II. Boraltan Vakası: Türkmen Dağı

Kötü Suriye politikasının bedelleri öyle ağır ödenmeye başlandı ki, gelinen aşamada burnumuzun dibindeki kadim Türkmen varlığı, temelleri atılan kürt ulusal kantonu altında YPG hükümranlığına terk edilmiş durumda. Daha da mühimi, Türkiye’nin Suriye sınırının ötesiyle olan etkileşimi PKK/YPG ve türevleri tarafından tamamen bloke edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalmış vaziyette.

Bilhassa Türkmenlerle etkileşim halindeki Hassa, Kırıkhan, Kumlu, Reyhanlı, Altınözü ve Yayladığı karşısına denk düşen sınır boyunun tamamen kapatılması yönünde, Türkiye üzerindeki ABD baskısı ve provokasyonları her geçen gün artmakta…

Bir yanda Türkiye’nin kötü Suriye politikasının neticesi Rusya-İran-Suriye cihetinden her geçen gün şiddetini arttıran hasmane tavırlar… Diğer yanda ABD-AB cihetinden gelen ağır ve olumsuz tepkime ve şantajlar… Bu tablo içinde inanın kimsenin Türkmenleri umursadığı filanda yok!

Şu günlerde içeride; genelde bölgedeki devlet altı örgütler üzerinden özelde ise Türkmen varlığı üzerinden yürütülen operatif hamlelerin öngörüsüzlük hatta beceriksizlikle yürütüldüğü, hatta Türkmenlerin gereksiz yere çatışmaların merkezine çekildiği konusu etrafında ciddi tartışmalar yaşanıyor.

Yaşansa ne olacak? İş işten geçti artık! Her zamanki gibi, sorumluluğu üstlenen de yok, hesap soranda…

İran bile İŞİD'e karşı “Kudüs Birliği” vasıtasıyla operasyonel katkısı ve lojistik çerçevede sağladığı destekle bölgesel bir aktöre dönüşürken, biz Türkmenleri ‘burnumuzun dibinde olmasına rağmen’ himâye edemedik!

Maalesef Türkiye, 1944’te yaşanan ve tarihimizin özrü ve bahanesi olmayan en utanç verici, en kahredici olaylarından birine konu olan Boraltan Köprüsü acısını tekrarlamaktadır. İçerik ve muameleler farklı olsa da sebep ve sonuçları itibariyle birbirine benziyorlar!

Nedir Boraltan Köprüsü Faciası?

Boraltan Köprüsü, 1944’te Rus sınırında Alman yanlısı kaçak Azeri ve Ahıska Türklerinden oluşan 146 (Reha Oğuz Türkkan'ın iddiasına göre iltica edenlerin sayısı 407 idi) kişinin Türkiye’ye sığındığı, reddedildiği ve sınır hemen ötesinde Rus askerlerince infaz edildiği yerdir. Sığınmacıları kabul eden Bakanlar Kurulu kararına rağmen infaza giden gelişmelere yol açan ise İsmet İnönü’dür.

İnönü, yanına ‘Batı’yı almış, savaş kazanmak ve Balkanları ele geçirmek üzere olan Rusları Türkiye üzerine çekmemek için, bu infaza ses çıkartmamıştır.

Malumunuz, Cumhurbaşkanı Erdoğan iç politik manevra alanı daraldığında 1940’lı yılların Tek Parti ve Milli Şef döneminden malzeme toplayarak sıkça CHP’yi vurur… İşte bu ‘Boraltan Vakası’nı da zamanında grup toplantılarında dilinden düşürmemiş, dönemin CHP’li yöneticilerini ve ‘CeHaPe zihniyetini’ mazlumu yüzüstü bıraktığından ötürü haklı olarak suçlayıp kınamıştı!

Lakin… Daha öncede yazdım: Mevcut siyasi iktidar geçmişte iddialı bir şekilde neleri kınadıysa, bugün kınadıklarıyla imtihan olmakta, iddialı ve büyük konuştuğu ne varsa başında bulmakta!

Hülasa

Dün İsmet İnönü yanına ‘Batı’yı alarak, savaş kazanmak ve Balkanları ele geçirmek üzere olan Rusları Türkiye üzerine çekmemek için; “bizi siz öldürün vermeyin Rus’a / yakışmaz Türklüğe sığmaz namusa” diye haykıran Azeri ve Ahıskalı kardeşlerimizin infazına ses çıkartmamıştı!

Bugünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sevk ve idare ettiği siyasi iktidar; yanına ‘Batı’yı alarak, Suriye ve Akdeniz havzasında üstünlük sağlayan Rusları Türkiye üzerine çekmemek için; ‘Türkmensiz Demografik Yapı’ istikametinde Türkmen Dağı ve çevresinde gerçekleştirilen acımasız infaza ses çıkartmamaktadır!

Ne diyelim?

409 yıl yönettiğin ve masa başı ihanetleriyle senden kopartılan bir vatan parçası üzerinde, birileri senin varlığına rağmen hem de burnunun dibindeki soydaşlarına zulmediyorsa ve sen ağırlığını koyamıyorsan, üstelik hâlâ ‘hasta adam’ muamelesi görüyorsan koskoca bir ‘yazıklar olsun’u hak etmişsin demektir!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.