Samimiyet ve İstismar Turnusolü: Ayasofya!

Hatırlarsanız geçen yıl bu zamanlarda tertip edilen Fetih Şöleni etkinlikleri ile ‘Ayasofya’nın ibadete açılması’ merkezli tartışmalar birbiriyle yarışırcasına gündemi işgal ediyordu…

Geçen seneki ‘Fetih Şöleni’ ile Genel Seçim tarihi birbirine çok yakın olduğu için muhafazakâr ve mütedeyyin çevrelerde hassas bir konu olan Ayasofya’ya dair gündem de fırsata dönüştürülmüştü. Ayasofya’nın ibadete açılmasıyla alakalı talepler ve ‘Ayasofya’ya Özgürlük’ temalı tartışmalar bizzat AKP tarafından gündeme taşınmış, adeta “çılgın proje” olarak kamuoyuna servis edilmişti!

Bu seneki gündemin içeriği ve stratejileri farklı... Bu yılda İstanbul’un Fethinin yıldönümü ile alakalı etkinliklerin mimarı siyasi iktidar ama içerik Ayasofyasız! Çünkü idrak ettiğimiz 29 Mayıs etkinliği takvimine yakın bir zamanda bir seçim ve başka bir rekabet yok! Haliyle, Adalet ve Kalkınma Partisi’de; Ayasofya’nın ibadethane olarak açılmasını ‘temenni’ olarak kabul eden ama ötesinin mümkün olmadığını öne çıkartan argümanlarla çevreli kabuğuna tekrar çekildi!

Hâlbuki ‘İstanbul'un Fethi Kutlamaları’ ve ‘Ayasofya’ gibi muhteşem değerlerimize sıradan etkinlik ve semboller muamelesi yapılarak, bu denli istismar alanları hâline getirilmemeliydi. Lâyık olduğu şekilde hakkı verilerek ülkenin gündemine alınmalıydı. Bu anlamda geç kalınsa da, her şey bitmiş sayılmaz… Hala belirli kesimlerin uhdesinde mahkûm edilen ‘Ayasofya’ ve ‘Fetih Kutlamaları’nın tüm Türkiye’ye mal edilmesinin önü açıktır. Bunun için:.

1-) Gelinen aşamada, İslam dünyasının mahzunluğu ile ibadet ve fethetme duygusunun kesişim kümesi haline getirilen Ayasofya’nın kaderi iç içe geçmiş gibidir. Ülkeyi yönetenler ‘Ayasofya’ hakkında; ‘basit’ bir genelge veya idari kararla müze haline getirilmiş ve statüsü uluslararası dengeleri ve taahhütleri kapsamıyormuş gibi davranmaktan vazgeçmelidir artık…

Ya Ayasofya’nın cami olarak ibadete açılması önündeki engellerle mücadele etmelerinin mümkün olmadığını ilan etsinler, ya da İstanbul’un Fethi ve Ayasofya istismarından ve manipülasyonundan artık vazgeçsinler!

Ayrıca ‘Mahzun Ayasofya’ ve ‘öz yurdunda garip-öz yurdunda parya” gibi ajite edici mesajlara sadece muhalif partiler ve camialarını bağlamıyor ki… Liderlerini ve partilerini dünya standartları üzerine oturtan ve muktedir gören Ak Parti tabanı ve seçmeni de bu konuda bir beklenti içinde…

2-) ‘İstanbul’un Fethi’ övülmeye ve yüceltilmeye layık muhteşem bir içeriğe ve öneme sahiptir. Ülkenin tamamına yakını da, bu muhteşem değerine hürmet edip sahip çıkmaktadır. Bu haseple, bu kutlu fethin yıldönümü münasebetiyle düzenlenen kutlamalar ve etkinlikler niçin ‘Ulusal ve Resmi Bayramlar Yönetmeliği’ kapsamı içine alınmıyor? Hem siyasi iktidarın elinde bu imkân var, hem de kamuoyu desteği çok sağlam…

İşte… Bu veya bunun gibi ‘resmi’ bir düzenleme yapılmadığı için, bu alan her türlü istismara ve tekelleşmeye açık hâle geliyor!

Siyasi iktidar bugün İstanbul’un Fethinin 563.yıldönümünü kutlama etkinliği çerçevesinde bir ‘Fetih Şöleni’ düzenliyor; şölene üst düzey “Devlet” erkânı katılıyor, finansman “Devlet” eliyle ve imkânlarıyla sağlanıyor ama etkinlik AKP’nin ‘mitingi’ şeklinde gerçekleşiyor!

Bu durum başkalarına ‘ibret’ olsun diye sıklıkla anlattıkları ‘Hz. Ömer’in Adaleti’ ve ‘devletin mumu…’ hikâyeleri ve ‘devlet yönetim terbiyesi’ ile hiç bağdaşıyor mu?

Tamam, siyasi iktidarın ‘kıymetli’ olan ve geniş kesimlerce kabulü ve karşılığı olan ne varsa siyaset malzemesi yaparak çıkar sağlamak; hatalar, başarısızlıklar ve kirliliklerle alakalı da hiçbir sorumluluk üstlenmemek ve almaza yatmak gibi bir tarzı var…

Lakin siyasete alet ettikleri ve manipüle ederek tükettikleri her değerin ve değer yargısının da içini hızla boşaltıyorlar!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.