almaktadır.

2 ) PKK ve türevleri bir süredir, müstakbel meskûn mahal savaşını, öncekinden daha farklı bir içerikle ve yüksek şiddet profiliyle, daha geniş bir bölgeye yaymakla Türkiye’yi tehdit ediyor. Bu bağlamda PKK’nın, sivil halktan karşılıklı etnik çatışma beklentisi umarak eylem koyma tehlikesi hayli yüksek. Bu konuda sadece etnik değil, mezhepsel hassasiyetleri de araçsallaştırabilir...

Bu istikamette halk içerisinde milliyetçi tepkimenin yüksek olacağı; Hatay, G. Antep, Kilis, K. Maraş, Malatya, Adıyaman, Elazığ, Erzurum, Erzincan, Kars, Adana, Mersin, Antalya gibi illerin belirli ilçeleri ve mahalleleri tehdit ve tehlike altındadır! Zaten son Elazığ ve Gaziantep terör eylemleri bu kapsamdadır.

3 ) Malumunuz son bir yıldır, başta ABD ve AB olmak üzere tüm küresel güçler siyasi iktidarı tekrar 7 Haziran öncesi çizgiye; yani bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük hatası olan ‘Çözüm Süreci’ çizgisine çekmek için peşi sıra demeçler veriyor.

Bu konuda PKK/HDP ve türevleri de tehditle karışık Çözüm Süreci’nin yeniden başlatılması yönünde beyanlarını arttırdı. Hatırlarsınız, PKK/KCK Gaziantep Şahinbey ilçesinde menfur terör eyleminin vuku’ bulduğu günün öncesinde ‘Önder Apo ile müzakere süreci tekrar başlamalı’ şeklinde bir bildirge yayınlamıştı!

Çevre coğrafyayı yeniden dizayn eden ABD/NATO da ısrarla PKK ile müzakere sürecinin yeniden işletilmesini istiyor. Bunların derdi barış filan değil; sadece, Irak ve Suriye’deki müstakbel Kürt devletiyle düzgün ve istikrarlı bir şekilde etkileşimli bir Doğu ve G.Doğu istiyorlar! Çünkü önceki MİT-Öcalan Müzakere Süreci’nde, PKK üzerinden 30 senede elde edemedikleri avantajları, 3,5 sene gibi kısa bir sürede de, hem de kan dökmeden elde edebildiklerini gördüler!

ABD ve müttefiklerinin bundan sonraki en önemli hedefi; Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu’su ile Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt ‘rezerv’ alanlarıyla uyumlu bir nüfus konsolidasyonunu gerçekleştirebilmek olacaktır!

4 ) Siyaset kurumunun acil gündemi; Türk siyasi sistemini, dış müdahaleye karşı diplomatik-siyasi etkinlikle dirençli hale getirmek ve ivedilikle ‘Kamu Kudreti’nin kesintisiz fiili etkinliğine sadakati ve yüksek hassasiyeti yeniden kazandırmak olmalıdır. Siyasi iktidar bunu mutlaka başarmak zorundadır…

Siyasi iktidar, son beş yıldır sürdürdüğü ‘kötü’ politikalardan ‘düzgün’ çıkmak adına, diplomatik siyasi etkinlik konusunda önemli adımlar atmaya başladı. ‘Rusya+Türkiye+İran’ birlikteliğinde asgari müşterekleri ve çıkarları arttırmaktan başka çare yok gibi…

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.