Yaptım Ama Niye Yaptım? Bir Sor Bakalım!

Bu başlık, usta sinema sanatçısı Şener Şen’in filmlerinden birinde (Banker Bilo) sıkça tekrarladığı kullandığı muhteşem repliklerinden biridir… Sürekli aldatılan masum ve saftirik rolünü oynayan İlyas Salman (Bilo), aldatıldığı halde peşinden ayrılamadığı ‘sempatik kötü’ Şener Şen’e (Maho) yediği her kazıktan sonra bir hışımla hesap sorar… İyice zora düşen Maho; önce “Yaptım ama niye yaptım? Bir sor bakalım!” hamlesiyle İlyas Salman’ın hızını keser, akabinde “dur bir anlatsın bakalım ne diyecek” moduna sokarak zaman kazanır! Sonra büyük bir pişkinlikle ve kendisini acındırarak yediği haltlara makul kılıflar uydurarak meşrûiyet üretir! Bu sayede hem Bilo’nun tepkisini ve şiddetini köreltir, hem de Bilo’yu ikna ederek kayıtsız şartsız tekrar kendisine bağımlı kılmayı başarır!

Bu replik aslında benzer durumlarda hayatın her kesiminde kullanıldığı gibi, bilhassa politikada bolca kullanılan bir diyalektik örneğidir... Kurulduğu yıldan beri bu diyalektiğe en elverişli politik zemin sağlayan mevcut siyasi iktidarın, bu yöntem sayesinde birçok kriz ve travma atlatmışlığı vardır!

Misal… Malumunuz, onca yaşanılanlardan sonra İsrail’le tekrar güvenlik ittifakı ve ticaret antlaşmaları imzalama safhasına gelindiği şu günlerde, Filistin mağduriyetini ve İsrail zulmünü fetiş haline getiren siyasi iktidar çevresi ciddi bir itibar kaybına uğramış durumda.

1 Kasım’da kaybedersek; Gazze kaybedecek, İsrail kazanacak” diyerek bir gaza havasında partilerine kutsiyet atfeden kitle, vakit kaybetmeden İsrail ilişkilerinde takılan bu son “Geri Vitese” de kutsiyet ve mağduriyet atfetmeye başladı: “Kardeşim Türkiye ne kadar büyüdü! ABD, NATO, AB gibi, İsrail’de bizden vazgeçemedi; mecburen Reis’le masaya oturdu!” diyenlerden tutun, sanki antlaşmayı CHP yapmış da siyasi iktidar meclis kapasitesiyle bu antlaşmaya mani olacakmış havası vererek “hiç merak etmeyin bu antlaşma kesinlikle meclisten geçmez” diyenlere kadar…

Anlayacağınız ortalık şu anda “Yaptık ama niye yaptık? Bir sor!” pişkinliklerinden ve saçma sapan bahanelerden geçilmiyor!

Onlarda biliyorlar ki, yaşanan onca çatışma ve ağır ön şartlarla kilitlenen Türkiye-İsrail ilişkilerinde açılan bu yeni sayfa, milletin ve seçmenin umurunda değil! Ortalıkta zaten muhalefet de yok, muhalif medya da… Onlar sadece bu beklenmeyen gelişme neticesinde yaşanan geçici karizma kaybının telafisi için çabalıyorlar. Hayal kırıklığına uğrayan ‘samimi’,‘uyumlu’ ve ‘bağımlı’ kitleleri, tıpkı Bilo’nun Maho’ya olan sadakati ve motivasyonu noktasına çekebilmek için “Yaptık ama niye yaptık? Bir sor bakalım!” moduna giriyorlar…

Önce “ Anlat bakalım” dendiğinde ise, önce duygusal ve vicdani sebepler öne çıkarılıp birçok mağduriyet ve mecburiyet alanları üretilerek zaman kazanılacak… Üretilen meşrûiyetlerle düze çıkıldıktan sonrada, tüm bu erdemli sebepler ters düz edilerek akli ve dünyevi sebeplerle içi doldurulup “fırsatlar” haline dönüştürülecek. Sonrası malum, bu fırsatlardan iktidar üretilecek, üretilen iktidarın ömrü ve çıkarları devletin ömrüne ve çıkarlarına endekslenecek… İşte bu süreç, öyle ya da böyle ama kaçılmaz bir şekilde, “Banker Bilo” filminin finali gibi neticelenene kadar sürüp gidecek!

Hülasa,

Olan şey, Türkiye-İsrail barışı değildir. Doğrusunu isterseniz hiç küslük olmamıştır ki barış olsun! Anlayacağınız, son 7 yıldır gerek Türkiye gerekse İsrail’in siyasi iktidarları mevcut gerginliği kendi iç politik manevra alanlarını daha da genişletmek adına maksimum dozda kullandılar. Ama arka planda bürokratik kapasite eliyle süregelen siyasi ve ticari ilişkilere zeval vermediler!

Aslında olan şey şu: Avrasya İttifakı’yla Atlantik İttifakı’nın yeni mücadele alanı olan Suriye ve Irak’ta artan “tehdit” eşiğiyle birlikte, Atlantik İttifakı’nın içinde yer almak zorunda bırakılan Türkiye, bu yeni küresel kurguya teslim oldu!

Türkiye bu ittifakın mühim ve vazgeçilmez bir müttefiki olmasının yanında, bu coğrafyada binlerce yıldır varlığı yadırganan ve ayağı tökezlenip düştüğünde tepesine binilecek ‘ortak düşman’dır da aynı zamanda!

Bu istikametten sapmazsa, ABD-NATO ve İsrail’in Ortadoğu kurgusu içerisinde hep kaybeden olacaktır!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.