Emperyalist Kuşatılmışlığın Farkında Değil Misiniz?

1918-1923 yılları arasındaki maruz kaldığımız emperyalist kuşatılmışlığın, zamane versiyonuyla, daha beterini yaşadığımız bir sürecin içerisine girmiş durumdayız. Gelinen aşamada tüm bekâ faktörlerimiz tehlike altına girmiş durumda. İçine düştüğümüz bu kuşatılmışlık çemberini yaracak ve ‘zarar verme’ potansiyelimiz başta olmak üzere ‘stratejik’ hamleler yapma imkânlarının çoğunu ve bu istikamette tâkatimizi kaybetmiş durumdayız.

Tablo çok kötü: Rusya, 18. yy’ın başlarından beri ilk defa Karadeniz’de bu denli hâkimiyet sağlamaya başladı… Tüm askeri gücüyle kalıcı olarak Suriye’ye yerleşmesiyle de D. Akdeniz’de hükümranlık mücadelesi veren ülkeler arasında bende varım dedi… 14 Savaş gemisi 3 denizaltı gönderdi. İran’la üs antlaşması imzaladı ve İran’a 5 adet S 300 füze bataryası kurdu… Kıbrıs Rum Kesim’inden Limasol Limanı’nı kullanma izni istedi… Ermenistan Türkiye sınırına asker yığmanın yanı sıra Türkiye’deki NATO üsleri tehdidi karşınında Ermenistan’la Kafkasya ortak hava savunma sistemi kurmanın ilk adımlarını attı. Yetmedi Azerbaycan-Ermenistan savaşının fitili yakacak girişimlerde bulundu.

Tüm bunlar yaşanırken içeride de işler hayli karıştı… Irak’ta ve Suriye’nin Kuzeyindeki müstakbel Kürt devleti idealine eklemlenmiş Türkiye içerisindeki ayrılıkçı Kürt örgütleriyle mücadelelerimiz “şehir savaşları” konseptine evirildi! Şu anda Kara Kuvvetlerimiz başta olmak üzere, şehir savaşlarında uzman olan özel güvenlik birimlerimiz, gözünü budaktan esirgemeden eşkıyayla mücadeleyle meşgul! 

Asıl tehlike ise başka: Önceden “Türkiye bölge ülkeleriyle işbirliğine bağlı tam bağımsız dış politika seçeneğini yeniden gündemine almak durumundadır” diyerek bize her daim kazık atan Atlantik İttifakı’na karşı Avrasya ittifakı alternatifine yeşil ışık yakar, daralan hareket alanımızı genişletirdik… Şimdi bu manevra alanımızda daraldı. kaybettik! İçine büyük bir gazla itildiğimiz şu sıralar çıkmak için debelendiğimiz Suriye meselesinin geldiği son noktada, sahaya inen Rusya hamlesiyle birlikte ‘tamamen’ ABD ve NATO’nun kucağına düştük! Gelinen aşamada; Adana'dan İzmir'e İstanbul'dan Konya'ya, Balıkesir’den Sivas'a ve Türkiye’nin 40`a yakın noktasında NATO  ve ABD’nin irili ufaklı üsleri, silah depoları, istihbarat kapasitesi ve radarlarıyla Türkiye sarmalanmış durumda!

Türkiye’nin en büyük zararı ve ihaneti, sığınmak için altına girdiği ‘emperyalist şemsiye’ NATO’dan göreceği aşikârdır!

Unutulmasın ki, Türkiye bu ittifakın mühim ve vazgeçilmez bir müttefiki olmasının yanında, bu coğrafyada binlerce yıldır varlığı yadırganan ve ayağı tökezlenip düştüğünde tepesine binilecek ‘ortak düşman’dır aynı zamanda! Türkiye’nin bu emperyalist ittifakın elinde, yeri ve zamanı geldiğinde koz olarak masaya sunduğu bir kart gibi muamele göreceğinden şüphem yok! PKK terörü ve kukla Kürt devleti projesinin yeni NATO stratejisinin temel taşı olduğu gerçeğinden yola çıkarak, 95 sene öncesinde olduğu gibi, ileride kurulacak olan ‘pazarlık’ masalarında başımıza gelecekleri bir düşünün!

* * *

Türkiye’nin hava sahası NATO’nun hava sahasıdır” beyanı, başta Başbakan olmak üzere, siyasi iktidar mensubu birçok yöneticinin dilinde pelesenk olmuş durumda. Bu vaziyet tespitinin ülke yöneticileri tarafından sürekli dillendirilmesi bağımsızlık ilkesine ve ülke itibarına ciddi zarar vermektedir. Diğer NATO ülkelerinin hiçbirinde, benzer durumlara düşse dahi, yöneticilerinden böyle ‘fail’ bir açıklama duyamazsınız. Çünkü NATO askeri yapıda uluslararası bir örgüttür. BM'nin ordusu gibi çalışır. Ulus devletlerin hava sahaları aynı zamanda NATO'nun hava sahası olması için, devlet tüzel kişiliğinin ‘ortadan kalkması’ gerekir. Bunun dışında, uluslararası ilişkilerde, devletten daha üst yapıda bir örgütlenme yoktur!

Dünyanın hâlâ Vestfalyen anlayışla yönetildiği günümüzde, uluslararası örgütlerin büyük devletlerin ulusal çıkarlarından çok da bağımsız hareket etmediği gerçeğini göre göre ve bile bile, kendi çıkarlarımız doğrultusunda ‘rasyonel’ beyanlar vermek yerine, bu tür yapılara mahkûm ve mecbur duruma düştüğümüzü zırt-pırt ikrâr etmenin ne âlemi var?

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.