Oslo’nun Açıklanamayacak Neyi Kaldı ki?

Bir süredir siyasi iktidar ile muhalefet arasında bir tiyatrodur sahnelenip duruyor! Adalet ve Kalkınma Partisi, ‘Oslo Görüşmeleri’ ve ‘İmralı Müzakereleri’ üzerinden, terör örgütünün temel parametrelerine ve bu istikametteki taleplerine onay vermekle itham edilirken; parti yöneticileri de işletilen müzakerelerin neticesinde bağlayıcı mutabakat belgesinin olmadığını ileri sürerek, zevâhiri kurtarmaya çalışıyor!

Bu istikamette birileri hâlâ Oslo’yu açıklayın derken, birileri de bu kontrpiye durumu almaza yatıyor! Yahu, Oslo Görüşmelerinin 46 dakikalık görüşme kaydının ses ve metin dökümü internet ortamında kamuoyuna deşifre edilmiş zaten… Basit bir google taramasıyla bu görüşmenin detaylarını deşifre eden sayısız linke ulaşabiliyorsunuz! Ayrıca ne yasak var ne de engelleme; yalanlayanda yok, montaj diyende..! Dinleyeni ve okuyanı 'yok artık!' dedirtecek şekilde şaşkınlık, hayal kırıklığı ve kızgınlığa gark eden detaylar ve malumatlar ortaya dökülmüşken daha neyin açıklanması bekleniyor? Islak imzalı mutabakat belgesi veya “resmi” itirafı mı kalmış bu sürecin?

Her şey âşikar: Hükümet temsilcileri ile PKK temsilcileri Oslo’da bir araya gelmişler… Her fırsata bir ‘devlet projesi’ olarak takdim edilen Oslo Müzakeresi’nin açılış konuşmasını nedense başka bir devletin (İngiltere) temsilcisi yapıyor! Bu İngiliz temsilcisi kendi dilinde yaptığı konuşmasında “çocuklar etmeyin eylemeyin siz kardeşsiniz hadi öpüşün barışın artık! Sizinle daha yapacak çok işimiz var…” demese de, bu kabîl bir şeyler söylüyor…

Ardından görüşmelere geçiliyor. PKK’lılardan biri “…bak siz her seçim öncesi bizimle müzakere yapıyor ‘aman seçimler öncesi şiddete mola verin, bundan dolayı seçimlerde başarısız olursak Kürt sorununun çözümü askıya alınır’ diyorsunuz… Seçimler bittikten sonrada tekrar güvenlikçi politikalara başvuruyorsunuz. Bu kez TC’den teminat istiyoruz…” falan diyor… Ardından PKK’yı rahatsız eden kimi bürokrat ve siyasetçilerin kızağa çekildiği/çekileceğinden falan bahsediliyor...

Akabinde ve detayında, heyet içerisinde bulunan ve “çözümlemeleriyle” meşhur bürokratımız 'Öcalan’ın ülkeye ve bölgeye yönelik vizyonu başbakanla yüzde 90-95 örtüşüyor' diyerek gerek toplumun hazırlanmasında, gerekse örgütün hazırlanmasında Öcalan’ın çok büyük katkılar sağladığını ifade ediyor!

Müstakbel Anayasa değişikliği, ‘Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’ndaki çekincelerin kaldırılması, dağdan inen eşkıyanın sisteme nasıl entegre edileceği, KCK affı ve Öcalan’ın serbest bırakılmasına dair mülahazalarsa müzakere edilen diğer konu başlıkları…

Anlayacağınız, dün Oslo’da ekilenlerin hasadını bugünlerde biçiyoruz!

Hülasa,

Terör örgütü ile yapılan müzakerelerin özeti şu: Aslî ve öncelikli sorumluluğu bu ülkenin egemenlik haklarını ve kamu düzenini korumak olanlar, bu sorumluluğun ifasını bizzat kamu düzenini ihlal eden İmralı ve terör örgütünden bekleyecek şekilde taahhüt altına girdiler! Bu ülkenin egemenliğinin bölünemeyeceği, paylaşılamayacağı, devir ve temlik edilemeyeceği ilkesini çiğneyip ağır hasar verdiler!

Dün müzakerelerin sürdüğü sahte barış dönemlerinde, “Özerklik ayrışma değil, dünyanın sonu da değil; bir arada yaşamanın başka bir formülüdür!” herzelerini dillerinden düşürmeyenler; şimdilerde olan biten her şeyi ‘devlet sırrı’ olarak niteleyerek ve bilgi edinme hakkının dışında tutulduğunu ileri sürerek gerçeklerle kamuoyu arasına engeller yığıyorlar!

Maalesef insanları tepkisizleştirmek, düşünmekten alıkoymak, sorgulamaktan vazgeçirmek için çirkin bir düzen kurulmuş durumda… Buna alet olan (bilinçli ya da bilinçsiz) o kadar çok bileşen var ki, insan dayanamıyor artık…

Ziya Paşa “En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun, Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?” Demiş ya… Herkesin terör örgütüyle yapılan müzakerelerin içyüzünü keşfetmeye başladığı, üstüne üstlük ‘kral çıplak’ moduna girdiği bu zamanda, hâlâ kuşdiliyle konuşmanın ve daha fazla riyakârlık yapmanın âlemi yok!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.