Şu Dünya Bile Türkmen’e Hörgüç Oldu!

IŞİD'in yarattığı tehlikeler karşısında IŞİD ve diğer radikal sekter örgütler üzerinden operatif stratejiler yürütüldü; karizmamızda çizilmedik yer kalmadı! “Kürt Savunma Güçleri" olarak adlandırılan Kürt Örgütler üzerinden operatif strateji yürütüldü; Çözüm Süreci’yle de eklemlenince müthiş kazıklar yendi! Bırakın Suriye’de ki Kürt örgütlerinin kontrolünü, Ankara aleyhine sertleşmelerinin önünü alamadık!

ABD ve müttefikleri zırt-pırt Türkiye’nin Suriye sınır yönetimine müdahale ederek sınır ve bağlı işleyiş yönetiminde istenmeyen yaptırımlarda bulundu. Milyonlarca Suriyeli sığınmacının statüsü ve yerel halkla etkileşimini düzenleme işlerinde başarısız olundu. NATO indinde, Suriye sınırları içinde “güvenlikli bölge” oluşturacak bir etkinliğimizin ve kozumuzun olmadığı ortaya çıktı! Vicdani ve insani bu gelişmenin gün geçtikçe “milli güvenlik” sorunu halini almasına neden olan olumsuzluklara mani olamadık!

Gelinen aşamada Türkiye’yi yönetenler, 7 Haziran seçim arefesinde ve sonrasında PKK’nın terör örgütü olduğunu aniden nasıl keşfettiyse; bir aralar yaralılarını Türkiye hastanelerinde tedavi ettirdiği PYD ve YPG’lilerin de terör örgütü olduğunu yeni keşfetti! Şu günlerde terör örgütü PKK'nın Suriye kolu olan YPG'nin bölgeyi özgürleştiriyoruz yalanıyla Arap ve Türkmen bölgelerine saldırıp yerlerine Kürtleri yerleştirmesi olayları had safhaya erişti. Gerek Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi Başkan Yardımcısı Tarık Sulo Cevizci ve Cephe Suvvar Tel Abyad Komutanı Doktor Ömer Dede gibi birçok cephe komutanı ‘Türkmenlerin; ya yeni oluşturulan kürt ulusal kantonu'nda YPG hükümranlığı altında yaşamaya, ya IŞİD'in egemenliğindeki Rakka kentine göçe, ya da Türkiye’ye göç etmek gibi üç tercihe zorlandığı…’ şeklinde peş peşe açıklamalarda bulundular.

NATO hava desteği azıcık gecikse “where is us air force” diye feryat eden bölgedeki Kürtçü terör örgütleri ve içimizdeki ayrılıkçı kürtçüler ise, Türkmenlerin ve diğer anasırın bu feryatlarını ‘dezenformasyon’ diye niteliyorlar… Tıpkı Kerkük ve Musul’da Irak Türkmenlerini aynı taktikle tehcire zorlayan Barzani’nin inkârı gibi..!

Tüm bunlar olurken Dışişleri Bakanlığımız ne mi yapıyor? “Tel Abyad'daki Türkmen ve Araplar göç etmeye zorlanıyor. Bir Türkmensiz demografik düzenleme girişimi söz konusu” diyerek kaygılarını ABD ile paylaşıyor! ABD’de “yok öyle bir şey!” diyerek ‘itidal’ tavsiye diyor!

Neymiş efendim, “Irak-Suriye ekseninde yekpare bir Türkmen politikası böylesine kaotik bir zeminde çok da uygulanabilir ve sürdürülebilir bir yaklaşım değil...”miş! Peki, işin ucu “eşbaşkanlık” meselesine dokunduğu için birilerinin “raftan kalkalı çok oldu" bahanesiyle görmezden geldiği “BOP stratejik ortaklığı” uygulanabilir ve sürdürülebilir bir yaklaşım mıydı?

İran bile, İŞİD'e karşı “Kudüs Birliği” vasıtasıyla operasyonel katkısı ve lojistik çerçevede sağladığı destekle bölgesel bir aktöre dönüşürken, biz Türkmenleri ‘burnumuzun dibinde olmasına rağmen’ himâye edemedik! Sadece, daralan iç politik manevra alanını genişletmek ve başarısız operasyonların meşruiyet malzemesi olarak kullandık!

O halde, üç gündür üst üste düzenlenen asker-sivil olağanüstü toplantılar ne anlama geliyor? ABD’den alınan diplomatik “itidal” tavsiyesinin halk dilindeki karşılığı olan “geri basın” mesajı konsolide edilmeye çalışılıyor!

Hülasa

Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü?” Filminin bir sahnesinde yaşadıkları zorluklar dayanılmaz bir hâl alınca isyan eden Karagöz şöyle haykırır: “Biz anacuğumla hep yürüdük. Yürüdük ama hep eksülerek… Sorarun süze, menüm neyüm fazladur? Niçün hep menden alınür? Şu bindüğümüz dünya dahü Türkmen’e hörgüç oldi..!

Yüzyıllar boyunca “şu dünya dahi Türkmen’e hörgüç oldu” dedirten zulümlere maruz kalan Türkmenler hâlâ eksilmeye devam ediyor! Hem de dünden daha beter!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.