Çözüm Süreci’nde Ekilenler Biçilmeye Başlandı!

7 Haziran seçimi yaklaştıkça gerginlikler ve provokasyonlar da artmaya başladı. Eşzamanlı olarak HDP seçim bürolarına yapılan bombalı saldırlar ve siyasi iktidar ile HDP’nin birbirlerini suçlaması tansiyon daha da yükseltiyor. HDP yaşananları; kendi içerisindeki sivri kliğin tahrik edilmeye çalışıldığı ve barajı aşacak kapasiteye ulaşan tabanlarının dar tutulmaya çalışma çabası olarak niteliyor. Siyasi iktidar ise; bunca zamandır sanki terör örgütü ve HDP ile masaya oturanlar kendileri değilmişçesine ve sahada PKK'nın etkinliğinin artmasında ve ayrılıkçı Kürt hareketinin siyasî kanadının meşruiyet sağlanmasında pay sahibi değilmişçesine bir yandan karşı tarafı suçluyor, bir yandan da gergin ve çatışmalı ortamı siyaseten lehinde konsolide etmeye çalışıyor!

Gerçi Sırrı Süreyya Önder, silah ve siyaset arasında ilişkiye vurgu yaparak bundan sonra siyaset alanının genişlediğini ve HDP’nin barajı geçemese de meseleleri siyasetle çözeceklerini söylese de inandırıcı gelmiyor. Çünkü terör örgütü homojen bir yapıya sahip değil ve kırılgan zamanlarda İmralı farklı, HDP farklı ve terör örgütünün her türlü dış müdahaleye açık silahlı kanadı farklı tavır ve davranış sergileyebiliyor. HDP dilinden yasal ve demokratik zemini düşürmese bile yeri geldiğinde "siz bizi kentinize kabul etmezseniz yarın bir başçavuş gelecek ve başınız sağ olsun diyecek!" şeklinde aleni bir tehdit de bulunabiliyor!

Şimdi soru şu: PKK’nın, Kürt kitlelerin desteğiyle il-ilçeler dâhil geniş alanda idari hatta siyasi düzen tesis ettiği ve toplumsal olay görünümü altında terör eylemleriyle meskûn mahal çatışmalarına hazırlandığı bir süreçte siyasi iktidar nasıl davranacak? 8 Haziran sabahına ertelediği ayrılıkçı Kürt hareketinin siyasî taleplerini karşılama işine ve meşruiyet ikmaline son verip ‘zararın neresinden dönersen kârdır’ istikametinde Çözüm Süreci’ni fiilen bitirdiğini ilan edip askıya aldığı kamu düzenini ve kamu kudretini devreye sokabilecek mi?

Açıkçası siyasi iktidar da böyle bir irade görmüyorum. Elini kaptırmış kolunu kurtaramıyor! Şu anda tehlike ve tehdit olarak tanımladığı gelişmeleri tekrar başlatacağı Çözüm Süreci’yle yumuşatmaya çalışacaktır. Nasıl ki şu anda silahını bırakamayacağını deklare ettiği halde üç yıl boyunca PKK süreç yürütmemişçesine ve olan biten olumsuzluklarda payı yokmuşçasına davranıyorlarsa… Nasıl ki, fazla değil daha bir ay evvel terör örgütü temsilcileriyle tokalaşıp “her şey çok güzel olacak” mesajları verip mutabakat imzalayıp ardından yaşananların seçmen davranışına sandıkta olumsuz yansıyacağını görüp olan bitenleri bir anda yaşanmamış sayabiliyorlarsa… İtimat edin Beşir Atalay’ın dediği gibi, 8 Haziran sabahı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından devrilen Çözüm Süreci masası, şu günlerde yaşananlar hiç yaşanmamışçasına yeniden kurulacaktır! 

Şu günlerde yaşanan kayıkçı kavgasının tek bir sebebi var: HDP’nin barajı aşıp pazarlık imkânları arttırarak ‘Başkanlık sistemi - Çözüm Süreci tahterevallisi’nde ağırlık yapmaması ve seçim beyannamesine özenle yerleştirilen Başkanlık Sistemi’ne takoz koymasının veya çok ağır şartlarla kabul etmesinin önünü almak… 

Hülasa,

Ayrılıkçı Kürt siyasi hareketi ‘Batıda şirin-barışçıl, Doğuda şedit-tehditkâr’ seçim stratejisi üretmeye ve yeri geldiğinde ülkeyi ‘meskûn mahal çatışmaları’yla aleni tehdit etmeye devam ederken; siyasi iktidar ise, Çözüm Süreci’nin neden olduğu olumsuzlukların sandığa yansıma riskine karşı sanki icra ve sorumluluk makamında olan kendisi değilmiş gibi sürekli şikâyet ve bahane üretmeye devam ediyor!

Çözüm Süreci’ni yürüten siyasi ve bürokratik kapasitenin yaşanan olumsuzluklar nedeniyle sessizce ve birer birer tasfiye edilmesi “devlet”in aldığı ağır hasarları ortadan kaldırmaya yetmiyor! Gelinen aşamada, siyasi iktidarın bir kanadı Kürt hareketinin siyasî kanadını gürleştirerek PKK terörist etkinliğini bloke etmek derdinde, diğer bir kanadı ise kendi iktidar üretimini riske etmemek derdinde! Yaklaşan onca tehdit ve tehlikeye rağmen, bloke edilen güvenlikçi mekanizmaların ve 'Kamu Kudreti'nin devreye alınması adına iktidar katında mutabakat üretildiğine dair “ciddi” bir “irade” ortaya konmuş değil!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.