Parayı Veren Sınırını Korur!

508 milyonluk nüfusa sahip AB, kendi içindeki 1,5 milyon mülteci sorununu o denli gayri ahlaki ve vicdansız bir hâle soktu ki, sığınmacı trafiğinde ‘transit ülke’ olmasına rağmen Türkiye’ye ‘kaynak ülke’ muamelesi çekmeye başladılar.

 

Türkiye’yi yönetenler de ‘AB nasıl olsa ölümü bile göze alan bu insanları geri gönderemez; kabul etsek de anlaşmanın uygulanması çok zor’ diye düşünmüş olacaklar ki, asıl kaynak ülkelerle (Suriye, Pakistan, Mısır, Cezayir, Sri Lanka, Irak, Somali vb. ) bu tarz bir anlaşma imzalayamayan AB ile pazarlığa oturdu!

AB’nin, daha önce imzaladığı ‘geri kabul’ antlaşmasının içeriğini daha da genişleterek Türkiye’ye dayatmalarda bulunması yetmezmiş gibi, medyalarında ve kamuoyları indinde bu pazarlık sürecini ‘parayı veren sınırını korur’ şeklinde işliyorlar! Olan bitenler ‘ortak hatalardan kaynaklanan sorunun çözümü için müzakere yapılıyor’ şeklinde kamuoyuna sunulacağı yerde, Türkiye’nin alacağı para etrafında dönüyormuş gibi sunuluyor!

Hem dışarıda ‘para pazarlığı’ yapan bir ülke algısı, hem de göçmen potansiyelini Türkiye’ye postalayıp kurtulmak isteyen AB’nin bir ‘kenar ülkesi’ vizyonu… Üstüne üstlük içeride de ‘alınacak paranın sadece mültecilere harcanacağı’ konusunda insanları ikna etme gayretleri… Siyasi iktidar bir yandan süreç yürütürken, diğer yandan da bu algıları ortadan kaldırmaya çalışıyor!

Fakat bu kötü duruma neden olan da bizzat siyasi iktidarın kendisidir! Çünkü sürecin başından beri, oldukça geniş bir içeriğe sahip pazarlıkta; Kıbrıs meselesi başta olma üzere, birçok netameli detaylar ile kamuoyu arasına engel koymak adına, ‘para pazarlığı’ ve ‘vize serbestîsi’ gibi konuları ‘bilinçli’ olarak ön planda tuttular!

&

Gelelim meselenin aslına… Türkiye’de şu an kayıtlı Suriyeli sığınmacı sayısı 2 milyon 750 bin civarında… Kayıt dışı olduğu kabul edilen 150 bin Suriyeliyi ve başka ülkelerden gelen 300 bin mülteciyi de eklersek toplam 3,2 milyon civarında mülteci var… Şimdi bunların üzerine AB bizden, kendi ülkelerinin bir senede aldığı göçmenin 20 katından fazlasını tek seferde ülkemize kabul etmememizi istiyor!

Bakın sorunun büyüklüğünü daha iyi anlamanız için çarpıcı bir istatistiksel vaziyet tespiti vereyim size: Türkiye’de ki mevcut mültecilerin %52’si 18 yaş altında. 1,5 milyondan fazla çocuk var; okul çağında olanların sayısı 900 bin, okul öncesi çocuk sayısı 500 bin… Türkiye’de doğan çocuk sayısı 200 bin, ülkemizde günde doğan Suriyeli bebek sayısı 125 (yılda 45 bin eder)… Maalesef okul çağındaki 900 bin çocuğun sadece ve sadece 70 bini eğitim alabiliyor! Bunların ülkelerine dönmeleri de pek gerçekçi değil. Şimdi bu çocukların ‘her şeyi’ Türkiye’yi ilgilendiriyor.

Yapılan hesaplara göre 2018 yılına kadar bırakın 3 milyar avroyu, bizim 20 milyar avroya ihtiyacımız var. Almanya bile sadece bir milyon mülteci için senelik 30 milyar avroluk kaynağa ihtiyacı olduğunu söylerken, biz 3 milyarı avroyu konuşuyoruz!

Tablo dehşet!

Nüfusumuzun yüzde 3,5’una denk gelen mültecilerin neden olduğu ve maruz kalabilecekleri tehdit ve tehlike algısı başlığı altında değerlendirilen risklere değinmiyorum bile… Maalesef Türkiye ‘toplumsal kabul’ ve ‘devletin insani çabaları’ dışında, sığınmacı sorunundan ötürü ortaya çıkan mevcut sorunların ve müstakbel sorunların çözümüne yönelik temel ve kurumsal stratejilere sahip değildir!

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın ‘Brüksel, Türklere tutamayacağı ya da tutmak istemediği sözler veriyor!’ sözüne katılıyorum… Her şey bir yana; eğitimli, nitelikli ve işgücünde kullanılabilecek durumda olan sığınmacıların haricindekilere çöp muamelesi yapan ve Türkiye’ye iteleme peşinde olan bir Avrupa, bize günahını vermez! Verdiklerini de fazlasıyla geri almak için verir!

Tamam, siyasi iktidar Ortadoğu batağından var gücüyle çıkmak ve başladığı yere, yani AB sürecine dâhil olmak istiyor… Mülteci bahanesiyle 28+1 için AB sürecini yeniden başlattı ama yine her zamanki gibi gömleğin ilk düğmesini yanlış ilikledi!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.