Türkiye Suriye’ye Girer mi?

Malumunuz NATO Savunma Bakanları Konseyi dört gün önce Brüksel’de toplandı. Türkiye ve Suudi Arabistan’ın etki alanındaki 38 müttefik ülke Savunma Bakanının birlikte hareket ettiği bu toplantı, Türkiye'nin talebi üzerine tertiplendi. Yapılan resmi açıklamalarda toplantı gündemi mülteci akınına karşı İttifak'ın Ege'de yapabilecekleri ve IŞİD'e karşı devreye sokulacak konular olarak açıklandı.

Lakin Türkiye ve müttefiklerinin bu toplantının asıl gündem konusunun Suriye’ye girme ve bu doğrultuda NATO onayının alınması olduğunu biliyoruz. Zaten bu toplantı yapıldıktan sonra, başta Suriye olmak üzere Rusya ve ABD’den bu talebe karşı sarf edilen sert ve tehdit içerikli açıklamalar bunun alametidir!

İşte bu toplantıda İsmet Yılmaz’ın Suud ile birlikte, NATO kararı çıksın diye Suriye’ye yapılmasını istedikleri askeri operasyonlarla alakalı tafsilatlı sunum yaptığı ifade ediliyor. Netice olarak NATO, ‘biz bu heyeti dinledik ama kararı sonradan verip bir istikamet tayininde bulunacağız’ şeklinde bir duruş sergiledi!

Burada ilginç ve mühim bir detayı vurgulamak şart oldu: NATO’nun en üst karar alma organı olan NATO Savunma Bakanları Konseyi toplantılarına iştirak eden ülke Savunma Bakanlarının yanlarında mutlaka Genelkurmay Başkanları olur. Tıpkı eski şövalye usulünde olduğu gibi… Ancak bu toplantıda Genelkurmay Başkanı İsmet Yılmaz’a eşlik etmedi!

Tam bu görüşmeler yapılırken Rusya Suriye’de ateşkese ‘evet’ dedi! Bu toplantının yapılması, bir ateşkesin gündeme gelmesine ve Rusya’nın bu noktaya çekilmesine katkısı oldu mu? Yahut Rusya fake mi atıyor bunu bilemiyoruz…

Bir detay da Suud’un Suriye’ye müdahale konusundaki iştiyakı! Ancak bilhassa Arap medyası ve intelijansiyası, 10 aydır komşu Yemen'e hava saldırıları düzenleyen ama halen kara birliklerini göndermeye cesaret edemeyen Suudi Arabistan’ın kara operasyonu doğrultusunda bir karar alabileceği ihtimalini çok düşük görüyor… Zaten Suud müttefiklerinin yarısı şimdiden, Suriye’ye girilecekse ‘ABD'nin sıkı gözetiminde yapılması’ şartını ileri sürmesi de bu iddiayı güçlendiriyor.

Bunu bizzat Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar, Suud ve müttefikler arasındaki uyumsuzluğu ve karşılıklı güven eksikliğini ve dahi nitelikli asker gücüne sahip olmadıklarını Riyad’da ‘bizzat’ gözlemledi zaten!

Hülasa,

Malumunuz Türkiye ve Suudi Arabistan, Suriye’de istihbarat servislerinin eliyle ‘Devlet Altı Örgütler’ üzerinden gayri nizami ve mahrem bir şekilde kurulan etkileşimlerle yürüttüğü stratejilerde ve bu istikametteki politik hedeflemelerinde başarısız oldu. Rusya’nın da etkili bir şekilde devreye girmesinden sonra Türkiye, tekrardan ABD ve NATO’nun çizgisine ‘zorunlu’ bir şekilde eklemlenmek zorunda kaldı!

Son dört yıldır Suriye konusunda manevra alanı her sınırlandığında ve örselendiğinde, düzenli ordular formatında Suriye’ye girme niyetini içeride ve dışarıda gündeme getiren siyasi iktidar, bu istikamette yeni bir süreç daha başlattı. Bu yeni süreç öncekiler gibi siyasi blöf mü? Yoksa Suriye’de kötü uygulanan stratejiler neticesinde alınan ağır hasarların sorumluluğundan ve küresel siyasi denklemin dışına itilmekten sıyrılmak için yapılan son bir hamle mi..?

Gelinen aşamada; Suriye’de Türkiye’nin Suriye politikasına Rusya-İran-Suriye cihetinden hasmane tavırlar, ABD-AB cihetinden ağır olumsuz tepkimelerle birlikte izlenmektedir… Suud ve kontrol ettiği Körfez ülkeleri haricinde Türkiye’nin Suriye’de ‘politika ortağı’ yoktur. Milli Güvenlik Kuruluda bu sürece ‘Evet’ demeyerek, kötü Suriye politikasının iştirakçisi olmak istemiyor ve siyasi iktidarın bu talebine geçmiş yıllarda olduğu gibi direniyor!

Şimdi… Türkiye Suriye’ye girer mi, girmez mi? Girerse ne olur? Hamasetten ve ütopik çıkarımlardan sıyrıldığımızda ve Suriye politikasını sevk ve idare edenlerin Suriye’ye ilişkin beş yıllık siyasî, askerî ve istihbarî performansına bakıldığında, bu sorulara verilecek cevap zaten belli..!

Âcizane öngördüğüm başka bir husus var: Türkiye, yakın zamanda kötü Suriye politikasını terk bakımından, siyasetin Rusya eli ve ABD desteğiyle değişecek dinamiğine hazırlanmalıdır!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.