Barzani’yi Tahkir Etmek, PKK’ya Hizmetmiş!

Ak Parti’nin 4. Olağan Kongresi yapıldı. Lakin kongrenin ifade ettiği anlam, beklentiler, Başbakanın konuşması ve göze hitap eden her şey 'Barzani atraksiyonu' ile gölgelendi.

Kimi alkış ve tezahürat bahsine bile değinmeye gerek duymadan ‘Kürdistan bizim kırmızı çizgimizdir’ ve ‘Türkiye’ye değil bir tek PKK gerillasını, Kürdün kedisini bile vermem’ çıkışlarıyla akıllara gelen Barzani’nin kongre salonundaki varlığını ve lüzumunu yadırgayıp sorguladı… Kimi iktidarın önümüzdeki süreçte etnisite tartışmalarıyla alakalı bazı değişikliklerin alt yapısı hazırlandığını, kurbağa haşlaması misali bazı konularda toplumun hazırlandırıldığı şeklinde yorumlarda bulundu.

Siyasi iktidarın radikal bir figür ve çıkış olarak nitelenen bu Barzani hamlesiyle alakalı olarak en ilginç vaziyet tespitini ve yorumu ise Ak Parti'nin vitrinine yeni giren Prof. Dr. Yasin Aktay yaptı. AK Parti MKYK üyesi Yasin Aktay, “İsterdim ki Barzani daha çok alkış alsın. Barzani’yi tahkir etmek PKK’ya hizmet etmektir. Barzani Türkiye’de sosyolojik karşılığı olan biridir. Türkiye’ye hep dostane bir yaklaşımı olmuştur" değerlendirmesini yaptı.

 

Yandaşıyla, candaşıyla ve yoldaşıyla tüm TV’lerin akredite bilirkişilerinden olan ve 'ben bir üniversite hocası olarak' söz dizisini ağzından düşürmeden, eldivenden merdivene her konuda söyleyecek söz bulabilen! Yasin Hoca’nın bu söyledikleri, ‘çok ama çok derin bir stratejik düşüncenin’ meyvesi olduğu aşikâr!

Ak Parti hiyerarşisi içerisinde üst’ünden ast’ına kadar hemen hemen her partilinin “görmedim-duymadım-bilmiyorum” moduna geçtiği ve sahip çıkmadığı bu olay için, niçin “koruma refleksli” mükemmel ötesi! açıklamalar yapmak zorunda kaldı?!

Yasin hocayı okumuşluğum ve dinlemişliğim vardır… Tarzını az çok bilirim…

Barzani yıllardır bölgenin en güçlü adamıdır, aktif denge politikası adına zaman zaman kendisi ile görüşülebilir destekte verilebilir hatta ve hatta satın bile alınabilir. Bu gayet normaldir” deseydi anlayabilirdim…

Taa Atlantik ötesinden gelen ve tüm kırmızı çizgilerimizi pas pas eden ABD’nin, ‘bölgenin en güçlü adamı budurşeklinde Türkiye’nin önüne koyduğu kişidir” deseydi, bunu da anlayabilirdim…

Hâmiliğini zoraki kabul ettiğimiz ve sonradan bir koyup üç alacağız diplomatik ve stratejik derinlik gazıyla kendimizi kandırdığımız bir sürecin başrol oyuncusu kak Barzani’dir. Bilmediğiniz o kadar çok gelişmeler oldu ki anlatamam; çünkü off the record kapsamında...” nev'inden beylik ve efsunlu kelam etseydi yine anlaşılırdı…

Hâlbuki, Barzani’nin Türkiye’de sosyolojik bir karşılığı olduğunu iddia etmesi, her zaman dostane bir yaklaşım içinde biriymiş gibi lanse etmesi ve daha fazla alkış ve tezahüratı hak ettiği yönünde kelam sarf etmesi, eğer 'mecburiyetten' değilse, tamamen cahillice ve anlaşılmazdır.

Yasin Aktay’ın millete çakmaya çalıştığı, ‘dostluk’ ve ‘müttefiklik’ kavramları ile ‘Barzani’ isminin yana yan gelmesinin pratik ve tecrübî bir karşılığı olmadığının gerekçeleri hakkında aklıma ilk gelenleri sıralıyım:

Çok değil beş ay evvel, üst düzey konuk olarak ağırlandığı ABD’de; Türkiye’nin Irak’taki varlığının minimalize edilmesi, Kuzey Irak’ta sadece belli geçiş koridorlarında bulunmasını, daha kuvvetli Türk birliklerinin ise münakaşalı şehir Kerkük’ten uzak tutularak sadece Tikrit’in güneyi veya doğusunda neşv ü nema etmesi için sürekli yalvaran bu meyanda politikalar üreten Barzani, ne vakittir dostumuz ve müttefikimiz öyle mi!?

“Barzani’nin Türkiye’ye olan husumeti” yüzünden iyice sıkılan ve Barzani’ye Türkiye ile geniş ve derin bir ilişkileri olduğunu bir türlü anlatamadıkları ifade eden ABD’li yetkililerin Wikileaks’e kadar düşen raporları çarşaf çarşaf piyasada… ABD’nin bölge ile ilgili uzmanlarını ve dışişleri yetkililerini bile usandıracak düzeyde Türkiye’ye husumet besleyen Barzani dostumuz, öyle mi!?

