Onur Öymen’in Yeni Anayasa Hakkındaki Görüşleri

Türkiye’nin bekâsının en fazla tehlikeye maruz kaldığı ve her türlü dış müdahaleye açık hâle geldiği/getirildiği şartların içindeyiz. Lakin tüm bu olumsuz durum ve şartlar içerisinde dahi, siyasi iktidarın gündeminde sadece ‘Anayasa değişikliği’ ve bu istikamette altyapısı hazırlanan ‘Başkanlık sistemi’ olması oldukça dikkat çekicidir! Hani ‘köy yanarken deli saçı tararmış’ ya, tıpkı bu umursamazlık ve rahatlık içerisindeler sanki..!

Ülke olarak yar kenarında silkelendiğimiz bu süreçte, özenle gündemde tutulmaya çalışılan ‘anayasa değişikliği’ ve ‘başkanlık sistemi’yle alakalı hükümetin görüşleri dışında ses duymak imkânsız gibi… Bu zor şartlarda ‘farklı’ vaziyet tespiti yapıp istikamet tayininde bulunan muteber isimlerin başında; geniş dağarcığıyla ve efendiliğiyle aklımızdaki siyasetçi profilinde her daim yeri ve karşılığı olan değerli ‘devlet adamı’ ve uluslararası ilişkiler uzmanı Onur Öymen geliyor…

Kendisi geçtiğimiz günlerde düzenlen ‘Hükümetin Dış Politikası ve Yeni Anayasa Tuzağı’ konulu bir panelde, ortak paydası ‘Türkiye ve Türk’ olan herkesi ilgilendiren çok önemli izahat ve tespitlerde bulundu.

Cari Anayasası’nın 175. Maddesi mucibince anayasa da ihtiyari veya mecburi değişiklikler yapılabiliyor zaten… Bu doğrultuda sadece AKP hükümeti zamanında 45 kere anayasa değişikliği yapıldığı da bir gerçek! O halde… Siyasi iktidarın elinde bu imkân varken ve mevcut anayasanın sıhhatsiz bölümleri egemenlik haklarımıza zeval vermeden toplumsal mutabakatla değiştirilebiliyorken, niçin ısrarla ‘yepyeni’ ve ‘ilk dört maddesiz’ bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu algısı kamuoyuna pompalanıyor?

İşte, Onur Öymen hükümetin muhatap olmak istemediği bu sorunun cevabını net bir şekilde veriyor. Öymen’in mevcut Anayasa tartışmaları ve bu doğrultuda sürdürülen rejim tartışmalarını ‘Dış Politika’nın konusu olarak ele alması hayli ilginçti. ‘Dış politika ile Anayasanın ne alakası var?” diyenlere de ‘büyük ve hâkim devletlerin başka ülkeleri etkilemek istedikleri zaman işe Anayasalarını değiştirtmekle başladıkları’ tezini ileri sürüp, dünyadan ve ülkemiz tarihinden çarpıcı örnekler vererek bu tezinin içini doldurması oldukça etkiliydi…

Mevcut ülke konjonktürünü Osmanlı Devleti’nin son dönemlerine benzeten Onur Öymen, yabancıların bilhassa Anayasa konusundaki baskılarının gerekçesini de “…Mademki bu Türkler, en olmadık zamanlarda ulusal çıkarlarını koruma konusunda bu kadar duyarlılar, o zaman ne yapacaksınız? Türkiye’nin yapısını değiştireceksiniz. Türkiye’nin dokusunu değiştireceksiniz. Bunun çaresi ne? Bunun çaresi Anayasayı değiştirmek. Anayasayı, yani devletin yapısını, dokusunu değiştirmek…” şeklinde açıkladı…

Uluslararası raporlara dahi geçmiş olan ‘Türkiye yeni bir anayasa hazırlasın’ baskısının ve ‘Hükümet yeniden PKK’yla müzakereye oturup açılım sürecini başlatsın’ dayatmalarının aynı merkezden geldiğini vurgulayan Öymen, çok önemli bir tespite ve ‘ortaklığa’ da işaret etti. ‘Kozmopolit siyasal İslamcı kafa’ ile ‘ayrılıkçı Kürt hareketi’nin ortak noktası haline gelen ‘müstakbel anayasanın içerisinde –Türk- kelimesinin geçmemesi’ şartıyla alakalı dayatmaların kaynağı da ABD’dir!

Öymen’in açtığı bu pencereden bakıldığında, genelde müstakbel anayasa sürecinin özelde ‘ilk dört madde’nin değiştirilmesiyle alakalı siyasi iktidar kanadındaki ısrarın nedenleri daha iyi anlaşılıyor!

Hülasa

Mevcut siyasi iktidarın ‘diplomasi’ adı verilen silahsız savaşta takati kalmamış, Cumhuriyetin fabrika ayarları ile müstevlilerin siyasi emelleri arasında sıkışmış kalmış ve her türlü dış müdahaleye açık kalmış durumdadır! Bundan mâdâ; iktidara baskıların arttığı, iktidarında bizlere baskı yaptığı, işin esasının kamuoyuna anlatılmadığı ve anlatacak olanlara da fırsat verilmediği bir ortamda yürütülen yeni anayasa sürecinden kıllanmak, her vatanperverin hakkıdır!

Birde… İdari ve hukuki açıdan ‘hesap verebilirliği’ yani ‘denetimi’ devre dışa bırakıp, sadece politik açıdan sandıkta hesap verebilirliği ön plana çıkararak ‘iktidar’ ve ‘meşrûiyet’ üreten siyasi organizasyonların ‘rejim değişikliği’ işine girişmesi, ağır bir riziko değil midir?

 

 

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.