Geçme Nâmerd Köprüsünden…

En başından beri; ‘eksen kayması’, ‘Müslüman dayanışması’, ‘Erdoğan’ın karizması’ gibi konularla birlikte eş güdümlü ilerleyen İsrail’le olan sürtüşmeleri ‘yapay’ hamleler olarak gördük ve temkinli yaklaştık.

ABD emperyalizminin, İsrail’le kavga eden bir Türkiye algısı üzerinden ‘Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Afrika Projesi’ adına Ortadoğu’da nüfuz elde ettiği tezini öne sürdük… Herkes bu politikalarla Türkiye’nin birilerinin ayağına bastığını sanırken, aslında o birilerinin ekmeğine yağ sürüldüğünü iddia ettik… Bu işlerin sonunun iyiye gitmeyeceğini, bırakın ‘bölge liderliği’ iddiasını, ABD ve NATO’nun bir cephe ülkesi, ucuz asker deposu ve sıçrama tahtası haline geleceğimizi yazdık durduk…

Söz uçar yazı kalırmış. AKP hükümetinin İsrail ile ilişkilileriyle alakalı yazdıklarımız, vaziyet tespitlerimiz ve öngörülerimiz arşivde… Gelinen aşamada yaşananlar haklılığımızı ortaya çıkardı.

Aslında bu yazının konusu İsrail ile 'normalleşme' başlığı altında yeniden tesis edilen siyasi, ticari ve askeri fırsatların peşine düşen son politik hamleler değil…  

Konumuz; Filistin sorunu ve İsrail karşıtlığı deyince akla ilk gelen ve bu konuları uhdelerinde olduğunu her daim karşısındakilere hissettiren ‘Siyasal İslamcı’ kesim ile bunların sevk ve idare ettikleri ulusal gazete ve TV’lerin siyasi iktidarın bu son İsrail hamlesi karşısındaki sessizliği!

Dikkatinizi çekmiştir… Yangından mal kaçırırcasına acele, devlet sırrıymış gibi gizlice yürütülen İsrail’le antlaşma sürecini, Başta Vahdet Gazetesi olmak üzere bir-iki gazete dışında kimse gündemine almıyor!

Çünkü ‘Siyasal İslamcıların’ siyasi iktidara müzahir ve angaje olmuş kesiminin, İsrail ilişkilerde muhafazakâr kamuoyu algısındaki olumsuz siyasi ve sosyolojik etkilerini tavsatmak/yavaşlatmak gibi bir misyonu var!

Bu İsrail karşıtlığından ne ekmek yediler! Hiç unutmuyorum, 64. Davutoğlu Hükümeti döneminde dört bakanın yolsuzluk iddiası ile yüce divana gönderilmesiyle alakalı süreçte siyasal İslamcı bir yazar, ‘Eğer AKP’li vekiller bu şartlarda yüce divana evet derse, Türkiye’den nefret eden İsrail Dışişleri Bakanı Liberman’ı sevindirir’ diyerek ‘kirliliği’ İsrail karşıtlığı ile tolere etmeye çalışmıştı!

Peki, ‘1 Kasım seçiminde Ak Parti kaybederse; Gazze kaybedecek, İsrail kazanacak!’ propagandasına ne demeli? Bu hamle istismar denen şeyi bambaşka bir boyuta taşımakla kalmamış, ‘bunlar kadar çıkarcı ve omurgasız bir topluluk var mıdır acaba yeryüzünde?’ sorusuna yüklüce meşrûiyet ve haklılık transfer etmişti!

Bu yüzden benim için bu pişkin topluluk ve duyarsızlığı, AKP’nin son İsrail hamlesiyle alakalı gelişmelerden ve reel politik detaylarından daha önemli…

Çünkü temeli bu kadar ‘kesin hükümler’ ile çevrili olduğu halde ‘semazen’ misali dönen ve her devre, kişiye ve çıkara göre orayı mesken eden böyle bir oluşumu aklım almıyor.

Hülasa,

Malumunuz; beğenilmeyen/onaylanmayan/sevilmeyen ancak istenilen şeyin gerçekleşmesini sağlamaya ‘muktedir’ olana iltifatkâr davranmak, katlanmak anlamında kullanılan bir deyimimiz var: “Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek!

Bu deyimi politik tarz olarak benimseyip mesafe almak isteyenlerin politik ömürlerinde, ne köprüler tükenir ne de ayılar! Her defasında ayıya ‘dayı’ demekten köprüyü geçmek unutulur! Nihayetinde hem hedefe ulaşılamaz, hem de ayıya özbeöz ‘yeğen’ olunur!

Ülkeyi Yönetenlerin zırt-pırt, ‘üst akıl’ diye şikâyet ettikleri odaklar; aslında ellerini kaptırıp kollarını kurtaramadıkları bu ayılardır! Bunun içindir ki; bugün Hüseyin için ağlıyorken, ertesi gün Yezid ile işbirliği yapmak zorunda kalıyorlar!

Hâliyle, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ maslahatıyla, yapılan yanlışlara ve usulsüzlüklere göz yuma yuma en önemli meziyetini, yani ‘irfanını’ yozlaştıran 'yandaş' takımı da olan-bitenler karşısında sesini yükseltemiyor.

İşte tüm bu ‘omurgasızlığın’ genel adı da ‘reel politika’ oluyor!

Hâlbuki ‘doğru’ ve ‘haysiyetli’ olan, "Geçme nâmerd köprüsünden ko aparsın su seni/yatma tilki gölgesinde ko yesin aslan seni" sözünü ülkü edinmekti…

Zalimle iş tutmamak ve zalime karşı minnet altında kalmaktansa bedel ödemeyi göze almaktı…

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.