OHAL, PKK ve Türevlerine de Dokunsun Artık!

15 Temmuz darbe girişimi sonrası, ilan edilen OHAL ve bu süreçte Kanun Hükmünde Kararnamelerle hızlandırılmış karar alma mekanizması, mülki ve askeri kurumlardaki FETÖ yapılanmasından ötürü ağır tahribat alan kamu düzenini onarmak için, başta hukuki ve toplumsal mutabakat olmak üzere birçok engelleri ortadan kaldırdı. Bu konuda da epeyi mesafe alındı…

Haliyle bu müdahaleler, daha önce bu köşede iki kez müstakil bir yazıyla gündeme getirmeye çalıştığım, devlet kadrolarına çöreklenmiş “PKK’lı Memurlar” ve PKK’ya hizmet eden HDP’li belediyelerin görevden alınmaları konusundaki beklentileri de hayli arttırdı. Daha önce hükümet tarafından da haklı bulunup bu istikamette girişimde bulunulan ama sürecin ağır işlemesine neden olduğu gerekçesiyle ileri sürülen hukuk ve toplumsal mutabakat birçok engel de, OHAL ilanıyla ortadan kalkmış oldu.

Geçmişte peş peşe işletilen ‘açılım süreçleri’ ve nihayetinde devreye sokulan ‘Çözüm Süreci’ adı verilen 3,5 yıllık sahte barış süreci boyunca, Doğu ve G.Doğu bölgesindeki PKK serbestliği ve devletteki kadrolaşmalarının bedellerini, hem millet hem de devlet ağır bir şekilde ödemeye devam ediyor...

Doğu ve G.Doğu bölgesinde vaziyet oldukça vahim... Bölgede her gün şehit vermeye devam ediyoruz… Bir yandan meskûn mahal çatışmaları devam ederken diğer yandan idari işleyişte; öğretmenlerden imamlara, sağlık personelinden nüfus ve tapu dairelerindeki memur kadrolarındaki on binlerce PKK kapasitesinin teröre ve terör örgütüne verdikleri destek muazzam!

Üstüne üstlük Çözüm Sürecinde bu PKK’lı memurlarla alakalı bir büyük bir yanlış daha yapıldı; “PKK’lı Memurlar” doğdukları, büyüdükleri veya uzun süre ikamet ettikleri yerlere atandı! Gelinen aşamada bölgedeki PKK’lı memurların ‘yerellik’ oranı %78’e ulaşmış durumda!

İşte… ‘Kamu Güvenliği’ ve ‘Kamu Kudreti’ne zeval veren bu kötü tablo, bizzat şehir savaşlarının kendisi gibi başlı başına bir ‘Milli Güvenlik’ sorunu halini aldı!

Bu gerekçelerden ötürü mevcut OHAL kapsamında:

PKK ve türevleri ve dahî bunların destekçileri, tıpkı devletteki FETÖ/PDY kadrolarına yönelik yapılan tensîkâta/düzenlemeye tabi tutulmalı, devletin tüm kurumları bunlardan temizlenmelidir.

PKK ve türevlerine destek verdikleri ispat edilen finans kaynakları kişi ve kurumlara müdahale edilmeli, vakıf ve dernekleri kapatılmalıdır…

Üniversitelerimizi işledikleri cinayetlerle ve ürettikleri şiddetle mini bir Kandil’e çeviren öğrenci kılıklı teröristler, bunlara göz yuman üniversite yöneticileri ve akademisyen kapasitesinin üniversitelerle ilişiği kesilmelidir.

Devlete başkaldıran, ülkenin bir bölümünde; egemenlik haklarımıza önce ortak olmaya, sonra sahip olmaya çalışan, bu niyet ve eylemlerini meclis çatısı altında bırakın îma etmeyi açıkça talep eden TBMM içindeki PKK’nın uzantıları da sistemden temizlenmelidir!

Şu gerçek kesinlikle göz ardı edilmemelidir: FETÖ/PDY nasıl ki Amerikan/NATO güdümlü terör örgütüyse, PKK ve türevleri de aynısıdır! Eğer ABD/NATO’nun 15 Temmuz darbe girişimi sonrası müstakbel hamle beklentilerinden birisi de Türkiye’de iç savaş fitilinin ateşlenmesiyse; bu istikamette en müsait ve kullanışlı terör örgütü, Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki yapılarla da sürekli etkileşim halinde olan içerideki PKK ve türevleridir!

Maalesef, 15 Temmuz cunta girişiminde en ağır hasarı alan TSK’nin, bölgede ‘denge’ ve ‘devre’ dışı bırakılmış algısını da göz önünde bulundurursak; dâhili ve hârici tehdit ve tehlike algılamalarıyla birlikte ülkemizin bekâ faktörleri, darbe girişimi öncesi süreçten daha ağır bir risk altındadır!

Tüm bu nedenlerden ötürü; mevcut FETÖ ile mücadeleyle birlikte yukarıda sıralamaya çalıştığım PKK ve türevleriyle alakalı tedbirler de, mevcut OHAL şartlarında ivedilikle devreye sokulmalıdır.

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.