Leyla Zana'nın ‘Çözse Çözse Başbakan Çözer’ Gazı ve İşin Aslı!

Leyla Zana Başbakanı işaret ederek, “Ben onun Kürt sorununu çözeceğine inanıyorum. Buna dair umudumu da, inancımı da asla yitirmedim.” ifadesini kullandı.

Daha sonra bu beyan ve beyan sahibi medya tarafında olabildiğince şişirildi. "Bu işi çözse çözse Başbakan çözer" ifadesi manşetlere taşındı. “PKK'nın mücadelesi Kürt halkının sigortasıdır. Asla silah bırakmamalıdır” diyen bu eli kanlı bir terör örgütünün en önemli kadın figürlerinden biri öyle bir hale getirildi ki; sanırsınız kadın Greenpeace gönüllüsü!

Gaza gelmek kimileri için karakteristik bir özellik ise de, kimileri için de anlık heyecanın verdiği dürtüdür. Sayın başbakanın kesinlikle gaza geldiğini düşünmüyorum. Leyla Zana planlı/programlı bir süreci yürütürken “sahaya indi” ve medya üzerinden bir pas attı. BaşbakanErdoğan2da Leyla Zana’dan gelen bu pası göğsünde yumuşatıp kontrol altına aldı! Hemen haftasında randevu verip Zana ile bir araya geldi. Tabii ki toplantıda “açılımların efendisi” Beşir Atalay’da mevcuttu!

Zaten piyasa ve kamuoyu Suriye meselesi, savaş çığırtkanlıkları ve düşen jetimizin acısı ile meşguldü… İyi de oldu! Bir hafta boyunca Türkiye bunu konuştu.

Bir hafta sonrada eşkıya başının kardeşi aynı cümlelerle piyasaya düştü. Mehmet Öcalan, "Başbakan bu meseleyi çözer. Yapmak istemesi halinde, barışı sağlar" dedi. Ama onun açıklamaları “PKK ile masa başına oturun ve anlaşın, ne isterlerse yapın, barış ancak böyle sağlanır” diyen medyada manşetlere çıkarıldı ama devletlû tarafından iplenmedi!

Zana’nın Başbakanla yaptığı görüşme sonrasında birçok yorum yapıldı: Kimi “Bu görüşme Kürt siyasetinin tek bir programının ve çizgisi olmadığının kanıtlamıştır” yorumunu yaptı. Kimi de “Zana Tayyip Erdoğan ve hükümetinden medet umarak kürt hareketinde yeni bir çatlak yaratmış ya da hâlihazırda bir çatlak varsa bunu derinleştirmiştir.” Dedi. Kimisi PKK gibi baskıcı bir terör örgütüne rağmen ve BDP tabanından gelebilecek "hain" ve "satılmış" gibi yakıştırmalara hiç aldırış etmeden, barışa bir şans vermek için "aykırı" sayılabilecek bir cesur bir çıkış” yorumunu yaptı… Bazıları da Leyla Zana’yı mevcut sorunda Kürtlerin değil, TC’nin ve ABD'nin söz sahibi olması gerektiğini savunan sermayedar ve ihale zengini olmakla itham etti.

Başbakan-Leyla Zana görüşmesine tepki gösteren BDP ve PKK ise “ Leyla’yı Leyla yapan mecnunun aşkıdır” diyerek Zana’ya gücünü nerden aldığını hatırlattı!

Leyla Zana’nın 1,5 saatlik bir görüşmede: ‘Türk devleti Kürtlerden özür dilemeli’, ‘Öcalan pek ala ev hapsine alınabilir’, ‘Seçmeli derslerin Kürtlerin ana dil ihtiyacına cevap veremeyeceği ortada…’, ‘TSK silah bırakmalı’ gibi bilindik mavalları Başbakana sunduğunu sanmıyorum.

Bu görüşmede, görüşme sonrası Zana’nın açıklamaları dışında farklı şeyler konuşulduğunu ve farklı mesajların teati edildiğini düşünüyorum!

Böyle düşünmeme neden olan etkenler; konuğun Leyla Zana olması, Zana’nın görüşme öncesi temas trafikleri ve ait olduğu yerdir…

Açalım:

1- ABD bir seneye aşkındır Kürt sorununda çözüm kapısı olarak Barzani’li ve Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetim’li formülleri Türkiye’ye sunuyor. PKK’ya silah bıraktırma baskısını iyice arttırıyor. Hatta yeni açılım projeleri de bu çerçevede yürütülüyor. BDP ve PKK’ya da adres olarak Barzani ve başındaki bölgesel yönetim muhatap olarak gösteriliyor.

Kürtlerin üç lideri var: mam Celal (Celal amca), kak Barzani ( Barzani abi) ve başkan Öcalan" diyen Leyla Zana’nın hem Barzani hem de Talabani indinde itibarı ve önemi çok fazla!

Zana’nın Başbakan ile yaptığı görüşme öncesi Erbil’de Barzani ile uzun süreli bir toplantı yaptığı, daha sonra bölge siyasetini yürüten bazı ABD’li yetkililerle görüştüğü ve bu temas trafiğinin son durağı olan Başbakanla bir araya geldiği ve sürecin hülâsasını Başbakana ilettiği belirtiliyor.

"Erdoğan bu işi çözer” in öncesi böyledir..!

2- ABD ve Barzani yönetimi, yeni konjonktürde PKK’nın Kuzey Irak içerisinde konuşlanmasından rahatsızlar. Irak’ta elde edilen devletleşme ve ekonomik büyüme yolundaki kazanımlarına zarar verdiklerini düşünüyorlar. Malumunuz, Genelkurmay başkanının da gündeme getirdiği Kandil tartışması, TSK’nin Kandil’i tarumar etme ihtimali ve kandildeki boşluğu doldurma ihtimali onları ciddi endişeye sevk ediyor.

PKK’ya ise ‘sen mücadele alanını kuzeyde yani Türkiye topraklarında sürdür’ deniliyor. PKK’ya önerilen bu misyonla devletleşme sürecinde Irak Kürt devletinin yükünü hafifletilecek ve Kuzey ırak'ın Türkiye'nin açık hedefi haline getirilmesinin önü alınmış olunacak. Kuzey Irak’ta ki bölgesel Kürt yapıyı mümkün olduğu kadar çatışma ortamdan uzak tutulacak..

3- Irak’ta; Maliki hükümetini ortadan kaldırmak, Irak'ta bir Sünni blok oluşturmak, Kerkük’ü Bağdat’ın hâkimiyetinden çıkarmak, Kürt Bölgesi'ni Kerkük ve Musul'un bir kısmını da içine alacak şekilde yeniden dizayn etmek, için yoğun bir çaba sarf ediliyor. Türkiye bu konuda çok aktif. İleride hâmiliğini almayı düşündüğü bu bölgede ABD ile oynadığı stratejik ortaklık oyununun meyvelerini yemek istiyor!

Hülasa,

Sayın Başbakan ile Leyla Zana arasında bilindik Kürt sorunu filan değil, ellere tutuşturulan ve elden ele dolaşan “yol haritaları” konuşulmuştur.

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.