ABD’nin Suriye’de Devreye Soktuğu 'B Planı' ve Türkiye

Cenevre’de ateşkes görüşmelerinin başlaması, Suriye’nin fragmantasyonu/parçalanması sürecinin masaya yatırılmasının ve kuzeyde bir Kürt devleti inşâsının en büyük alametiydi… Malumunuz geçtiğimiz ay ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye’deki iç savaşa diplomasi masasında sonuç bulunamazsa, ‘B Planı’ uygulamaktan söz ederek Suriye’yi bütün olarak tutmanın zorlaştığından dem vurmuştu...

Rusya’nın da rızasından sonra, Kerry’nin öne çıkardığı ‘B Planı’ yavaş yavaş netleşmeye başladı…

Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırı boyunca yer alan, ABD ve Rusya’nın himayesinde ve Kürtlerin kontrolündeki Cezire, Kobani ve Afrin olarak adlandırılan üç bölgede, kendi deyimleriyle ‘Kürtler oluşturduğu öz yönetim çerçevesi genişletildi’ ve ‘Kuzey Suriye Federasyonu’ adıyla ‘Suriye Kürdistanı’ 16 Mart 2016’da resmen ilan edildi!

Kınamaların ve reddiyelerin hepsi hikâye… Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra Suriye’de manda yönetimi kuran Fransa’nın, Suriye’nin bağımsızlığa kavuştuğu 1946’ya kadar etnisite mezhep temelli dörde bölerek yönettiği gibi yönetilecek ‘yeni’ bir düzenin startı verildi!

Anlayacağınız ileride, tıpkı Irak’ta olduğu gibi, Suriye’ye girecek olan bu ülke insanının pasaportuna ‘Kürdistan’ mührünün vurulacağı günler çok fazla uzakta değil!

&

Türkiye’nin, Ortadoğu’daki ‘tek’ müttefiki, aynı zamanda ‘büyük patron’ vekili de olan Suud’un İsrail'le 2014'ten beri 5 kez gizlice masaya oturduğu ve 7 adımlık bir plan hazırladığı ve anlaştığı malumunuz… Aslında İran odaklı olan bu planın en önemli parçası Türkiye sınırında bağımsız ikinci bir Kürt devletinin kurulmasıydı…

Geçtiğimiz ay ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye’deki iç savaşa diplomasi masasında sonuç bulunamazsa, uygulayacaklarını söylediği ‘B Planı’ devreye girdi! Suriye’nin kuzeyinde Türkiye sınırı boyunca yer alan, ABD ve Rusya’nın himayesinde ve Kürtlerin kontrolündeki Cezire, Kobani ve Afrin olarak adlandırılan üç bölgede, kendi deyimleriyle ‘Kürtler oluşturduğu öz yönetim çerçevesi genişletildi’ ve ‘Kuzey Suriye Federasyonu’ adıyla ‘Suriye Kürdistanı’ 16 Mart 2016’da resmen ilan edildi!

Kınamaların ve reddiyelerin hepsi hikâye… Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra Suriye’de manda yönetimi kuran Fransa’nın, Suriye’nin bağımsızlığa kavuştuğu 1946’ya kadar etnisite mezhep temelli dörde bölerek yönettiği gibi yönetilecek ‘yeni’ bir düzenin startı verildi!

Anlayacağınız ileride, tıpkı Irak’ta olduğu gibi, Suriye’ye girecek olan bu ülke insanının pasaportuna ‘Kürdistan’ mührünün vurulacağı günler çok fazla uzakta değil!

İşte tam bu noktada sorulması gereken sorular şunlar:

1-) Türkiye, bölgedeki en mühim partneri olan Suud Hükümetinin danışmanı Enver Macid Eşki’nin Washington'da dillendirdiği “Barış içinde çalışarak, bölgede Türkiye'nin, İran'ın amaçlarını engellemek için Büyük Kürdistan'ın kurulmasını sağlamalıyız” sözü ve bu istikametteki çabalarından ötürü niçin Suud’a sert tepki göstermedi? Dikkat ettiyseniz Türkiye’nin Suud’dan sonra ikinci stratejik müttefiki olan Barzani’nin bağımsız Kürt Devleti ile alakalı son çıkışı ve hezeyanlarına da tepki gösteren olmadı!

2-) Türkiye’nin en mühim müttefiki Suud ile anlaşan İsrail’in ‘istikrar için Kürtlerin devlet sahibi olması gerek…’ açıklaması karşısında ‘Eyy İsrail...’diye başlayan çıkışları duymak yerine, niçin bu açıklamayla ‘İsrail ile ilişkilerin normalleşmesinin herkes için iyi olacağını, hatta Ortadoğu’nun istikrarı için en doğrusunun bu olacağı’ şeklinde bir beyanda bulunuldu? Bu iki beyanda da öne çıkarılan ve örtüşen ‘istikrar’ kelimesinin karşılığı yeni bir Kürt devleti mi?

3-) Malumunuz Öcalan'ın ‘İmralı Tutanakları’ bazı gazetelerde yayınlanıyor. Bu tutanaklara göre; Nisan 2013'ten beri Suriye’deki özerk/kanton bölgelerin planlanmasından tutun, PYD ile ilişkilere kadar, oradan tutun Türkiye-Suriye sınır kalibrasyonuna kadar tüm konularda planlamalar yapılıp istikamet verilmiş..! İş bu ‘Çözüm Süreci’ adı verilen ‘MİT-Öcalan Müzakere Süreci’, ABD'nin devreye soktuğu bu ‘B Planı’nın neresindedir?

Hülasa

Öcalan’ın Erdoğan’a Eylül 2012’de yazdığı mektupta dile getirdiği ‘Türkiye’yi Kürtlerle büyütmek’ tezinin gerçek sahibi ABD’dir! ABD bu tezle; Türkiye’yi değil büyütmek, küçültüp daha kullanışlı hale getirmek için, hem içeriden hem de dışarıdan titizlikle yürüttüğü sürecin meyvelerini toplamaya başladı!

Evelemenin gevelemenin anlamı yok! Tüm soruların ortak cevabı ve ‘derin sessizliğin’ nedeni şu: Türkiye’ye ‘Kürdistan'ın taşıyıcı anneliği’ misyonu yüklenmiştir!

Bilhassa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deyimiyle ülkemizin bir bölümünün ‘yeniden vatan toprağı’ yapılmaya çalışıldığı şu günlerde, ivedilikle ve behemehâl bu duruma vaz’iyed edilmezse, bu doğum, taşıyıcı annenin doğum esnasında masada kalmasıyla sonuçlanacak!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.