Genelkurmay Başkanlığı Bir Açıklama Yapmalı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘terör örgütüyle müzakere yok, son terörist ortadan kaldırılana kadar mücadeleye devam’ açıklamalarının üzerine, Başbakan Davutoğlu’nun ‘hangi ara tüm teröristler ülke dışına çıkmıştı ki’ dedirten ‘2013 Mayıs referanslı’  II. Çözüm Süreci açıklaması, kamuoyunu hayli şaşırttı!

Eğer Başbakan Davutoğlu’nun bu talihsiz beyanı ‘iyi polis-kötü polis’ stratejisinin bir parçası değilse; en hafif tabiriyle, “Devlet nedir? Ne değildir? Devlet ne yaparsa devlettir? Neleri yapmazsa Devlet olmaktan çıkar?” sorularını sordurtan bir ‘devlet adamlığı’ zafiyetidir!

&

Akıl alacak gibi değil… Terör örgütü zaten ‘özerklik ve Öcalan’ın salıverilmesi şartlı bir Çözüm Süreci başlatılsın’ diye gündemi işgal etmeye çalışırken, nasıl olurda PKK ile çatışan bir hükümetin Başbakanı böyle bir beyanda bulunur? Askerimiz ve polisimiz dünyanın en kanlı ve zor savaş konseptlerinden biri olan meskûn mahal savaşı veriyorken, sen git 2013 Mayıs’ına dönülürse müzakere sürecinin başlatılabileceğinden bahset!

Şu anda, bu Başbakan beyanının Nusaybin’in Yüksekova’nın ve Şırnak’ın tuzaklanmış sokaklarında eşkıya ile savaşan Mehmetçik ve polisimiz üzerindeki menfi tesirini düşünebiliyor musunuz?

Madem eşkıya ile masaya oturma ihtimali var, madem kora kor mücadele ederken yine müzakere lafı ediliyor; o halde, sadece son 9 ayda 415 şehit vermiş olan askerin ve polisin tuzaklanmış metruk binalarda, hendek ve barikat ardındaki kalleş pusuların içerisinde ne işi var?

Şu anda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘son terörist ölene kadar mücadele edeceğiz’ sözü terör bölgesinde çatışan güvenlik güçlerimizin motivasyonu üzerinde fevkalade tesirli olduğu bir hakikattir. O halde, yeniden gündeme taşınan Çözüm Süreci beyanlarının, ‘cansiparane’ çatışan güvenlik güçlerimizin zihinlerine ve yüreklerine yerleştireceği olumsuz tesirlileri akleden yok mu?

&

Bir tarafta, Haziran 2015 yılından beri yaşananların bir kâbus olduğunu kabul eden ve bu kötü rüyadan müzakere süreciyle uyanılacağını îmâ eden bir Başbakan; diğer tarafta, daha önce müzakere sürecini buzdolabına kaldırdığını ifade eden ama bilhassa son iki aydır ‘kesinlikle müzakere yok’ diyerek buzdolabını yakan bir Cumhurbaşkanı…

Öte taraftan da; bölünmüş ve sadece tek bir kişiye bağlı reaktif bir yapı sergileyenlerle buna direnenler arasında sıkışmış ve inisiyatif almaktan çok karşı taraftan gelen talep ve davranışlar üzerinden politika üreten bir iktidar partisi…

Sanki Cumhurbaşkanı ve Başbakan ‘farklı ajandalara’ sahipmiş gibi!

Daha da ötesi var… Bir yandan korakor terörle mücadele ederken, diğer yandan da kötü Suriye politikalarının söküğünü dikmeye çalışan TSK’nin, zayıf bir görüntü vermesi için olağan üstü bir çaba sarf ediliyor… Birileri TSK’ni ‘NATO askerleri’ ve ‘Türk askerleri’ şeklinde tefrik etmeye çalışıyorken; birileri de geçmişte ‘Ergenekon Terör Örgütü’ bahanesiyle işletilen sürecin bir benzerini şimdilerde ‘Paralel Terör Örgütü’ bahanesiyle işleterek, ülkenin gözbebeği olan bu ‘kutlu’ kurumu iğdiş etmeye yönelik atılacak adımların zeminini hazırlıyor..!

Hülasa

Genel Kurmay Başkanlığı terörle mücadeleyi sekteye uğratacak bu tip çelişkili beyanların olumsuz etkilerine ve ‘destabilizasyon’ amaçlı dâhili ve harici müdahalelere ivedilikle ve behemehâl vaz’iyed ederek, ‘sağlam’ ve ‘net’ açıklamalar bekleyen kamuoyuna bu istikamette açıklamalarda bulunmalıdır.

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.