Hatay’da Neler Oluyor?

Türkiye sürekli aynı delikten aybı yılanlarasokulmaya devam ediyor!
Aynı tezgâh 1991 Körfez savaşının öncesinde kurulmuştu. Birinci Körfez Savaşı sırasında K.Irak'tan Türkiye'ye iltica etmek isteyen mültecilere koruma kalkanı oluşturmayı amaçlayan Amerika, İngiltere ve Fransa; Türkiye’de 77 uçak ve helikopter ile 1862 kişilik personel ile İncirlik ve Pirinçlik'e konuşlanmış ve akabinde Kuzey Irak’ta 36. Paralelin kuzeyinde tampon bölge kurmuştu...

O vakitler dümenin başındakilerin dilinden “Bush bizi oval ofislerde ağırlıyor, bölgede lider ülke oluyoruz, kürsek aks bize gebe! Ekonomimiz gitgide büyüyor. Kilit ülke haline geldik. Rusya yüzünü bize dönmek zorunda!  Avrupa yüzünü bize dönmek zorunda! Bir koyup üç alacağız. Neticede ortaya konacak pastanın Kerkük-Musul dilimi bizim olacak, daha da aktif olmalıyız...” gibi argümanlar düşmez olmuştu.
'Eyvah!' diyenlerin “Bunlar Türkiye’ye bırakın pastanın diliminin kırıntısını bile vermezler! Müstakbel kukla Kürt devleti ile ABD bize sınır komşusu oluyor” çıkışları “Sevr paronayası hezeyanları bunlar" denilip alay konusu oluyordu... Hata tıpkı bugün olduğu gibi birileri 'Çekiç Güç'ü, Türkiye'nin Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkelere karşı elinde bulundurduğu bir koz olarak nitelendiriyordu!

Yıllar geçti şartlar ve iktidarlar değişti. Ama ne ABD’nin oyun kuruculuğu, ne de siyasi iktidarların dominant küresel güçler karşısındaki eziklikleri değişmedi… Bu kez Suriye hedef tahtasına oturtuldu. Türkiye’de “hiç akletmez misiniz” ilahi emrinin neticeleri tecelli etti ve ülkeyi yönetenler aynen Turgut Özal’lı yıllardaki aynı hataları işlemeye başladı. O vakitler Irak’ta Saddam Müslüman kardeşlerimize zulmediyordu, şimdi ise Suriye’de Esed… Geçmişte Irak’ın elinde nükleer bombalar bahane ediliyordu şimdi Suriye’de ise kimyasal bombalar ve iç savaşta akıtılan kanlar..! İkisine de barış ve demokrasi götürülecekti! Neticede burnumuzun dibinde, doğudan Akdeniz’e kadar bir 'Kürdistan Koridor Devleti kurulacak. Her şey olup bittikten sonra ABD Türkiye’ye; “buraları koruyup kolla, iyi paralar kazanacaksınız buraları size imar ettireceğiz” diyecek!
Aynen Irak'ta olduğu gibi...
Suriye’nin orta ve güneyinde Müslümanlar iktidar adına birbirlerini yiyecek!
Aynen Irak'ta olduğu gibi..
İsrail'de rahat bir nefes alacak!

Daha sonra ne mi olacak? Olacak olan şu: Yüz sene sonra yeniden çizilen Ortadoğu haritası mucibince İran ve Türkiye sıranın kendisine gelmesini bekleyecek!

&

Şu anda Dışişleri Bakanının ifadesiyle doğumuz ve güneyimiz ciddi bir şekilde türbülansa girdi. Gelinen aşamada Suriye politikaları sarpa sarmaya evdeki hesap çarşıya uymamaya başladı.  Daha dün ‘sabah girsek ikindi çayını Şam’da içeriz’ diyenler bugün “Türkiye'yi savaşa sokmadan emin adımlarla yolumuza devam ediyoruz.” demeye başladı!  Neticede Türkiye komşumuzda yanan yangının savrulan ateşinden payına düşeni söndürmenin derdine düştü. İsrail, Suriye’de sinsice yürüttüğü ‘yesinler birbirini’ politikalarına tam gaz devam ederken yavaş yavaş da sahaya inmeye başladı.  

