Karikatürize Katliamın Düşündürdükleri!

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın “Suriye'ye 2013'te müdahale etmediğimiz için pişmanım. Müdahale gerçekleşmedi ve şimdi karşımızda IŞİD var. IŞİD'in ise Esed'le ilişkisi olması gerektiğini sorguluyoruz. İran’a gelince… İran, Irak ve Suriye'de istikrarın devamı için önemli bir ortak..!" şeklindeki ilginç beyanının üzerinden üç gün geçmeden Fransa’nın göbeğinde menfur bir terör saldırısı gerçekleşiyor... Gün ortasında, hem de polis koruması altındaki mizah dergisi Charlie Hebdo’ya yanaşan siyah bir arabadan inen üç maskeli kişi ellerindeki makineli tüfeklerle 12 kişiyi öldürüyorlar. Ardından "Peygamberin intikamını aldık!" naralarıyla ellerini kollarını sallaya sallaya kaçıyorlar!

Olayın bu boyutuna ve manidarlığına dikkate çekmem bu katliamı rasyonalize etmeye çalışmakla yorumlanmasın sakın! Bu saldırı; bırakın kınanmayı, şiddetle lanetlenmeyi hak ediyor! Lakin dinin ve bu saldırı özelinde İslam’ın, bu tür katliamlara cevaz verdiği ve bu tür eylemi yapacak manyakları yetiştiren bir inanç sitemi olduğunu kin ve nefretle dayatanların tarzı da en az bu katliam kadar iğrenç ve lanetlenmeyi hak ediyor!

Endişem ve işaret etmek istediğim nokta başka… 11 Eylül sonrası yaşananları ve yaşatılanları bir düşünün… 11 Eylül’ün daha dumanı tüterken, her türlü kin ve nefret teorilerinden sıyrılmış bir şekilde, İslam coğrafyasının kürsel bir savaş meydanı haline getirilip yeniden tasarlanacağı istikametinde ileri sürülen teorilerin isabetli olduğu zamanla acı bir şekilde tecrübe edildi! 7 Ocak 2015 Paris Charlie Hebdo saldırısının da birkaç farklılık dışında benzer ama günceleştirilmiş senaryonun tekrar sahneye konulmasının startı olarak görüyorum! Önce özenle yeşertilip büyütülen İslam adına cinayetleri meşru gören örgütlerin ipleri salınıyor… Ardından küresel bir hedef olan Ortadoğu’da açılacak yeni cephelerden önce, İslam dünyasına karşı dünya kamuoyunun kafalarında ve gönüllerinde yeni “cepheler” açılıyor! Sonrası malum; orkestra edilen acımasız Batı emperyalizmi ve ardında bıraktığı milyonlarca Müslümanın kanı, iç savaşlar, işbirlikçiler, dul ve yetimler, fakirlikler vs…

Maalesef İslam dünyası bu tür provakatif eylemler için mümbit bir mekân olma özelliğini yüzyıllardır koruyor. Yaşamak zorunda bırakıldıkları perişan ortamın yarattığı baskın güdülerle kolayca provoke olup, güya kutsalının hukukunu koruyup hem dünyasını hem de ahiretini kurtarmanın kolaylığıyla maceraperestliğe meyleden marjinaller özenle vitrine çıkartılıyor! Dikleştiğinde, tepki koyulması gerektiğinde hatta "yeri ve zamanı geldiğinde” meşruiyet dairesi içerisinde şiddeti kullanmak zorunda kaldığında da “dininin asaleti” paralelinde “hikmetli” bir duruş sergileyemiyor!

Hülasa,

Birileri medeniyetler savaşı kavramını alenen kanlı bir savaşa çevirmek istiyor. Aklı başında Müslümanlar, aklı başında Hıristiyanlar, aklı başında Museviler, hatta ve hatta aklı başında ateistler yazık ki buna engel olabilecek noktalarda değiller!

Sivil itaatsizliğin babası H.Thoreau: “Keklik nohuttan hoşlanır, ama kendisiyle beraber tencereye atılan nohuttan değil!” demiş… Müslümanlar yaşanan bu katliamla başlayıp olağanüstü ciddileşen tartışmanın bir 'düğmeye basış' olduğu kanaatine iştirak etmelidirler. Küresel bir iktidar için yaşanan küresel savaşın yeni meydanı olan Suriye’nin hızla Irak’laşacağı bir sürecin startı verilmiştir!

Başta Türkiye olmak üzere tüm dünya Müslümanları olarak “Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alarak ilhamı/Asrın idrakine söyletmeliyiz İslâmı” oryantasyonuna sıkı sıkı sarılmayı beceremedik, bari 'kuklalara' uğraşmayı bırakıp 'kuklacılara' karşı birliğimizi ve dirliğimizi korumaya çalışalım!

Unutmayalım: En mühim dünyevi imtihan aracı olan iktidarları ve servetleri, ülkeler ve halklar arasında sıkça değiştiren Cenab-ı Allah; biz kendimiz hakkımızdaki hükmümüzü değiştirmediğimiz sürece bizim hakkımızdaki hükmünü değiştirmeyecektir!

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.