Kandil Suriye'ye Taşınıyor!

“Hizaya Getirildik” başlıklı yazımda ileri sürdüğüm “Kandil Suriye’ye taşınacak!” iddiasıyla alakalı e-posta aracılığıyla birçok soru ve bilgi aldım. Bu konuyla alakalı biraz daha tafsilata girmek elzem oldu:

Malumunuz yıllardır PKK’nın dağ kadrosunun üssü olan Kandil, İran-Irak sınırındadır. Türkiye sınırına kus uçuşu 90 km kadar uzaktadır. Dağın Irak’ta kalan kısmı (Bati ve Güney tarafı) tamamen PKK kontrolündedir. İşte bu Kandil, bir yıldır peyderpey Suriye’nin Kuzeyine taşınmaya başlamıştı zaten…

Daha da ötesi, Ramazan ayından itibaren Kandil Dağı’nın Temmuz-Ağustos aylarında İran tarafından bombalanacağı ve IŞİD kartını oynayan Türkiye’ye karşı buradaki teröristlerin Suriye’nin Kuzeyi’ne konuşlanmaya zorlanacağı iddia ve bilgileri kamuoyuyla paylaşılıyordu… Lakin süreç farklı işledi! Türkiye, Temmuz’un ilk haftasından itibaren ABD ile müzakerelere başladıktan sonra Suriye’nin Kuzeyindeki tüm angajmanlarını ABD’ye devretti ve ‘operatif devlet modu’nda IŞİD başta olmak üzere, diğer sekter örgütler üzerinden işlettiği projelerinden vazgeçti! Koalisyon güçlerinin IŞİD’e yönelik hava harekâtıyla “eş zamanlı” olarak; daha önce onca meşru gerekçe olmasına rağmen tek bir uçak kaldır(a)madığı, bu istikametteki tezkere taleplerini dahi kâle almadığı Kandil’e sortiler yapmaya başladı!

Hâlbuki Kandil kadrosu, 30 kişilik gruplar halinde binlerce sayısıyla hava harekâtına müsait olmayan coğrafi alanlardan Türkiye’ye ve Suriye’ye sızmaya başlamıştı zaten! Hâlâ da sızmaya devam ediyor! En önemlisi, bunların birçoğu Çözüm Süreci’nde “alan hâkimiyeti” için anakentlere taşınmıştı..!

İşte, Cerablus ile Azez arasındaki uçuşlara yasak “güvenlikli bölge” ilan edilen IŞİD’den boşaltılan bölgeye Türkiye’nin iddia ettiği gibi “ÖSO” ve “Eğit-Donat” kadroları değil, bu Kandil teröristleri konuşlandırılacaktır! Akabinde Cezire-Kobani kantonları Afrin’le birleştirilecek, ardından en Batı da Akdeniz’e açılan bölge üzerindeki Esad, ÖSO ve Türkmen unsurlarının hâkimiyeti devre dışı bırakılarak “koridor” açılacaktır! Plan ve proje budur!

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin, zırt-pırt PKK'ya “Kandil'i terk edin” çıkışını yapması… Bazı Batı ülkeleri medyalarının Kandil’in boşaltıldığına; silahlı güçlerin ortalıkta görünmediğine ve onların yerinde hayvancılıkla uğraşan sivil silahsız gruplar kaldığına dair haberler yapması… PKK’nın petrol boru hatlarını bombalaması… Daha sonra ne hikmetse güvenli hat olarak ‘İsrail güvenceli, Irak-Suriye-Akdeniz Hattı Projesi’nin gündeme taşınması ve sıkça tartışılması… Kesinlikle tesadüf değildir! Zaten Kuzey Irak petrollerinin Suriye üzerinden taşınmasına yönündeki haberlerinin taa Ocak 2014 gündemi olduğunu, Taner Yıldız’ın, “Bu boru hatları İsrail'den de Suriye'den de geçirebilirler ama biz daha istikrarlı bir ülkeyiz. İstikrarı vaat ediyoruz” sözlerini de hatırlatmış olayım!

Şu anda Türkiye için en büyük ve yakın tehlike ise, Türkiye’deki ayrılıkçı Kürt hareketi ile Suriye’nin Kuzeyi’ndeki YPG hâkimiyeti arasındaki entegrasyon için düğmeye basılmış olmasıdır. Türkiye bunu öngördü. Lakin Sınırın ötesine berisine duvar örerek bu işlere mani olunamaz…

Behemehâl ve ivedilikle;

1-) Öncelikle “güvenlikçi politikalara” geçilmelidir. Ardından, PKK’nın Türkiye ve Suriye içerisindeki bu yeni konuşlanmalarına karşı, en uzun sınırımız olan Suriye sınır yönetimimiz ve güvenliği, sivil bürokratik kapasiteden alınıp “tamamen” Kara Kuvvetleri iradesine devredilmelidir!

2-) Şu anda Kandil dağında aranan(!) ama Türkiye’de ‘meskûn mahal savaşı’na hazırlanan ve Türkiye’yi bununla tehdit eden PKK güçlerinin ve türevlerinin, Suriye sınırının ötesiyle tüneller aracılığıyla irtibat halinde sır filan değil! Bölge insanın diline kadar düşmüş durumdadır! Hem kendi evleri arasında hem de sınırın ötesindeki yapılar arasında yer altı tünelleriyle bağlantılar yapılıyor! Bu konuyu istişare ettiğim bölgeyi de çok iyi bilen bir güvenlik uzmanı dostumuz da bu gelişmeyi doğruladı. Çare olarak çok ilginç bir öneri getirdi: Tüm Suriye sınırı boyunca 5 km’lik bölge tamamen istimlâk edilerek yerleşimden arındırılarak kamulaştırılmalı ve “güvenli bölge” haline getirilmelidir!

Aksi halde; 384 km’lik Irak sınırını yıllardır doğru-düzgün kontrol edemeyen Türkiye, 911 km’lik Suriye sınırını hiç kontrol edemez!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.