Teröre Alışmayı Öğütlemekte, Bir Çeşit Terördür!

Siyasi iktidar, alanı ve hacmi gün geçtikçe genişleyen medya hâkimiyetiyle birlikte, ‘partili’ kapasitesinin kamuoyu önünde refüze olma riskine karşı, ‘yandaş ’ diye literatüre giren gazeteci ve akademisyenleri kamuoyu önüne çıkarmaya başladı! Hiçbirisinin bu ‘yandaş’ etiketini sahiplenmediği ama ‘güç’ ile direkt ilişkili olan bu kavramın tüm nimetlerini her yönüyle kendilerine tahvil eden, eldivenden-merdivene kadar her şey hakkında konuşabilecek yetenekteki(!) akredite gazeteci ve yorumcular eliyle kamuoyunu manipüle etmeye başladılar!

Bunlar üzerinden mesaj verdiler, tartıştılar, gaz verdiler, gaz aldılar, en önemlisi; araçlardaki hava yastığı gibi ilk ve büyük hasar verecek tepki ve hamlelerin tesirini, kendi üstlerine başlarına bulaştırmadan, bu tip gazeteci ve TV yorumcuları üzerinden karşıladılar!

İşte bunların önde gidenlerinden olan A. Selvi, 13 Mart Ankara Saldırısı sonrası, apar topar ekran karşısına geçirilmiş olsa gerek, gömleğinin üzerine giydiği eşofman rahatlığıyla güvenlik uzmanı ve ombudsman edasıyla işini yapmaya, yani gündemi manipüle etmeye çalıştı!

Her zamanki gibi Türkiye’yi zayıf düşürmek isteyen dış güçler ve dış istihbarat servislerine atıf yaparak patlamayı değerlendirdi… Karşısındaki sunucu da “Sayın Selvi, eşkıya eşkıyalığını, düşman düşmanlığını yapacak; işleri bu! Şikâyet etmek ve bahane üretmekle değil, düşmanın şerrinden ülkeyi ve vatandaşları korumakla mükellef olan icra makamındaki istihbarat teşkilatları ve diğer güvenlik departmanları ne iş yapar?” sorusunu soramadığı için Selvi tam gaz ayar vermeye devam etti… ‘Bu coğrafyada Türkiye ne Irak'a ne Suriye’ye benzer’ şeklindeki derin(!) tespitinden sonra hükmünü verdi: ‘Bir süre daha terörle yaşamaya alışmamız lazım!

Çaresizlik’ ve ‘belirsizlik’ bu kadar net dışa vurulur! Çünkü kendisi; Doğu ve G.Doğu’da fitili ateşlenen şehir savaşlarının yayılma tehlikesinin, Suriye’ye girmek için can atan siyasi iktidarın politbürosu ile buna direnç gösteren siyasi ve bürokratik kesimler arasındaki mücadelenin, Suriye’de yapılan en ufak operatif hamlenin Ankara ve İstanbul’da patlayan bombalar olarak geri döndüğünün, ülkeyi Ortadoğu’nun mülteci kampı haline getirecek dayatmaların, D. Akdeniz ve Karadeniz’de tehlikeye giren bekâ faktörlerimizin farkında…

Terörle yaşamaya alışmalıyız’ sözüne gelince… ‘İtidal’ adına söylenmiş bir söz değil bu… Bir zamanlar canı gönülden desteklediği Çözüm Süreci’ndeki kötü yönetimi ve ihmalleriyle, işlerin bu raddeye gelmesine neden olan, ‘kamu kudretini’ çeşitli nedenlerle bloke edip bununla bir siyasi denge tesis etmeye çalışan bürokratik ve siyasi kapasitenin hâlâ görevleri başında olduğunu biliyor ya… Bu kadroların sevk ve idare ettiği hiçbir terörle mücadele konseptinin de, tıpkı Çözüm Süreci’nde olduğu gibi ellere yüzlere bulaştırılacağından emin olsa gerek, bu hükmü veriyor!

Ve dahî, öngörüsüz ve takıntılı dış politikalarıyla Suriye sınırımızın Pakistan-Afganistan sınırından beter hale getirildiğinin ve Çözüm Süreci’nde ipin ucunun nasıl kaçırıldığını da özetlemiş oluyor!

Hülasa,

Hem terörü tabiî bir âfetmiş gibi kamuoyuna çakmaya çalışıyorlar, hem de ‘terörle yaşamaya alışın’ diyerek faturayı millete kesmeye kalkıyorlar! Akıllarınca sorumlu olduğu halde işini yapmayanlara ve ‘elinde imkânın olduğu halde neleri yapmadın?’ sorusu karşısında kem-küm edenlere ‘rızâ’ üretiyorlar..!

Depremle yaşamaya alışalım, maden facialarıyla ve iş kazalarıyla yaşamaya alışalım, her gün gelen şehit haberlerine alışalım, başarılı ve olumlu her şeyin ‘biz yaptık’ şeklinde sahiplenilmesine; kötü bir şey olunca ‘takdir-i ilahi’ denmesine alışalım… İçimize sindirilelim hatta kanıksayalım; yeter ki sorumluluk makamındakiler zeval bulmasın!

Üstüne üstlük, birde ‘terör vergisi’ çıkarsınlar bari! Nasıl olsa memleketin, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ maslahatıyla, yapılan ciddi hatalara ve usulsüzlüklere göz yuma yuma en önemli meziyetini yani ‘irfanını’ yozlaştıranı da bol, duyarsızı da..!

Ancak yeter artık!

Tüm bunların ışığında bizim de hükmümüz: Terör eylemleriyle birlikte yaşamaya alışılmasını öğütlemenin, terörü eyleminden farkı yoktur!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.