Daha dün “Ankara, bizim Kerkük konusundaki taleplerimize uymazsa Türkiye’de büyük çaplı bir isyanı teşvik edeceğini” söyleyen Barzani’nin, boş/dolu fark etmez bu tehditleri dostane bir yaklaşım mı?

Kürdistan Bölge Yönetimi parlamentosunda dağıtılan haritalarda Türkiye’nin de bir bölümünü içine alan daha büyük bir Kürdistan’ı duvarlarına asan, Türkiye’nin güneydoğusuna Kuzey Kürdistan diyen Barzani dostumuz ve müttefikimiz, öyle mi!?

PKK’lı eşkıyaları Erbil’de ki hastanelerde tedavi eden, PKK’ya yiyecek ve malzeme desteği veren, PKK’ya silah satan (Barzani’nin oğlu ve Kürdistan İstihbarat Dairesi Başkanı ve Mesrur Barzani hem PKK ya silah satıyor, hem de Suriye’ye geçen KDP’li Peşmergeleri İran’la birlikte silahlandırıyor) Kürdistan Bölge Yöneticileri ve Mesut Barzani dostumuz, öyle mi!?

Bölgesinde kurulacak bir Amerikan üssünün kendisini Türkiye'nin misillemesinden uzak tutacağı hakkında resmi beyanda bulunan, Amerikan güçlerinin kalıcı varlığının arkasına saklanarak bir çeşit dokunulmazlık elde edeceğini düşünen Barzani, çok iyi bir dostumuz ve iyi bir müttefikimiz öyle değil mi!?

Sayın Yasin Aktay bu somut örnekler çoğaltılabilir…

Bugün Washington’da Kürt nüfuzunu arttıracak her türlü yolu deneyen Kürdistan Bölge Yönetimi, eski ABD askeri ve siyasi yetkililerini kendilerini temsil etmeleri amacıyla yüksek maaşlarla bölgede iş sahibi yaparken aynı yöntemi Türkiye içinde deniyor. Türkiye içerisinde nüfuzunu arttırmak için de milyar dolarlık ihaleleri Türklere, özellikle ülkeyi yönetenlerin yandaş firmalarına veriyor!

Nasıl birçok üst düzey ABD’li istihbaratçı ve askeri yetkililer ya görevlerinden istifa ederek ya da emekliliği sonrası Irak Bölgesel Kürdistan Başbakanının danışmanlığından tutun, ihale takipçiliğine kadar iş tutuyorsa, Türkiye içerisinde de benzer yol ve yöntem ile Kürtlerin bağımsızlık fikrini yüksek düzeyde destekleyen her kesim için kesenin ağzını açıyorlar.

ABD'nin Kuzey Irak'ta kurduğu kukla devlet, Ortadoğu’da ki en kritik hamlesidir.  Bölgede ikinci İsrail sayılabilecek bu kukla devlet projesine Türkiye üzerinden ortak olanlar ve her türlü angajmanı yüklenenler Barzani ile gurur duyabilirler…

Kürdistan bölge yönetimi ile ilişkileri ekonomik temelde pekiştirmekten yana olanlar ve böylece Kürdistan'ın istikrar kazanacağını düşünüp ihale üstüne ihale alanlar ve kan-barut-zulüm sermayesi üzerinde hızla büyüyen Nokan Group of Companies (Nokan Şirketler Grubu) ile nüfuz arttırma niyeti ile kim iş tutuyorsa onlar Barzani ile gurur duyabilirler…

Siz Yasin Aktay… Siz, Barzani’nin nesiyle gurur duyduğunuzu anlatında bilelim. Anlatın ama anlattıklarınız; hakkında bilgi sahibi olmadığı şeylerin ardından giden ve seviyesini sürekli düşüren sosyolog ürünü aforizmik zırvalar olmasın!

Hülasa,

Türkmeniyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla ve tüm unsurlarıyla bu kutlu topraklara maksatsız ve karşılıksız “vatanım” diyenlere; O’na bedeniyle değil ruhuyla bağlı olanlara, karnında başka hesaplar taşımayanlara ve bu ülkeye sadece nüfus cüzdanı ile bağlı olmayanlara karşı hiç mi sorumluluğunuz yok?

Malum ilk kazığımızı Kuzey Irak’ta yedik. Bu kazığın kontrendikasyonu ‘Barzani’ oldu. Bu kafayla gidilip aynı hatalar tekrar edilirse, başkalarının ellerimize tutuşturduğu yol haritalarının kılavuzluğunda diplomatik zaferler umulursa ikinci kazığımızı da Suriye’de yiyeceğiz! Bu ikinci kazığın kontrendikasyonu da ‘Abdullah Öcalan’ olur!

Şimdi biri çıkarda, “böyle giderse 5. Olağan Kongrede kalabalık partililer ‘Abdullah Öcalan’a üçlü çektirecek’ Çünkü hızla böyle bir konjonktüre doğru akıyoruz” tarzında ironik bir kehanette bulunursa…

Gülelim mi? Endişelenelim mi?

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.