Böyle Olacağını Biliyorduk!

Wall Street Journal Gazetesi, 7 Haziran Genel Seçimi sonrası Türkiye’nin Güneydoğusu’nda ‘meskûn mahal savaşı / şehir savaşı’ fitilinin ilk ateşlendiği günlerde, ayrılıkçı teröristlerle ve HDP’li yöneticilerle Silopi’de bir röportaj yapıyor…

Sokaklarda benzeri görülmemiş bir çatışma yaşanıyor” şeklindeki ara başlığın altında PKK’lı bir teröristin ‘Barış müzakerelerinin düşeceğini biliyorduk. O yüzden müzakereler sırasında büyümeye ve örgütlenmeye devam ettik’ şeklindeki itirafıyla başlayan röportaj, ülkeyi şehir savaşlarına sürükleyen şartların nasıl hazırlandığına dair sorulara da cevap teşkil edecek şekilde devam ediyor: Abdullah Öcalan ile Hükümet barış müzakereleri yaparken onlarca şehirde örgütlendiklerini, önceden dağda ve kırsalda verilen savaşı bilerek şehirlere taşıdıklarını söylüyor. Sadece 120 bin nüfusluk Silopi’de 31 birimleri olduğunu ve her bir birimde 20 üye bulunduğunu, sadece bölgede değil Batı kentlerinde de aynı şekilde yapılandıklarını ifşâ ediyor. Aylarca mücadele edecek kapasitede; en ağırından en hafifine, sabitinden mobiline kadar, türlü silah ve mühimmatı şehirlere yığdıklarını söylüyor…

Görüyorsunuz değil mi? Çözüm Süreci adı verilen MİT-Öcalan Müzakere Süreci’nin eşkıya kanadı, şiddetsizlik döneminin tüm avantajlarını kendilerine transfer ederek, kendi ifadeleriyle ‘büyümeye ve örgütlenmeye devam ederek’ şehirlerde alan hâkimiyeti elde etmiş!

Mühim soru şu: Çözüm Süreci boyunca; PKK/YDG-H şehir savaşları için insan kaynağı planlaması yürütürken, il-ilçe-mahalle-sokak ölçeğinde kendilerine görevlendirme ve takipler yaparken, silahlı terörist varlığı meskûn mahallerde havuzlanırken ve kendi aralarında kesintisiz iletişim düzenleri kurarken, onca müdahaleye rağmen her bir mahallede barikat-hendeklerin devamlılığını temin ederken, ilçe düzeyli planlanmış tuzaklama labirentlerini işletirken, imha edilen hendekler ve tuzaklar ivedilikle yenilenirken, her bir sokak ve evdeki geçiş noktalarını bilen yerel eşkıya unsuruyla dışarıdan gelen unsurlar ve dahi başka ülke ajanları bir araya gelirken, en mühimi ilçe ve mahalle giriş-çıkışlarında nöbet değişimleri ve eşkıya trafiği hâlâ yürütülürken… Memleketimin tehdit ve tehlikeleri ‘önceden’ görüp, önleyici ve müdahale edici güvenlik güçlerine bilgi vermekle yükümlü memleketimin ‘istihbarat birimleri’ ne yapıyorlardı?

Aylar önce Wall Street Journal muhabirinin bile edindiği ‘basit bilgi’ler edinilmediği, göz yumulduğu ve zamanında müdahaleler yapılmadığı için, tüm bu ihmallerin ve aymazlıkların bedelini, bugün cansiperane ve şedit çatışmalarla ‘egemenlik haklarımızı’ korumak zorunda kalan kahraman polisimiz ve askerimiz ödüyor!

Eşkıya, şehir savaşlarını yoğun olarak yaşanılan 6 vilayetin dışına yaymakla Hükümeti tehdit ediyor. Hükümet ‘bir daha sizle masaya oturmayacağız bölge insanıyla meseleyi çözeceğiz’ dese de, şehir savaşlarının Kobeni ayaklanması ve yağma eylemlerinde olduğu gibi 30 civarında vilayete yayılabileceği endişesini taşıyor. Şu anda Hükümet-Kandil-İmralı üçgeninde görüşmelerin sürdürüldüğü Ankara’da konuşuluyor. Meselenin güvenlik/şiddet boyutu ile ilgili olarak PKK’nın muhatap olmasının doğal olduğunu düşünen bazı bürokratik kapasite, öncekine ek olarak, Kürt halkının talepleri konusunda bölge halkı ve onun temsilcileri konumundaki örgütlü kesimleri de muhatap alacak.

Yüzeyden Hükümet, derinden MİT ve KGT bürokrasisi yine yollara revân oldular anlayacağınız!

Lakin yine gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklendi!

Çözüm Süreci’ndeki ihmalleriyle bu ülkenin egemenlik haklarına ağır hasarlar verilmesine neden olanlar, bu üç yıllık süreç zarfında ‘kamu kudretini’ çeşitli nedenlerle bloke edip terör örgütü ve türevlerini şehirlerde alan hâkimiyeti elde edecek şekilde başıboş bırakanlar hâlâ görevleri başlarındalar! Bu başarısız kapasitede suyun başında olduğu müddetçe, Hükümet istediği konsepti getirsin, lâyıkı veçhile terörle mücadele edilemez!

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.