Astsubaylar Rahatsız!

CHP'nin Demokrat Parti'yi şaibeli ve hileli bir seçimle alt ettiği 1946 seçimlerinden beri, cuntacıların medyadaki sivil uzantılarının aba altından sopa gösterme yöntemi vardı: Genç subaylar rahatsız!

Ne zaman seçilmişler sindirilmek istense bu yöntem manşetlere taşınırdı. Tartışmasız bu subaylardan çok çekti Türkiye. Bu genç subaylar ne yaşlandılar, ne de tatmin oldular! Lakin bir grup asker sınıfı var ki gerçekten rahatsız ve sürekli arada kaynıyorlar.

Askeriye içerisinde faydası yokmuş muamelesi gören, ya da emeklerinin tam karşılığını bir türlü göremeyen ama birinin eksikliği kışla içerisindeki işlerin yürümemesine, yavaşlamasına neden olabilen bir sınıf var: Astsubaylar.

Özellikle geçtiğimiz hafta içinde sadece subayların yararlandığı zam haberinden sonra astsubaylar ve uzmanlar ve sivil memurlar rahatsız oldular. Bu rahatsızlıklarını yüksek dille seslendirmeye başladılar.

 

Üç gün önce e-posta adresime uzun bir mektup geldi. Mektubu yazan bir astsubay... Askeriye içerisinde kendilerine yansımayan zamlardan başlamış yazmaya ve diğer sorunlarına değinmiş. Hükümete ve diğer siyasi partilere de memnuniyetsizliklerini yansıtan yazılı müracaatı olmuş.

Yorumumu yazımın sonuna bırakarak, astsubayların rahatsızlıklarını ihtiva eden şikâyetleri ve sorunları maddeleyerek kamuoyu ile paylaşmak istiyorum:

1- Başta bahsettiğim subaylara yansıyan maaş jestinden astsubay, uzman ve sivil memurların faydalanamaması ciddi rahatsızlık uyandırmıştır. Bu zammı kabul eden hükümete sitemlerini yansıttıkları kadar, bu zammı öneren kabullenen silah arkadaşlarına “vicdanınız rahat mı?” diye soruyorlar.

Dünyadaki, çalışma saati/risk orantılamasında meslektaşlarının üçte biri maaş alan astsubaylar bu haklı talebi inşaallah göz önünde tutulur…

2- Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in emri ve Genelkurmay 2’nci Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın imzasını taşıyan 16 Ocak 2012 tarihli “hizmete özel” duyuruyla, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait orduevleri ile diğer sosyal tesislerdeki yemek salonlarında, kuaförlerde, plajlarda vs. rütbe farkı ortadan kaldırıldı.

Lakin “Tesislerde genel kullanıma açık tüm yerlerde statüleri belirtilen (general, üstsubay, subay, astsubay) ‘bölümleme yapılmayacaktır” emrine rağmen, hâlâ “subaylara aittir” “astsubaylara aittir” tabelaları ayrımın sürdüğünü gösteriyor. Yani bu genelgeye ve emre itaat edilmediği ve hala ayrımın sürdüğü belirtiliyor.

Statü ve konum farkının en fazla yaşandığı yerlerden birisi elbette Silahlı Kuvvetler, kesinlikle bir bütün olması gerekmeli. Tezat şu zaten, dağlarda omuz omuza çarpıştığınız bir silah arkadaşınızla sosyal hayatta aynı yerde yemek bile yiyemiyorsunuz, çarpışmayı bir kenara bırakalım bir mesai arkadaşınızla ailece kendi kurumunuzun sosyal tesislerinde bir akşam ya da hafta sonu, yerine göre yaz tatili geçiremiyorsunuz, sebep sadece rütbe!

Sayın Genelkurmay başkanı yayınladığı genelgenin gereğinin yapılıp yapılmadığını denetlemeli.

3- Astsubaylar TSK personelinin büyük çoğunluğunu oluşturmakla birlikte özlük hakları noktasında pekiyi durumda oldukları söylenemez. Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının ve Kanunu’nda belirtilen diğer kişilerin emeklilik birikimlerini yöneten tamamlayıcı bir mesleki emeklilik fonu sayılan OYAK'ın çoğunluk üyesini astsubaylar oluşturmaktadır. Dolayısıyla OYAK sermayesindeki payları yüksek orandadır. Buna karşılık OYAK yönetim organlarında temsilleri yoktur ya da bir tane de astsubay olsun diye konmuştur.

Astsubaylar ve OYAK arasındaki münasebet ciddi bir şekilde masaya yatırılmalı mağduriyetler giderilmelidir.

4- 28 Şubat ile alakalı yargı süreci başladı. YAŞ kararı ile atılanlara iade-i itibar getirildi ama bu soruşturma sonucu ordudan uzaklaştırılan astsubaylar konusunda bir iyileştirme olmadı. Mütedeyyin ve eşlerinin başörtülü olmaları hasebiyle ordudan atılanların büyük çoğunluğu astsubaylardan oluşuyor.

5- TSK personelinin yaklaşık %80i astsubay olduğu halde lojman kapasitesinin yarıdan azı astsubaylara tahsis edilmiştir. Benzeri durum kamp tesisleri ve ordu evleri için de geçerlidir.

6- Hepsinden belki de daha adaletsiz olansa “derece durumu”dur. Bugün lisans mezunu bütün devlet memurları birinci derecenin dördüncü kademesine yükselebilirken, astsubaylar bırakın lisansı; master ve doktora yapsa bile 1’inci derecenin 4’üncü kademesine yükselememektedir.

E-posta ile bana gelen sorunları bu kadar özetleyebildim.

Görünen o ki, astsubayların durumu gerçekten sıkıntılı...

Gerek muharip gerekse teknik personel olarak ordunun %80’ini oluşturan astsubaylar, TSK’nin bel kemiği konumunda. Ama üvey evlat muamelesi gördükleri de ortada.

Astsubaylar, sivil asker ayrımının ayyuka çıktığı dönemlerde dahi halkla/sivillerle iç içe yaşayan, asker ile siviller arasında köprü vazifesi gören bir sınıfın mensupları. Hayatı boyunca operasyonlara, tatbikatlara, hiyerarşiye ayak uydurmanın yanında kazandıkları birkaç sosyal hakkın birilerine batmasının önüne geçilmeli diye düşünüyorum.

Meşrutiyet döneminde başlayarak Osmanlı Devletinin yıkılmasında büyük pay sahibi olan askeriye içerisindeki “Alaylı-Mektepli ayrımı” bugün TSK içerisinde subay- astsubay ayrımı olarak hortlamamalı…

Her seçim öncesi acaba askeri lojmanlardan ne kadar oy aldık diye listelere bakan hükümet yetkilileri, bu sitem ve şikâyetlere göz atmalı ve çözüm yollarına başvurmalıdır. “Askeri hiyerarşi” ve “askerlik mantığı” ile konuya izah getirmeye çalışanları fazla ciddiye almamalıdır.

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.