Kıbrıs ‘Koz’ Olarak Kullanılamaz!

Önümüzdeki Mayıs ayında Güney Kıbrıs’ta yapılacak seçim sonrası ‘Kıbrıs Meselesi’ çok hassas bir sürece girecektir. Anlayacağınız Haziran ayından itibaren önemli gelişmelere gebe Kıbrıs… Lakin o kadar yoğun iç gündem ve suni problemlerle uğraşıyoruz ki, Kıbrıs’a layık olduğu ilgiyi gösteremiyoruz.

Kıbrıs meselesi, her geçen gün biraz daha bizi zor durumda bırakacak hamleleri dürtecek şekilde kendini güncelleştirmeye devam ederken, birileri de ısrarla Kıbrıs ile konuya hassas kamuoyu kesimi arasında sürekli engeller koyuyor! İki yazı önce kaleme aldığım “Kayseri Pazarlığı’nın Kıskacında KIBRIS!” başlıklı yazım ve bu yazım birçok olumsuzluğun ve ihanet sarmalının pençesi altında hareketsiz duran bu meseleyi gündemde âcizane diri tutmak amaçlıdır…

Gelelim mevzuumuza…

Önümüzdeki süreç öncekilerden daha farklı… Çünkü ABD tüm üstünlük ve öncelikleriyle ‘bizzat’ Kıbrıs’a asılıyor. Bilhassa 11 Şubat 2014’den beri kesintilerle de olsa süre gelen müzakere sürecinin en önemli motivasyonu olan ABD, Kıbrıs meselesi tarihinde bu denli aceleci ve empoze edici olmamıştı…

Bunun en önemli nedeni ‘Doğu Akdeniz’ jeopolitiğinin geldiği noktadır. Son üç senedir Rusya’nın Karadeniz’in kuzeyinden başlayarak Ortadoğu’ya kadar inen yayılmacı politikası ve Suriye’deki iç savaşa doğrudan müdahale etmesi ve dahî Doğu Akdeniz’de nüfuzunun arttırmaya başlaması, ABD ve İsrail çıkarlarını dürtmüştür! Kıbrıs meselesinin ‘bir an önce’ çözülmesi tezinin temelini bu realiteler oluşturmaktadır.

Hedefleri şu: Kıbrıs’ta onların istedikleri şekilde bir uzlaşı sağlanacak olursa, Kıbrıs’taki bugünkü yapı, yani sorun olarak görülen KKTC ortadan kaldırılacak, Kıbrıs Türk halkı azınlık statüsüyle AB himayesinde muteber unsur Rumların içine yamalanacak. Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki hak ve angajmanları ortadan kaldırılıp peyderpey adadan uzaklaştırılacak… Akabinde, ortaya çıkacak olan ‘Birleşik Kıbrıs’ ivedilikle NATO’ya alınarak hem Rusya yayılmacığına karşı önemli bir hamle yapılacak, hem de Rusya’nın şu anki mevcut statüden doğan avantajlardan ötürü Adanın güneyindeki varlığına darbe vurulacaktır!

Bu konuda ABD’nin en büyük destekçisi de, Türkiye’nin girmek için can attığı müzakere şartları içerisinde Kıbrıs’ın da yer aldığı AB’dir… ‘Tamamen Batı’yla Bütünleşmiş’, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kapasitesi destekli AB’nin de Kıbrıs ile alakalı gelecek tasavvuru, Adadan dışlanmış bir Türkiye’dir!

&

Batı emperyalizminin Balkanlarda, Kafkaslarda ve Ortadoğu’daki tüm çıkar alanlarında ‘problem çözme stratejisi’ açıktadır: Hedef ülkelerde önce ihtilaflı toplumlar oluşturulur… Sonra bu ihtilaflar iç savaş aşamasına sürüklenerek ‘meşrû müdahale’ kıvamına getirilir… Ardından bu problem alanları birer birer parçalanıp, üzerlerinde çıkarlarına hizmet edecek kendilerine ‘tam’ bağımlı yeni ‘vekil’ ülkeler peydahlanır!

Öyleyse… Kendi ülkelerinde ve birliklerinde ‘üniter yapı’ya sıkı sıkıya sarılan, lakin çıkar merkezlerindeki ülkelerin üniter yapılarını ilkel bulup sorunları ‘parçalayarak’ çözen Batı, niçin ‘Çözüm’ adına Kıbrıs’ı zorla ‘birleştirmeye’ çalışıyor?

Bu size manidar gelmiyor mu?

Eğer mevzu olan iki toplumun arasındaki barış ise şu anda Kıbrıs’ta ‘tam barış’ var… Kıbrıs, şu anda müzakere masasında pazarlık konusu olan Türk askerinin varlığından ötürü, dünyanın en güvenli ülkelerinden biri durumunda..! ‘Türk askeri adayı terk etsin, BM barış askerleri adada konuşlansın’ diyenlere, bu saatten sonra, tarafsız(!) BM askerinin konuşlandığı yerlerdeki çatışma ve katliamların hacmini mi hatırlatacağız?

Madem şu anki statüde mesele ‘barış’ değil; o halde niçin egemenlik haklarımızı ve stratejik avantajlarımızı başkalarıyla müzakere edip paylaşalım?

Bırakın böyle kalsın!

Hülasa

Kıbrıs’ta KKTC’nin yaşatılması Türkiye’nin en önemli bekâ faktörüdür! Bizim açımızdan Kıbrıs Sorunu 1974'te kısmen 1983’te ise büyük ölçüde çözülmüştür! O halde Türkiye’yi yönetenler, Türkiye’nin Kıbrıs’taki varlığını; Batı başkentlerinde dibe vuran itibarlarını arttırmak ve daralan iç politik manevra alanını genişletmek adına ‘koz’ olarak kullanmaktan vazgeçmelidir!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.