Çözüm Süreci’ne Yanaşan Yanar!

Çünkü:

1- ) Bu ülkenin ciddi bir terör sorunu vardı ama kesinlikle terör örgütüyle müzakere süreci yürütmeye ihtiyacı yoktu. Ülkeyi yönetenler terörle 'gerektiği gibi' mücadele edeceği yerde müzakere masasına oturtuldu. Çözüm Süreci’ne meşruiyet kazandırmak için de “ülkede sanki bir Türk-Kürt savaşı varmış da çare bulunuyormuş” şeklinde bir seferberlik havası yaratıldı! Bu durum ve ardından yürütülen abartılı sahte barış süreci Kürtler arasında fiziki bölünmeyi; Türklerde ve diğer anasırda da psikolojik kopuş ve sosyal fragmantasyon ortamını gitgide yaygınlaştırdı! Çözüm Süreci’nin “en ağır” bilançosu budur!

2-) Silahsızlandırma ve sınır dışına çıkartma şartlarına uymadığı halde konjonktürel avantajların peşine düşerek terör örgütüyle ısrarla müzakere yürütüldü. Neticede hem devletin uzun dönem tecrübesi ve egemenlik haklarıyla alakalı hayati duyarlılıkları dışlandı, hem de PKK’ya bölgesel denklemleri kendi başlarına kurabilecekleri ve işletebilecekleri yollar açıldı!

PKK her türlü dış müdahaleye ve jeopolitik çıkar rekabetine açık hale gelen bu sınırlı coğrafyada Irak ve Suriye’de gücüne güç kattı. Ardından yıllardır hapsedildiği dağ ve kırsal ortamdan yürüttüğü faaliyetlerini il ve ilçelere kaydırarak büyüttü. Çözüm Süreci’nde elde ettiği avantajlarla sınır içindeki silahlı unsurlarını müdahaleden beri kılmayı başardığı için o denli güçlendi ki; bu ülkenin her yerinde “meskûn mahal savaşı” yürütebilecek konuma erişti!

3-) Maalesef siyaset kurumu ve yönettiği bürokratik kapasite, bu süreçte yaşanan kamu düzeni ihlalleri karşısında ‘Kamu Kudreti’ni devreye sokacağı yerde, “Çözüm Süreci zevale uğramasın” şantajlarına boyun eğerek sürekli illegaliteye meşruiyet transfer ederek zevahiri kurtarmaya çalıştı..! Egemenlik haklarımız işte en fazla bu gedikten ağır hasarlar aldı! Bu saatten sonra bu hasarların telafisi çok ama çok zordur!

4-) Bölgede yaşanan kamu düzeni ihlalleri karşısında bırakın duruma vaziyet etmeyi, hükümeti sürekli pazarlık masasında tutmayı başaran terör örgütü, Kara Kuvvetlerini bölgeden ıskât ettirmeyi de başardı! Bu süreçte; terörle mücadelede bölge ve nüfus genişliği bakımından en kritik muharip birliklerimiz Batı’ya nakledilmiş ve tecrübeli muharip birlik komutanları muharip olmayan nitelikte merkezi-destek birlik komutanlıklarına atanmıştır! Bölgede çoğu yerde alan hâkimiyetini ele geçiren PKK, hâlâ silah bırakmak için şartlar öne sürmektedir. PKK/HDP/İmralı bölgede TSK’nin ve korucuların 'tamamen' silah bırakmadığı takdirde silahlı mücadeleyi terk etmeyeceğini ısrarla deklare etmektedir!

5-) 'Varlığımızı savaşın sona ermesi seferber kıldık' diyen S.Süreyya Önder yalan söylemektedir! Çünkü Sırrı Süreyya ve bu sahte barış sürecinin tüm düşkün ortakları için eli silahlı PKK “Kürt halkının meşru savunma örgütüdür!”. Siyasi ve demokratik çözüm diye yutturulan bu Çözüm Süreci’nin ne PKK tarafında, ne de “sahici siyaset” indinde hiç ama hiç karşılığı yoktur!

Hülasa

Yukarıda özetlemeye çalıştığım nedenlerden ötürü Türkiye, “kat’i vesayet” diye adlandırdığım 'Çözüm Süreci’nin vesayeti altına girmiştir! Bundan sonra sürecin MİT bürokrasisi veya Hükümetler tarafından değil, direkt Parlamento müzakereleriyle sürdürülmesi bile bu ağır vesayeti ortadan kaldırmaya yetmez!

Şu anda koalisyon görüşmelerinin önemli protokol başlıklarından biri olan Çözüm Süreci’nin geçmiş kötü kargosunu Ak Parti ve HDP’den başka hiçbir siyasi parti taşıyamaz! Gerek Çözüm Süreci gerekse bu süreci yürüten bürokratik ve siyasi kapasite ciddi bir ‘hukuki sterilizasyon’dan geçmedikçe hiçbir menzilde konaklayamaz!

Çözüm Süreci; Ak Parti’nin içine düştüğü, CHP içinde bir kesimin gönüllü olarak balıklama atladığı ve MHP'nin de içine çekilmeye çalışıldığı bir tuzaktır! MHP bu tuzağa düşerse barajın altına gömülür ve uzun yıllar kendisinden haber alamayız!

Çare; Çözüm Süreci’nden tamamen vazgeçmek ve ardından behemehâl ‘güvenlikçi’ politikalara geçmektir! Bu çareleri dışlayan müstakbel hükümetler, bu ağır vesayetin altında ezilmekten ve bu sürecin siyasi- hukuki sonuçlarına katlanmaktan kurtulamazlar!

 

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.