Hani ‘Unutursak Ölürüz’ Diyordunuz?

İsrail’in Filistinlilere saldırıları ve Yahudi yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik ihlallerinde herhangi bir azalma yoktur. Bilakis İsrail’in Müslümanlara yönelik şiddet profili hâlâ çok yüksektir. Bunun yanı sıra İsrail'in, Irak ve Suriye’nin kuzeyinde, yani Türkiye’nin içindeki ayrılıkçı Kürt hareketleriyle eklemli ve etkileşimli bir bağımsız Kürdistan devletinin kurulmasına ilişkin ‘resmi’ destek açıklamalarının sayısı da her geçen gün artıyor. Hatta geçtiğimiz gün İsrail hükümeti bu istikamette ‘Kürt Dosyası’nı araştırmak üzere bir komisyon bile kurduğunu bile ilan etti!

Tüm bunlar yaşanırken siyasi iktidar ve çevrelerinden tek bir kınama ve tepki mesajının gelmemesi dikkat çekicidir. Genelde eş başkanlık düzeyinde yürütülen BOP’un, özelde ise başarısız Suriye politikalarının olumsuz ve tehlikeli sonuçları yüzünden İsrail ekseninde hizaya getirilen Siyasi İktidar; hem Filistinli Müslümanların mağduriyetine, hem de İsrail Hükümetinin çevre coğrafyamızdaki müstakbel Kürt devleti hamlelerine yönelik duyarlılığını ve tedbirlerini azalttı!

Hâliyle siyasi iktidarın sevk ve idare ettiği toplumsal merkez ve konsolide medyada, İsrail’le alakalı duyarlılığını kaybetti! Geçmişte kendileri dışında kim Filistin konusunda konuşsa ve bu mağduriyete ‘ivazsız ve garazsız’ sahip çıkmaya çalışsa, anında bu konunun Siyasal İslam’ın ve Siyasal İslamcıların uhdesinde olduğunu hissettirenlerde bugünlerde ‘sessiz mod’a geçmiş durumda!

14 senelik uzun iktidar sürecinin; etinden, sütünden ve yününden faydalanma telaşı ile elde ettikleri avantajları kaybetme kaygısı arasında bocalayıp duran Siyasal İslamcı kesim, olan bitene sessiz kalmakla yetinse yine iyi… Üstüne üstlük ‘kuşkulu antlaşmalar’la ilerleyen AKP Hükümeti-İsrail ilişkilerinin muhafazakâr kamuoyu algısındaki olumsuz siyasi ve sosyolojik etkilerini, tavsatmak/yavaşlatmak politikasının da önemli bir parçası haline geldiler!

*

Geçenlerde ABD Başkanlık seçimlerinde yarışan Demokrat Parti Adayları Hillary Clinton Bernie Sanders bir TV programında iç ve dış politika konularını kapsayan bir münazaraya katıldılar. Adaylara İsrail’in Gazze’ye karsı gerçekleştirdiği atağın orantılı olup olmadığı sorusu soruldu… Bernie Sanders Yahudi kökenli olmasına rağmen Filistin halkına saygılı davranılmasını söyleyerek, İsrail atağının orantısız olduğunu vurgulayarak herkesi şaşırttı! Clinton ise İsrail’in sürekli terör tehdidi altında zor kararlar vermek zorunda kaldığını ve kendisini savunmak zorunda olduğunu söyledi… Clinton’ın tavrında, güce ve dengelere karşı teyakkuz ile bu istikamette yağcılık güdümlü fırsatçılık hâkim olduğu için kimseyi şaşırtmadı! Bizimkiler gibi yani, kraldan fazla kralcı!

Mesela şu sıralar siyasi iktidarın politbürosu ağzından, İsrail’in Filistinli Müslümanlara revâ gördükleriyle alakalı, Musevi Sanders’in verdiği cevabın hacminde ve şiddetinde dahi bir beyan işitemezsiniz!

*

İşin özeti şu: Maalesef ülkemiz; bilhassa başarısız Suriye ve Ortadoğu politikaları neticesinde, ‘NATO’nun kolektif savunma anlayışı’ kisvesi altında eskisinden daha beter bir şekilde ABD’nin ‘cephe ülkesi’ ve ‘sıçrama tahtası’ pozisyonunda ‘hizaya’ getirilmiştir! Bu durumun müsebbibi olan siyasi iktidar ise, uzun bir aradan sonra yüzünü dönmek zorunda kaldığı Batı’nın kurallarıyla oynamaya ve yeniden İsrail’le müttefik olmaya razı gelmiştir. Bundan ötürüdür ki, artık ‘verimsiz’ hâle gelen Filistin konusunu, tıpkı ‘Çözüm Süreci’ gibi ‘dengeler’ adına dondurucuda bekletmeye almıştır!

Netice itibariyle baktığınızda her şey koca bir hiç ve içi bomboş inanılmaz bir propagandaymış! Gerçi… Bir zamanlar dilerden düşmeyen anti-İsrail söylemlerinin, üstlenilen ‘Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi’ misyonunun içerideki ve bölgedeki meşrûiyeti adına bir araç gibi kullanıldığına dair kuvvetli şüphelerimiz hep vardı! Lakin bu son ‘tornistan’ın vebali oldukça ağır olacak!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.