Hangi Bürokratik Oligarşi?

Uzun ömürlü ve tek başına siyasi iktidarlardan olan ANAP tecrübesinin mimarı merhum Turgut Özal’da sürekli ‘Bürokratik Oligarşi’den şikâyet ederdi... ‘Türkiye’yi idare eden bürokrasidir. Bürokrasiyi ikna etmek lazım. Bürokrasi Türkiye’nin gücüyse ihmal etmemek kavga etmemek lazım, kavga ederseniz bürokrasi sizi perişan eder.’ tespiti de merhum Özal’a aittir.

Gerçi Özal ‘bunlarla kavga etmemek lazım…’ dediyse de, Cumhuriyet tarihinin tek başına en uzun iktidar sürecini sevk ve idare eden Tayyip Erdoğan ve AKP tecrübesi, sadece ‘Bürokratik Oligarşi’den şikâyet etmekle yetinmedi, sivil ve askeri bürokrasinin vesayetini kırmak adına mücadeleye girişti. Önce; iktidarının ilk yıllarından itibaren kademeli ama fincancı katırlarını ürkütmeyecek sükûnette yürüttüğü devlet içindeki yoğun kadrolaşma sürecinin hızını ve hacmini arttırmaya başladı. Bu istikametteki öncelikli tercihini, diğer kendisine yakın STK ve cemaatlerin arasında yetişmiş insan kaynağı bakımından öne çıkan Gülen Cemaati’nden yana kullandı.

Daha sonra taşöre ettiği bu bürokratik kapasiteyle birlikte, bugün hâlâ çokça tartışılan siyasi ve askeri bürokratik vesayeti ortadan kaldırma adına, ‘Ergenekon’ gibi birçok operasyon adı altında bir dizi siyasi ve hukuki hamlelerle giriştiler. Bugün siyasi iktidar bu süreci hata ve kumpas olarak nitelese de, 6-7 yıl yürüttükleri bu siyasi ve hukuki hamlelerle birlikte ‘güçlü iktidar’ yolunda epeyi mesafe aldılar…

Lakin 11 yıl kadar süren bu vetire ve ortaklık, siyasi iktidarın kirli iktisadi network’unu konu alan 17-25 operasyonları sonrası bozuldu. Bozulan ilişkiler, önce ‘ne istediniz de vermedik’ şeklinde hayıflanma düzeyinde dibe vurdu, daha sonrada ‘paralel devlet’ suçlaması düzeyinde kora kor bir savaşa dönüştü.

Bu süreçten sonra siyasi iktidar farklı bir strateji izlemeye başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise uzun bir aradan sonra yeniden ‘Bürokratik Oligarşi’den şikâyet etmeye başladı! Lakin bugün Erdoğan’ın ‘Bürokratik Oligarşi’den duyduğu rahatsızlık başka… Klasik tarifiyle atanmışların seçilmişler üzerindeki tahakkümünden, yani ‘onlar yolcu biz hancı’ anlayışından kaynaklanan uyumsuzluk sorunu değil yani..!  

11 yıl boyunca kendi elleriyle imar edip siyasi iktidarın kirli iktisadi network’unu konu alan 17-25 operasyonları sonrasında bozulan; önce ‘ne istediniz de vermedik’ şeklinde hayıflanma düzeyinde dibe vurdu, ardından ‘paralel’ suçlaması düzeyinde kora kor bir savaşa dönüşen sistem içinde gömülü bürokratik yapı! 

İşte Adalet ve Kalkınma Partisi, bizzat bânisi olduğu bu yapıyla mücadele etmek adına, tıpkı 2005-2006 yıllarında birlikte ‘Bürokratik Oligarşi’yle mücadele adına başlattığı süreçte olduğu gibi, yine gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikledi! Yine mantığa, akla, ahlaka ve vicdana ihtiyacı olmadığını hissettirecek raddede bir güç sarhoşluğuyla, akıllarına ilk gelen kısa ve net sonuçlar alabilecekleri politikaları devreye sokmaya başladılar.

Bunlardan kurtulacağız diye Türkiye’yi tabiri caizse ‘Memur Cenneti’ haline getirecek çapta yeni bir bürokratik kadrolaşma sürecine girişti… 

Geçmiş iktidarlardan daha fazla gözünü karartarak “memuriyet / kamu istihdamı / bürokrasi” alanlarını, ‘çaycısından, müdürüne kadar her yerde olmalıyız’ hırsıyla, liyakatten çok biat ve sadakat süzgecinden geçirerek stratejik bir alan haline getirdi!

Bu kez de en az ‘Bürokratik Oligarşi’ kadar ağır hasarlar veren ‘nepotizm’, ‘adam kayırma’ ve ‘patronaj’ gibi kavramlar başa bela olmaya başladı! Aslında ‘liyakat ölçüsü’ devre dışı bırakılarak yapılan bu ‘bürokraside kadrolaşarak güçlenme’ politikası, yıllarca mücadele ediyoruz dedikleri ‘Bürokratik Oligarşi’den daha fazla yönetmeye çalıştıkları devleti ve kendi iktidarını ‘yoruyor’ farkında değiller!   

Hülasa,

Bugünlerde yeniden inşâ edilmeye çalışılan bürokratik kapasite; geçmişte şikâyet ettikleri ‘Bürokratik Oligarşi’ gibi ‘her şey devlet için, kendimiz için bir şey istiyorsak namerdiz’ şeklinde aynı dilden konuşmaya başladıklarında…

Hatta ‘aslolan devletin refahı ve menfaatidir’ ilkesindeki ‘refah’ ve ‘menfaat’ kavramlarını, nalıncı keseri gibi kendilerine yontmaya başladıklarında, ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.