Çözüm Süreci’nde Neler Oluyor Neler!

MİT-Öcalan Müzakere Süreci ‘zücaciye dükkânına girmiş fil’ misali öngördüğümüz durum istikamette ilerliyor. Geçmişte bu ülkenin şu sıralar yerden yere vurulan 'güvenlikçi politikalar' sayesinde 63 ay şiddetsizlik gördüğü dönemleri aklına getirmeyenlerin “iyi de 7 aydır şiddetsizlik var”dan ve “analar ağlamasın” sloganından başka sığınılacak liman kalmadı!

Gelinen aşamada iki tarafında hiçbir şekilde birbirine güvenmediği, süreç patlayana kadar bu arada ‘kendime ne katarım’ diye düşündüğü bu dönemde, herkes gibi Hükümetin de gördüğü ama kendisine itiraf edemediği tek bir gerçek var: Şüphesiz kazançlı çıkan tek taraf terör örgütü oldu. Süreci yönetenlerin basiretsizlikleri, öngörüsüzlükleri, “egemenlik” ve “devlet” kavramları ile alakalı lakayıt tavırları, bazı avantajları kaybettirip yeni problem alanlarına dönüştürdü. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldular.

2012 de ciddi ve rekor kayıplar veren, çoğu yerde hâkimiyetlerini kaybeden terör örgütü ve uzantılarının motivasyonu ve morali arttı. Ayrıca, parasal kaynaklarında da önemli bir artış sağlandı. PKK eli silahlı teröristler vasıtasıyla şehir merkezlerinde yol kesiyor, güven timleri kuruyor, fiilen olmasa da varlığı artık herkese hissettirilen bir devletin silahlı gücü olarak görev yaptığı fikrini bölge halkına aşılıyor. Eskiden var olan PKK-Kürt vatandaşı ayrımı ortadan kalktı; hepsinde “bağımsız Kürdistan” ümitleri yeşertildi!

Yukarıda saydıklarım sürecin kamuoyunda bilinen olumsuzlukları ve doğurduğu problem alanları… Bir de çok az bilinen ve daha ciddi problem alanları var. Birileri “PKK silah bıraktı eylemsizliğe geçti” diye dursun arka planda ciddi ve “yok artık bu kadarı da fazla” dedirtecek olaylar yaşanıyor.

PKK/KCK ve bilhassa Cemil Bayık’ın, Terörle mücadelede bölge ve nüfus genişliği bakımından en kritik muharip birlik olan merkezi Van’da konuşlu Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığının başarılarından ve varlığından rahatsız olduklarını ve komutanı Korgeneral Yıldırım Güvenç’e muazzam istihbari bilgi desteğiyle suikast tertip ettiklerini biliyor muydunuz?

Van’da konuşlu bu birliğin, coğrafi devamlılığının, ciddi katkılarının ve başarılı personelinin muhafaza edileceği yerde, ayarlarıyla oynandığını biliyor muydunuz?! PKK’nın ortadan kaldırmak istediği komutanı Korg. Yıldırım Güvenç’in 2’inci Kolordu komutanlığı Çanakkale-Gelibolu’ya nakledildiğini biliyor muydunuz?

Sadece Van m? Hayır. Doğu ve Güneydoğu bölgesindeki muharip birliklerde şaşırtıcı ve pes dedirtecek atamalar yapıldığını biliyor muydunuz? Ağrı, Tunceli, Erzurum, Mardin, Siirt, Bolu, Bingöl, Kars tugay komutanlıklarında ve Diyarbakır Jandarma Bölge komutanlığında ile Batman Jandarma Bölge komutanlığında tecrübeli muharip birlik komutanlarının değiştirildiğini ve ağırlıkla muharip olmayan nitelikte merkezi-destek birlik komutanlıklarına atandıklarını biliyor muydunuz?

