Kamu Düzeni ve Kamu Kudreti -2-

Terör örgütüyle masaya oturan lakin neyi çözmeyi hedeflediğinden tutun şimdiye kadar neleri çözdüğünü dahi anlatamayan Çözüm Süreci’ni yürüten siyasi ve bürokratik kapasite, “her şeye hâkimiz” algısını pazarlayıp kuyruğu dik tutmaya çalışsa da, işler hiçte iyi gitmiyor.  “Benim annem de Türk, beni kullanın!” seviyesine indirgenmiş bir terör örgütü ve eşkıya başıyla yürütülen müzakere sürecinin içeriğini, “Türkiye Kürdistan’ı kabul etmedikçe bizim için ortak vatan yoktur” hadsizlikleri noktasına taşıyan bu zihniyet, bırakın aksaklıkları düzeltecek iradeyi göstermeyi, sahici siyaseti bile dışlayacak duruma gelmiştir!

Hâlâ birileri bembeyaz sütü içindeki kapkara kılı gördüğü halde servis ediyor; birileri de gözlerini kapatıp bu sütü içmek zorunda kalıyor! Geldiğimiz noktaya bir bakın: Fiziki bölünmeyi hızlandıran psikolojik kopuş ve sosyal fragmantasyon ortamı gitgide yayılıyor! Çözüm Süreci’nin önceliği diye millete yutturulmaya çalışılan 'şiddetsizlik' veya 'fiili ateşkes' gibi durumlarının artık bir karşılığı yok! PKK/KCK öldürme maksatlı eylemlerine son vermemiş hatta kitlevi eylemlere dönüştürüp, Doğu-G. Doğu ile sınırlı eylemleri ülke bütününde yıldırma-sindirme şeklinde formatlamış durumda!

Maalesef yaşanan bu kamu düzeni ihlallerini ortadan kaldıramayan siyaset kurumu, devlet niteliğini yitirme riskini de tetiklemiş durumdadır! Her türlü dış müdahaleye ve jeopolitik çıkar rekabetine açık hale gelen bu sınırlı coğrafyada; “Çözüm Süreci zevale uğramasın” şantajlarıyla kamu düzenini “askıya almanın” kesinlikle tolore edilecek bir yönü yoktur.

Oysa bu millet, kamu düzeninin korunması için maksimum yetkiyi, kaynağı ve öncelikleri ciddi bir fedakârlıkla iktidara teslim etmiştir. Siyasi iktidar milletin kendisine emanet ettiği kamu kudretini ağır aksak işletemez! Mevcut yasalarımız şunu der: En tepedekinden tutun en düşük seviyede memuruna dek tüm kamu görevlileri, kamu düzen ihlallerinde emirsiz-izinsiz derhal müdahale ve mukabele etmek zorundadır. Bu hallerde kamu kudretini devreye sokup duruma vaziyet etmeyenler ise suç işlemiştir. Son aylarda yaşanan neredeyse iç savaş provalarına dönüşen kamu düzeni ihlalleri karşısında, kamu kudretinin kesintisiz fiili etkinliğine sadakat ve yüksek hassasiyet gösterildiğini kim iddia edebilir? Ülkenin bir bölümünde can, ırz ve mal güvenliği ciddi bir şekilde ihlal edilmektedir. Bu devlet dediğimiz aygıt ne işe yarar? Eğer devlet farklı saiklerle gerekeni yapmıyorsa bu milletin varlık ve devamlılığını inkâr etmiş sayılmaz mı?

Hülasa

Ne hallere düşürüldük!

Bu millet, kendi hukukuna kastetmiş bir terör örgütüne karşı ülkeyi yönetenlerden sorumluluklarının gereğini yapmasını beklerken; Çözüm Süreci’nin yürüten siyasi ve bürokratik kapasite de, asli ve öncelikli sorumluluğun ifasını kamu düzenini ihlal eden İmralı ve Kandil’den beklemektedir!

Gelinen aşamada, Çözüm Süreci’nin yol açtığı teknik ve bürokratik ağır mağlubiyet ortadadır. 62 Hükümet, Çözüm Süreci üstünden vesayet altına alınmışlığı ve bürokratik türlü kuşatılmışlığı kırmak zorundadır. Şu anda ivedilikle yapılması gereken iş; elindeki silahı bırakmayacağını ısrarla deklare edenlerle anlayacağı tek lisan olan “Güvenlikçi politikaların“ diliyle konuşmaya başlayıp kamu düzenini yeniden tesis etmektir.

Neymiş efendim, siyasi iktidar yaklaşan seçim öncesi tekrar PKK ile mücadele başlatıp milliyetçi ve muhafazakâr seçmen tercihine oynayacakmış..! Umurumda değil! Bu saatten sonra, Kamu Düzeninin sağlanması adına, âlemi kör milleti sersem yerine koyan kurnazlıklarda dâhil olmak üzere, her türlü seçim popülizmine bile razıyım!

 

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.