İşte Suriye’de tüm bu olan bitenlerin birçok ceremesini maalesef  “ilk olarak” Hatay ve Hataylı vatandaşlarımız ödüyor.  Hatay, Suriye Krizi patlak verdiği günlerden bu yana psikolojik savaş alanına çevrilmiş durumda. Hatay’ın Suriye’ye benzer bir etnik ve inanç çeşitliliği var: Şu anda Hatay’da nüfusça en kalabalık etnik grup Türk Sünniler... Nusayrîler (Arap Aleviler) ise nüfus oranı itibariyle ikinci etnik grubu oluşturuyorlar. Arap Sünniler ve Arap Hıristiyanlar ise nüfusça azımsanmayacak sayıda… Hatay’da nüfus esas itibariyle bu dört etnik gruptan oluşuyor. Bunların dışında bir köy veya mahallede toplanmış durumda yaşamakta olan Çerkezler, Yahudiler, Ermeniler, Afganlılar, Özbekler ve Gurbatlar (Çingeneler) gibi küçük gruplar da var…

Kardeşçe yaşayan tüm bu unsurların arasına nifak tohumu ekmek isteyenler şu günlerde zaman ve şartları da müsait bulduğundan ciddi efor sarf ediyorlar! Geçmişte yani savaş öncesi yıllardan beri, PKK’yı himaye eden Suriye yönetimi Hatay’ın kendisine ait olduğunu iddia edip her türlü hinliği deniyordu.  Daha sonra İsrail’in Akdeniz orijinli operasyon bölgesi haline geldi. Hatay İsrail uçaklarının kör nokta olarak tarif edilen geçiş güzergâhı oldu.  ABD, Fransa ve İngiltere dış müdahaleye açık etnik ve inanç farklılıkları dolayısıyla Hatay’dan elini ayağını hiç çekmedi. 12 Eylül öncesinde Maraş’ta tezgâhlanan mezhepsel iç çatışmanın ikinci versiyonu Hatay’da hayata geçirmek isteyenlere, Hatay insanının sıkı sıkıya bağlı olduğu kardeşlik ve komşuluk bağları mani oldu.

Siyasi sınır bir devletin kenar organlarıdır. Bu nedenle hudutlar o devletin gücünü, gelişmesini ve değişikliklerini aksettirirler. Lakin biz sınırlarımızı korumayı PKK ve Suriye tecrübesiyle de ispat ettiğimiz gibi beceremedik! Türkiye ile Suriye 877 kilometre uzunluğunda bir sınır hattına sahip. Bunun yüzde 50'si PYD/PKK’nın, diğer yarısı da ABD’nin şimdilik desteklediği ama ileride orta ve güney Suriye’ye sürüp birbirleriyle savaştıracağı diğer muhaliflerin hâkimiyetinde! Suriye’de süregelen çatışma uzadıkça inisiyatif, güç politikacı ve diplomatlardan çıktı ve milislere kaydı. Yaşanan tüm bu kaosun faturasını bu milislerin yolgeçen hanına çevirdiği ve açık hedef haline getirdiği Hatay ödüyor.  

