HDP’nin 'Özyönetim' Hamlesi Amaç Değil Araçtır!

Çözüm Süreci’nden önce dağda ve kırsalda faaliyet gösteren terörün, şehir savaşları verebilecek kapasite ve imkânlara kavuştuğu bu günlerde, üstüne üstlük çevre coğrafyamız ateş içindeyken, sanki başka bir sorunumuz yokmuş gibi iki hususun sürekli gündemde ön planda tutulması pek manidardır! İlki ‘Başkanlık Rejimi’ merkezli Anayasa tartışmaları, diğeri ise terör örgütünün şiddetiyle birlikte orantılı olarak arttırdığı ‘özerklik’ talepleri ve ‘özyönetim’ hamleleri…

Gerçi siyasi iktidar nasıl ki, ‘Çözüm Süreci’ öncesi bizim öngördüğümüz ve bugünlerde gerçekleşen risk ve tehditleri geçmişte üçüncü sınıf komplo teorisi olarak nitelemiş ve terör örgütünün bugün elde ettiği avantaj ve imkânları geçmişte ütopik bulmuşsa; bugünlerde terör örgütünün gündeme oturttuğu ‘özyönetim’ hamlesini de ütopik buluyor! Lakin bu tecrübeyle, Türkiye’nin demokratikleşmesinin ve idari tanziminin yeni bir zemine oturtulması adına startı verilen müstakbel Anayasa hazırlama vetiresinde, terör örgütünün talepleri ve oluşturduğu gündemin etkin olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz!

Yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılmasıyla mı? İl üstü yönetim birimi olarak en az iki veya daha fazla vilayetin birleştirilmesiyle oluşturulacak; hem hizmet yönünden, hem de idari ve mali açıdan özerklikler içeren modelle mi? Yahut bölge meclisleri eliyle yönetilecek ve kendi içlerinde büyük bir ilin de merkez olarak alınacağı toprağa dayalı idari bölgeler düzenlemesiyle mi? Bilemem… Ama bir şekilde terör örgütünün dillendirdiği içerik ve hacimde olmasa da, ‘özyönetim’ talepleri müstakbel anayasa hazırlama sürecinde hayli tartışılacak!

Her şey bir yana, ayrılıkçı terör örgütünün bilhassa %50’nin üzerinde oy aldığı bölgelerde, peşi sıra yaptığı özerklik ilanlarıyla giriştiği ‘özyönetim’ hamlesi çok bilinçli bir ‘süreç yönetimi’ ürünüdür. PKK ve onun siyasi uzantıları ekstrem gözüken bu cüretkâr talepleri ’ölümü gösterip, sıtmaya razı etme’ stratejisi mucibince devreye sokmaktadırlar! Terör örgütü bilhassa MİT-Öcalan Müzakere Süreci’nde bu stratejinin çok ekmeğini yemiştir! Arttırdığı şiddet profiliyle birlikte bu yöntemi devreye sokarak, hedefleri istikametinde koparabileceği tavizleri kopararak tedrici olarak büyümeyi başarmıştır!

Anlayacağınız ‘özyönetim’ hamlesi terör örgütü için bir amaç değil araçtır! Ayrılıkçı Kürt hareketinin asıl amacı ise tıpkı Irak’ta ve Suriye’de olduğu gibi,‘özyönetim’ ilan ettiği bölgeleri ‘kürtleştirmek’tir! Bölgedeki Kürtler dışındaki unsurları ve fragmantasyona karşı olan Kürtleri bölgeden göçe zorlayarak, ‘nüfus homojenizasyonu’ sağlamak istiyorlar. Bu stratejinin aynısı geçmişte Kerkük’ü Kürt şehri ilan eden Barzani tarafından hayata geçirilmişti. Hâli hazırda bu yöntem PYD/YPG tarafından, Suriye’nin Kuzeyinde Tel-Abyad bölgesinde ve bu bölge ile Afrin'i birbirinden ayıran engelleri ortadan kaldırmak adına Türkmenler ve diğer unsurlar üzerinde işletilmektedir!

Aslında bu stratejinin ilk provası 6-11 Ekim 2014 Kobani eylemleri sırasında Cizre’de yapılmıştı… KCK; tehdit, haraç, yağma, zorla militan devşirme gibi faaliyetlerle, Hüda Par gibi dini hassasiyetleri olan kürt gruplar ile mütedeyyin cemaat ve tarikatları Cizre’den tehcire zorlamıştır!

Özyönetim ilan edilen bölgelerde ve ‘şehir savaşları’ verilen mahallerde tehcir hayli yoğundur! Devletimiz ivedilikle, terör örgütünün G. Doğu’da yürüttüğü bu ‘demografi/nüfus oranı operasyonları’na mani olacak tedbirler üretmeli ve HDP/PKK’ya rıza göstermeyen Kürtlerin ve Türklerin bölgeden sürülmesinin önü alınmalıdır!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.