İsrail’den Son Dakika ‘Soykırım’ Hamlesi!

Türkiye’nin, 15 Temmuz gecesi egemenlik haklarına ve kamu kudretine tecavüze kalkışan ABD/NATO orijinli Fetö/PDY taşeronlu darbe girişiminin hasarlarını onarmaya çalıştığı şu günlerde, Batı başkentlerinin yanı sıra bir darbede İsrail’den geldi!   

Tüm insanî ve vicdanî tartışma alanlarını bir tarafa bırakarak, bekâ faktörlerini ve milli güvenliğini öne sürerek normalleşmeye can attığı İsrail’le kurulan yeni sürecin avantajları üzerinden hesap-kitap yapan siyasi iktidar ilk hüsranını yaşadı. Anormal ve travmatik günler geçiren Türkiye’nin hâl-i pür melâlini fırsat bilen İsrail, ‘Ermeni Soykırımı’ iddialarını ‘resmen’ tanımak adına kendi parlamentoları gündemine taşıdı.

Açık söyleyeyim, ‘soykırıma maruz kalmış’ statüsünü sürekli kullanan ve birçok politikasını bunun üstüne kurup genişleten bir İsrail’in, neredeyse kimseyle paylaşmayacak raddede elinde tutmaya çalıştığı bu statüsünü Ermenilerle paylaşacaklarını düşünmezdim! Ama İsrail bu! Kendi âli menfaatlerine büyük bir katkı yapacağını düşündüğü konularda gözünü budaktan esirgemez!

İsrail parlamentosu yanlış hatırlamıyorsam, 2009’dan beri sözde Ermeni soykırımının tanınması konusunu 3 kez gündemine almıştı. Fakat bu girişimler komisyonlardan bile geçmemişti. Lakin bu kez İsrail parlamentosunun Eğitim ve Kültür Komisyonu, ‘Ermenilerin yaşadığı soykırımı tanımak bizim ahlaki görevimiz’ gerekçesiyle ‘Ermeni soykırımını’ tanıdığı ilan etti. Öte yandan ilgili komisyon başkanı İsrail parlamentosu Knesset'e de ‘Ermeni soykırımını’ tanıma çağrısında bulundu.

Burada ilginç olan şu: Almanya’nın ‘Ermen Soykırımı’ iddialarını resmen tanımasından sonra İsrail’in bu konuyu gündemine alacağı zaten konuşuyordu… Hatta 5 Temmuz 2016 tarihi bile verilmişti lakin İsrail’in bu süreyi ertelemesi ve alelacele Türkiye’de ki darbe girişiminden hemen sonra Ağustos ayının başında parlamentosu Knesset'e taşıması hayli manidardır!

İsrail’in bu hamlesinin gerçekleşip gerçekleşmesi önemli değil, önemli olan bu siyasi manevranın nasıl okunması gerektiğidir... Daha çok ‘aba altından sopa göstermek’ gibi duruyor. Çünkü şu anda hem İsrail, hem ABD/NATO hem de Batı başkentleri, 9 Ağustos Erdoğan-Putin görüşmesine kilitlenmiş durumda. Malumunuz ABD ve İsrail mesaj vermeyi sever!

15 Temmuz darbe girişiminin de, Türkiye’nin ‘Avrasya’ eksenine ‘göz kırpması’na yönelik olduğu istikametindeki tezleri destekliyorum. Bundan sonra Türkiye’nin Rusya ile ilişkileri konusunda Türkiye’nin ne diyeceğinden çok, Rusya’nın/Putin’in ne diyeceği ve Türkiye ile hangi müştereklerde buluşacağı ve Türkiye’ye vereceği teminatlar önemli...

İşte… Gerek İsrail’in son dakika ‘Ermeni Soykırımı’ hamlesinin, gerekse 15 Temmuz darbe girişiminin beklenen ‘ikinci dalgası’ 9 Ağustos Erdoğan-Putin görüşmesiyle yakından ilgili olduğunu/olacağını düşünüyorum… Dünyanın ağzı açık bir şekilde beklediği görüşmeden çıkacak olan güçlü bir ‘birliktelik’ mesajı, ABD ve Atlantik ittifakı tarafında kalıcı bir hasar bırakabilir. Hâliyle onlarda boş durmayacaklardır.

Türkiye, bu aşamadan sonra ‘tam bağımsız ve güçlü Türkiye’ uğruna her türlü bedel göze alıp, Rusya kozunu da kullanarak bölgede daralan manevra alanını genişletmeye ve ‘Suriyelileştirme Projeleri’ne direnç gösterebilir. Bir Rus atasözü ‘kurtlarla arkadaş ol, ancak baltayı da elinden bırakma!’ der… Tabii ki bu iki ülkenin de birbirlerine karşı tedbiri elden bırakacakları anlamına da gelmiyor.

Siyaset kurumunun acil gündemi; Türk siyasi sistemini, dış müdahaleye karşı diplomatik-siyasi etkinlikle dirençli hale getirmenin yanında en önemli görevi, ‘toplumsal barışı’ sağlamaktır. Toplumsal barışa ve birliğe zeval verecek hamleler ve ötekileştirmeler ‘darbe’nin kendisi kadar hatta daha fazla tehlikelidir. Hele şu sıralar; hiç kimse aynı gemide yol alındığını unutarak, farklı dümenler tutacak çareleri gündeme getirmemelidirler!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.