Hatay’da oldukça etkin olan ve soğukkanlılıkla barışa ve fitne ortamına karşı uyanık olmak için gayret gösteren kişilerin başında gelen Büyük Birlik Partisi (BBP) Hatay İl Başkanı Sayın Nevin Zeytineli ile istişare ettik. Oldukça ilginç ve kamuoyunca bilinmeyen sıkıntıları benimle paylaştı:

Hatay’da ki Nusayrilerin ekserisinin akrabaları Suriye’de… Şu anda birçoğu muhalif Sünni gruplarla çatışıyorlar. Muhaliflerin de Nusayrilere karşı tahammülü yok! Hatay’daki ikinci kalabalık unsur olan Nusayriler ile Hatay’a mülteci olarak sığınan ÖSO mensubu bazı klikler arasında tartışmalar ve karşılıklı tehditleşmeler, sınırın bu tarafında yani Hatay’da sıkça yaşanmaya başlamış!

Misafirlik sınırlarını aşan ve taşkınlık yapan mültecilerin bazı tavırlarının önüne geçilemiyor. İnsanlar AVM’lere gitmekten çekiniyor bombalardan korktukları için. AVM‘lere çarşılara pazarlara bombalı eylem yapılacağı söylentileri dolaşıyor... Hatay’ın yerlisi olmayan değişik tipte insanlar ellerinde ve bellerinde silahlarla insanları tedirgin ediyorlar.

Mültecilerin içinde Hatay’ın sosyolojik yapısını bozan bir uygulama başlamış. Özellikle Reyhanlı'da Suriyeli kadınları para karşılığı Türk vatandaşları ile evlendirmeyi meslek eden kişiler peyda olmuş. Bu konuda resmi bir veri olmamasına rağmen, evliliklere aracılık edenlerin aktardığı kadarı ile iki üç bin kadının bu şekilde evlendirildiği sanılmaktadır. Savaş mağduru Suriyeli kadınlar pasaportu ve resmi bir belgesi olmadan imam nikâhı ile evlendirilip ülkenin dört bir yanına gönderilmektedir.

Bunun yanında, İsrail’in güvenliği için Adana, K.Maraş ve G.Antep’e konuşlandırılan Patriot füze bataryaları ülke içinde sadece bu şehirleri ve etrafını koruyor. Sık sık Esad rejimi güçlerinin ateşi altında kalan Hatay ise, riskli konumuna rağmen Patriotların şemsiyesi altında değil. Suriye’den gelebilecek uzun menzilli ve kimyasal başlıklı füzeye karşı savunması yok. Bu da şehir halkını tedirgin ediyor.

Hülasa,

Bir yandan barışın değil fragmantasyon/parçalanma sürecinin kapısını aralayan ve ülkenin mukadderatını olumsuz etkileyecek olan 'MİT-Öcalan Müzakere Süreci, diğer yandan 'keşke bu işlere bulaşmasaydık' diyeceğimiz günlere gebe kötü işletilen Suriye politikaları…
Üstüne üstlük Hatay’ı yakından takip edenlerin dillendirdiğine göre önümüzde ki süreçte iç savaş provalarının artacağına yönelik endişeler… Tüm bunlar; şikâyetler, tedirginlikler, güvenlik korkuları‘spekülasyondan ibarettir’ tarzı açıklamalarla geçiştirilmemelidir. Hükümet ciddi tedbirler almalı. Hadiseye salt Suriye süreciyle bakmamalıdır.

Öteden beridir Hatay’da bir iç savaş stratejisini uygulamaya çalışan, vatandaş ile devleti ve birbirleriyle karşı karşıya getirmek isteyen odaklar eskisinden daha da rahat bir ortam ve malzeme bulmuş durumdalar! Hızla eritilmeye çalışılan milli ve insani değerlerimizin üzerine; yıkıcı, kırıcı, yok edici bir saltanat inşa edilmeye çalışılmaktadır. Bu karanlık oyunlar, bir toplumsal mesele haline ve bir ayrışma meselesi haline gelirse bunun vebalini kimse ödeyemez...

Hatay'ın veya bir başka vilayetimizin huzurunun bozulmaması, hiçbir insanımızın burnunun dahi kanamaması dilek ve temennilerimizdir.
Allah ülkemizi ve insanlarını fitnelerden tuzaklardan uzak eylesin.

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.