Bayırbucak Düşerse Olacaklar

Akdeniz kıyısından başlayarak yaklaşık 70 kilometrelik derinliğe sahip ve Hatay ilimizle komşu olan ‘Bayırbucak Türkmenleri’nin ağırlıkta olduğu bölge, Türkiye’nin bekâ faktörleri arasında yer alacak raddede stratejik öneme sahiptir.

7. yüzyıldan itibaren Oğuz boyları akıncılarının Irak ve Suriye’de görünmeye başladığı dönemden tutun, Tolunoğulları ve 11. yy da Selçukluların bölgeye gelmesiyle birlikte burada Türkmen popülâsyonu olmuştur. 1096 yılında Haçlı seferleri başladığında bu bölgede ki Türkmen kapasitesi ilk savunma hattını oluşturmuştur.

Yavuz Sultan Selim’in, 1516 yılında Mercidabık’ta Memlukluları yenerek bugünkü Suriye topraklarını Osmanlılara bağlamasından sonra 402 yıl boyunca Türklerin hâkimiyeti altında kalmış olan bu bölgedeki Türkmen kapasitesi, yine aynı misyonu üstlenmiştir.

Türkiye ile Fransa arasında 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Anlaşması’nın 7. maddesi ile Türkiye Suriye Türkmenleri konusunda garantörlük elde etti. Atatürk bu bölgedeki Türkmenlerle bizzat ilgilenmiş, Amik ovasına da Türkmen nüfus yerleştirerek hem Anadolu’nun hem de Suriye’de kalan kısımdaki Türkmenlerin güvenliğini sağlamıştır. Daha sonraki iktidarlar döneminde yanlış nüfus politikalarıyla Hatay kozmopolit hale getirilmiş, sınırın Türkiye tarafındaki Türkmen homojenizasyonu bozulmuştur.

Maalesef gelinen aşamada, siyasi iktidarın yanlış ve takıntılı dış politik hamlelerle temellendirdiği Suriye politikası; sadece Suriye’nin kuzeyinin yeni bir Kürdistan’a gebe kalmasına neden olmamış, bekâ faktörlerimizin başında gelen Suriye’deki Türkmen kapasitesine de ağır hasarlar vermiştir. Bilhassa 24 Kasım 2015’te Suriye sınırında Rus uçağının düşürülmesi sonrası bölgedeki angajmanlarımızı ABD ve NATO’ya devretmek zorunda kalan Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı, Türkmen kardeşlerimizin mağduriyetini ve kayıplarını izlemekten öte bir şey yapamamaktadır!

An itibariyle Türkmenler çok zorumda; çok alçaktan uçan Rus uçakları ve denizden Rus gemileri tarafından başlarına tonlarca bomba yağdırılıyor. Karadan da Suriye, şii ve komünist örgütlerce saldırı altında tutuluyorlar.

Eğer Hatay’ın güneyindeki vadide sadece coğrafi avantajları kullanarak ayakta kalmaya çalışan Türkiye ile etkileşimli Bayır-Bucak kapasitesi düşerse, bölgeye apar topar YPG ve PKK unsurları yerleştirilecektir!

Kalan çok az sayıda Türkmen de tıpkı Musul, Kerkük ve Telafer’deki Türkmenler gibi peyderpey bölgeden tecride zorlanacaktır. Bunların tüm kaynaklarına ve mallarına el konulup yerlerine Kürtlerin yerleştirilmesi politikası uygulanacaktır. Böylelikle, müstakbel Kürt devletinin mimarları, ‘Kürt Koridoru’nun tamamlanması adına Afrin Kantonu ile aralarındaki büyük bir engelden kurtulmuş olacaklar…

Nasıl ki Cerablus ile Azez arasındaki bölge askeri muhalefetin örgütlenmesi açısından uygun coğrafi koşullara sahip değilse, Bayır-bucak Türkmen popülâsyonunun olduğu bölgelerdeki coğrafi koşullar da askeri kontrol açısından uygun değildir. PKK ve YPG bunun için ormanlık ve dağlık alanların fazla olduğu bu bölgeye yerleşmek için can atmaktadır. Bu gerçekleşirse eşkıya ve ardındaki güçler, burnumuzun dibinde Kandil’den daha beter bir terör üssü ihdas edeceklerdir.

Akdeniz’le de irtibatlı olacak bu müstakbel terör üssü ile burnunun dibindeki Hatay arasındaki kurulacak etkileşim, yıllardır Kandil ile Hakkâri arasındaki kurulan etkileşimden on kat daha tehlikelidir! Farklı etnisite, dini inanç ve mezheplere sahip kozmopolit sosyal yapısı nedeniyle, her türlü operatif hamleler ve dış müdahale için elverişli bir bölge olma özelliğine sahip olan Hatay; Suriye iç savaşıyla etkileşimli terör eylemleri, artan toplumsal kutuplaşma ve ayrışmaların yeni oyun alanı haline gelebilir! İçeride PKK’yla verilen meskûn mahal savaşları da cabası!

Maalesef AKP iktidarının, Türkiye için tıpkı Kıbrıs gibi bekâ faktörleri arasında yer alması gereken Suriye Türkmenlerine şimdikinden daha fazla alaka ve hassasiyet göstereceğini sanmıyorum. Artık emin olun, ülkeyi yönetenler Irak-Suriye ekseninde böylesine kaotik bir zeminde yekpare bir Türkmen politikasının uygulanabilir ve sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorlar!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.