Türkmenler Artık Çuvaldızı Kendilerine Batırmalı!

Kendi sömürgeci politikalarına ‘meşru ve zorunlu gerekçeler’ üretme konusunda mâhir olan Batı emperyalizmi, yeni oyuncağı IŞİD bahanesiyle yakın bir zamanda, ‘Irak yönetiminin terörle mücadelesine katkı’ etiketli ve ‘Musul’ merkezli mühim Türkmen kapasiteleri illerde ciddi bir askerî harekât başlatacak..

Bu yazımızın konusu, müstakbel Musul harekâtı ve Türkiye’nin bu süreçteki fonksiyonu değil… Bu yazımızın konusu; yıllardır maruz kaldığı her saldırı ve tecavüzde yüzünü Anadolu’ya dönmek zorunda kalan ve bu müstakbel askeri harekât sonrası yeni yapılanma döneminin baş mağdurlarından olacak gibi görünen Türkmeneli’li soydaşlarımızdır…

Bunca yıldır; hukuki, tarihi ve insani hakları sürekli ihlal edilen Türkmenlere ve Türkmen sorununa, Türkiye’nin tenkit ettiğimiz politikaları üzerinden baktık ve eleştirdik… Bunlar haklı ve en gür sada ile dillendirilmesi gereken eleştirilerdi; lakin toplu iğne doğrultsalar sesimizi yükselttiğimiz Türkmen kardeşlerimizin de artık çuvaldızı kendilerine batırmalarının vakti geldi de geçiyor! Irak Türkmenleri, ‘bizzat’ kendilerinden kaynaklanan ihmalleri ortadan kaldırmalı ve ellerinde imkân olduğu halde yapmadıklarını yapmaya başlamalıdırlar!

Bu istikamette öncelikli olarak:

Bir: Irak Türkmeneli bölgesinde yaşayan soydaşlarımız her şeyden önce birliklerini sağlamalıdırlar… Bakıyorsunuz içlerinden bir grup Türkiye yanlısı, bir grup Şii ve merkezi hükümet yanlısı, bir grupta Barzani’ye yanaşmış durumda… Aklı başında olup ‘ayrılıkta felaket vardır; birliğimizi bozmayalım’ uyarıları ile bütünleşmeyi savunanların sesleri ise daha cılız çıkmaktadır. Bunların kendi içlerinde birbirlerini suçlayan onlarca savları vardır. Ortak dillendirdikleri tek şey ise ‘Türkiye bizi yalnız bıraktı’ şikâyetidir. Bunda haklılık payları vardır. Lakin dediğimiz gibi ellerinde imkân olduğu halde yapması gerekenleri yapmalıdırlar önce… En azından bazı farklılıkların peşine düşseler de müştereklerini maksimize etmelidirler… Türkiye ile birlikte olmak şartı ile çıkarları en üst seviyede korunacak tüm çıkar ve maslahatların içerisinde olmalıdırlar. Irak siyasetindeki her türlü istikrarsızlık ve boşluğu iyi değerlendirmeli ve tek taraflı cepheleşmelerden vazgeçmelidirler.

İki: Irak’taki Türkmenler de Kürt unsurlar gibi aşiret yapılarını sürdürüyorlar… Gerçi Kürt unsurların dengeler adına hâmisi bol lakin ‘korunmaya muhtaç’ bir topluluk imajını öyle ya da böyle üzerlerinden atmayı başardılar… Türkmenler ise bu olumsuz imajdan kurtulamamışlardır! Mesela diğer bazı unsurlar gibi isyancı-mücadeleci yapılarıyla ön plana çıkamamışlardır. Karşı tarafa hesap-kitap yaptıracak şekilde zarar verme potansiyelinden yoksun durumdadırlar. Bu nedenledir ki, ‘bağımsızlık’ ve ‘kendi kaderlerini tayin etme’ konuları gündeme geldiğinde, diğer unsurlar kadar ‘istekli’ olamamışlardır. Bu kavramlar uğruna bedel ödemeye/ödetmeye hazır, agresif ve yeri geldiğinde uzlaşmasız bir görüntü verememişlerdir. Türkmenlerin bugün Irak’ta oynanan büyük denge oyununda iddialı bir oyuncu olamamaları, bu özelliklerinden ötürüdür!

Hülasa

Türkiye, etrafını çevirmeye başlayan bu suni Kürt devletleri ve bu projenin mimarlarıyla yaptıkları müzakere süreçleri üzerinden gelecek tasavvurunda bulunmanın, çıkmaz bir sokak olduğunu ağır bedeller ödeyerek anlamaya başladı zaten… İleride de; merhum Rauf Orbay’ın, “Anadolu coğrafyasına sıkışan Türkiye’nin güvenliğinin Irak Türkmenli’nden başladığı” tespitinin haklılığını ve ‘hamiyet’ kavramının ne olduğunu, yeniden ve mecburen keşfedecek!

İşte Türkiye’nin bu mukadder sürecini hızlandırmak için, Türkmen kardeşlerimizin kendileri hakkındaki hükmünü ivedilikle ve kesinlikle değiştirmeleri gerekiyor!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.