Çözüm Süreci’nin Askıya Alınma Nedenleri ve Âkıbeti

Şiddetsizlik döneminin sona ermesi ve bilhassa seçim arifesinde gerçekleştirilen Dolmabahçe Mutabakatı’nın seçmen algısındaki menfi etkilerinin anketlere yansımaya başlamasından sonra, Çözüm Süreci’ni yürüten siyasi ve bürokratik kapasite, Çözüm Süreci’nin egemenlik haklarımıza ve milli güvenliğimize verdiği hasarları yeni keşfetmişçesine sürece tavır almaya başladılar… Daha önceki seçimlerde bu süreci ‘barış süreci’ olarak sandığa yansıtmayı başaran siyasi iktidar, son bir senede yaşanan gelişmelerden sonra, Çözüm Süreci’nin seçmen algısında “sahte barış süreci” veya “taviz süreci” olarak yerleşmeye başlamasına mani olamadı. Üstüne üstlük önü her mecrada açılan ve sesi çok fazla çıkmaya başlayan hatta ve hatta siyaset üreten HDP’nin geldiği nokta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ve siyasi iktidarı politika değişikliğine zorladı…

Bu politika değişikliğine gidilirken, millet olarak en mühim özrümüz olan “balık hafızalığımız” alabildiğince ve olabildiğince hor kullanıldı! Bilhassa siyasi iktidar mensubu siyasetçiler ve onlara istikamet veren danışmanları birbirleriyle "en ummadığın keşfeder esrâr-i derûnun/ sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın." diyen Ziya Paşa’yı haklı çıkarma yarışına girmeye başladılar!

Sanki hiçbir şey yaşanmamışçasına “Karşı karşıya oturulan bir masa yok. Olması devletin çöküşü demektir” diyen ve “milliyetçi siyasete gerek yok burada ben varım” algısını oluşturmaya çalışan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve HDP’nin oy oranının barajı aşma seviyesine gelmesinin müsebbibi olan MİT-Öcalan Müzakere Süreci’nin mimarlarından olan Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan verdiği beyanlarla, Ziya Paşa’yı haklı çıkarma yarışında önde gidiyorlar!

Hülasa

Şu anda ‘Çözüm Süreci’; el freni çekilmiş ve otobanda dörtlüleri yakılmış bir araba gibi emniyet şeridine park edilmiştir! Bu zorunlu bekleme 8 Haziran sabahına kadar sürecektir! “Açılımların Efendisi” Beşir Atalay’ın dediği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından devrilen Çözüm Süreci masası seçimlerden sonra yeniden kurulacaktır!

Peki, gerek teknik gerekse fiili olarak bittiği konusunda defalarca yazı yazdığım “Çözüm Süreci”nde niçin ısrar ediliyor? Bu ısrarın sebebi, sadece son günlerde süreci destekledikleri yönünde resmi beyanlarını arttıran Atlantik ötesindeki “kuklacıyı” sevindirmek içindir! Asıl amaç ise Başkanlık Sistemi’dir… Başkanlık Sistemi hedefi içinde en fazla müştereklere sahip iki siyasi organizasyon vardır; ilki Ak Parti diğeri HDP’dir!

Siyasi iktidarın önceliği Başkanlık Sistemi’dir. Buradaki Başkanlık Sistemi’ni de başkanın idari yetkilerinin meclisin üstünde hesap verilmeden kullanılabileceği bir model olarak düşünüldüğünün altını bir kez daha çizeyim… Bu aşamada siyasi iktidar HDP’nin barajı geçme ihtimalini tek bir açıdan riskli görmektedir: Eğer HDP barajı aşarsa pazarlık imkânları artacaktır. “pazarlık imkânı” derken “başkanlık sistemi - çözüm süreci tahterevallisini” kastediyorum. HDP'nin pazarlık gücünün artması demek, Başkanlık Sistemi’ne takoz koyması veya çok ağır şartlarla kabul etmesi anlamına gelecek. Barajı aşmış, İmralı’nın önüne geçmiş bir HDP, Başkanlık sisteminin teminat altına alınacağı müstakbel anayasa çalışması öncesi öncesinde somut bazı gelişmeler ve kanunları görmek isteyecektir. İşte bu gelişmeler Ak Parti’nin işini hayli güçleştirir ve ortalığı karıştırabilir…

Olmadı “B Planı” hazır! Zaten HDP devre dışı bırakılırsa; salı gününden salı gününe grup toplantılarındaki ateşli konuşmalardan öte muhalif düzlemde ortaya bir şey koyamayan, iktidar projesi üretmeye en yakın ve en güçlü formül olan “Milli İttifakı” elinin tersiyle itip “küçük olsun benim olsun” zihniyetiyle hareket eden ve bu açıdan Ak Parti’nin şükran borçlu olduğu MHP, öyle ya da böyle oyuna sokulacaktır!

Selahattin Demirtaş’ın “son tahlilde ülkenin hükümetsiz kalmasına izin vermeyiz” sözünü ve MHP'nin AKP ile koalisyona sıcak baktığı şeklinde yorumlarda bulunan MHP milletvekili adayı Saffet Sancaklı ve bu yorumları yalanlamayan ve “yetkili kurullarımızdan bu istikamette çıkmış bir karar yok" diyerek soruları geçiştiren Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan’ın tavrını, bir de yukarıdaki analizim ışığında değerlendirin!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.