‘Şehit Vermeye Alışmış’ Bir Toplum İnşâsı!

Eskiden eşkıya ile mücadele yoğunlukla dağda, kırsalda ve sınır ötesindeydi… Terörist şehir hayatı içinde ‘gündüz külahlı gece silahlı’ idi, teyakkuzdaki güvenlikçi sistemin domine ettiği bir ortamda ancak kalleş vur-kaç stratejileriyle sesini duyurabiliyordu...

Çözüm Süreci’ sonrası her şey değişti! Neticede, dünya savaş tarihinin en kanlı örneklerinin verildiği bir konseptte (meskûn mahal savaşları/şehir savaşları) mücadelenin içerisine girmek zorunda kaldık. Sözün kısası; terörist-sivil ayrımın yapılmasının çok güç olduğu, cephe savaşlarından farklı olarak; hainlik, kahpelik, namertlik, kalleşlik gibi potansiyeli olanların daha rahat neşv-ü nemâ bulduğu ve her türlü dış müdahaleye açık bir savaş tipi bu… İşte şehit sayısının artmasının en büyük sebebi de ‘şehir savaşının’ çetinliği ile alakalıdır.

Şu anda kahraman güvenlik güçlerimizi ve tüm vatanperverleri üzen iki husus var: İlki, düşmanın kaybını öne çıkarmadan sadece şehit sayısının artışının ‘pkk ile başa çıkılamaz’ propagandasına dönüştürülmesi ve ‘psikolojik savaş’ malzemesi hâline getirilmesi… İkincisi ise ‘gerçekten’ iman eden her Müslümanın erişerek bu dünya hayatından ayrılmayı arzulayıp hürmet ettiği ‘şehitlik’ adı verilen kutlu bir hadisenin ‘sıradan’ vakalar gibi algılanmaya başlanmasıdır… Vicdanları en fazla acıtan da bu ikinci husustur!

Ezan okunurken bile çalan radyosuna kapatan ve bulunduğu yerde toparlanan bir millettik… Eskiden şehit haberleri alındığında medya yayınları yavaşlatılır, insanlara şehidimiz olduğu hissettirilirdi. Mevcut siyasi iktidarın ‘istikrarsız yıllar’ olarak yaftaladığı koalisyon zamanlarında bile, milletinden-vekiline kadar bir iki çatlak sesin dışında ortak bir ses çıkar, topyekûn duyarlılık sergilenirdi. Ne yazık ki, her şeyin hızla yozlaştığı son yıllarda en büyük payı ‘ortak’ hissiyat ve reflekslerimiz aldı!

Günümüzde medya hâkimiyetini elinde tutanlar, böyle travmatik zamanlarda topluma sunulan yayınlarda ‘milli bilincin’ çıkarına vaziyet alması gerekirken arz-talep ilişkisini öne çıkarıyorlar! Bilinçli olarak ‘kamuoyu’ ile ‘şehit haberleri’ arasına engeller koyarak ‘acıyı sahiplenmeyen bir millet’ oluşturmaya çalışıyorlar! Daha sonra ise en tehlikeli durumu, yani Çözüm Süreci’nde sıkça yapılan bir propaganda yöntemini devreye sokuyorlar: Terörle mücadelede devletin olumlu sonuç alamadığından yola çıkılarak toplumda ‘şehitlerin ne uğruna can verdiği?’ sorusunu sordurup tartıştırarak, ‘şehitlik müessesi’nin aşınmasına gayret ediyorlar!

Üstüne üstlük, ülkeyi yönetenler de nezaketini kaybetti! Tabii olarak ‘bir dokun bin âh işit’ moduna girmiş, şehit yakınlarının feverânı karşısında ‘ne deseniz haklısınız, sizinle gerektiği gibi ilgilenemedik’ deyip sakinleştirmek yerine, şişmiş bir egoyla şehit ailesine fırça atan ve ortam terk eden ‘devlet büyükleri’ türedi!

Şehit yakınlarının feverânının AKP düşmanlığına convert edip davalar açıldığı, daha da ötesi siyasi iktidar ve mensuplarına ‘sadakat’ noktasında şehit aileleri arasında ayrım yapılmaya başlandığı bir ülkede, siz hangi nezaketten hangi hoşgörüden bahsediyorsunuz? diyebilirisiniz… Ancak, aile ocaklarına ateş düşmüş bağrı yanık şehit yakınlarının tepkilerinde ‘düzey’ ve ‘normallik’ aramanın karşılığı, en hafif tabiriyle HADSİZLİKTİR!

Hülasa,

Şehit haberleri’ dediğimiz fenomen, kendi kendine veya art arda tekrarlanınca sıradanlaşacak bir etken yapıya sahip değildir… Bilakis ‘sıradanlaştırılan’ bir olgudur. Yani ‘cephe gerisi’ faaliyetlerinin bir parçası olarak, dâhilî ve hâricî bedhahlar tarafından itinayla yürütülen ‘psikolojik savaş’ ve ‘destabilizasyon/istikrarsızlaştırma’ çalışmalarının bir ürünüdür!

Hani şehit lider Muhsin YazıcıoğluAçılım Süreçleri’nin ellere yüzlere bulaştırılıp eşkıyanın mesafe almaya başladığı ilk yıllarda, bugün gelinen noktayı öngörüp ‘şehit vermekten daha acı bir durum varsa, o da şehit vermeye alışmış bir toplum inşâ etmeye çalışmaktır!’ demişti ya… Korkarız ki süreç bu minvalde tıkır tıkır işliyor!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.