Tüm bu yukarıda paylaştığım ve aynıyla vâki gelişmelerin, PKK için sevinç kaynağı olduğunu kim inkâr edebilir? PKK karşısında “ılımlı” tutumundan taviz vermeyen siyasi iradenin ve süreç yöneticilerinin, Jandarmayla bu denli oynanması ve muharip kesimi bu denli pasifize edilmesi sizce bu süreç içerisinde çok anlamlı değil mi? Bu riski alanlar güvenlikçi konsepte dönülmek zorunda kaldıklarında ne yapacaklar?

Gelelim çözüm süreci kaynaklı başka bir soruna…

“Çözüm Süreci” aynı zamanda milli güvenlik ile alakalı bazı noktalarda, ‘kurumsal tabanda’ ciddi ‘kuma krizine’ yol açtı. Allah'tan "Devlet Aklı" Başbakan Erdoğan'a duruma vaziyet edecek imkânı verdi ve ikna etti! Hani hatırlarsanız Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’de Akil İnsanlar nihai raporlamasını teslim alırken “PKK’nın %15’i sınır dışına çıktı” demesi, başta “istedikleri ne varsa verelim kurtulalım” modundaki akiller olmak üzere kafayı kiraya vermiş ve önüne ne koyulursa yemeye hazır ultra yandaş kitleleri sarsmaya yetmişti! Başbakan bambaşka bir “formatta” ve “dağarcıkla” akillerin karşısına çıkmıştı. İşte Başbakan o toplantıya katılmadan önceki MGK toplantısında askeri bürokrasinin, MİT’ten daha tatmin edici şekilde istihbarat, bilgi, belge ve stratejik öngörüyle Başbakanı ikna ettiği söyleniyor. Hatta Suriye’nin kuzeyinde devreye giren Dışişlerinin sayesinde PYD tehdidine yönelik “diplomatik bürokrasi” ile önemli başarıları imza atması MİT'in işlevselliğinin bu bölgede de sınırlandığı yorumlarına yol açtı…

Bu, MİT'in süreci tek başına yürüten bir kurum görüntüsünün dezavantajlarını biraz sınırlasa da, ‘tek tabanca takılan’ ve “Başbakanın gözbebeği” algısının doğurduğu “kuma krizinin” neticesinde MİT'in bu istikametteki işlevselliği ilerideki günlerde ciddi bir şekilde masaya yatırılacak gibi...

Benzer fonksiyonları icra eden kurumların oyun dışında tutulduğu görüntüsü ve tek başına kotarılan işlerde böbürlenme ve başarıyı manipüle etme Devlet işlerinde geçerli değildir.

Hülasa;

Suriye savaşı da yaklaşıyor… ABD’nin Esad/Baas'ın yanında, ÖSO ve diğer radikal unsurlar özenle vuracağı ve bölgenin radikallerden temizleneceği bir ortamda Kürtler, Suriye, İran ve Şii çizgisine yakın duramayacaklarını çok biliyorlar. Aynı zamanda PKK’nın en büyük hamisi Barzani’nin Moskova'da GazpromNeft’le bazı anlaşmalara imza atması da dikkate alındığında, PKK askeri manada en çok Rusların desteği ile ayakta duruyor... Dolayısıyla PKK hem ABD hem de Rusya’nın kendisine dikte edeceği politikalar arasında sıkıştı kaldı. Rusya Suriye vurulurken PKK'ya da “Türkiye'ye saldır!” derse ne olur? Her türlü dış müdahaleye açık olduklarından şu anda onların üzerinde dominant etki kuran küresel güçler ile Türkiye'nin sınırlı kontrolü altındaki kadrolar arasında sıkışmış PKK bunu uygular mı? Pekâlâ uygulayabilir...

O halde, bırakın sınır dışına çıkmayı tekrar Türkiye’ye doluşacak olan PKK “dört parça Kürdistan uğruna” tekrar silaha sarılırsa süreci yönetenler ve siyasi irade ne yapacak?

Ne mi yapacaklar? Hiçbir şey olmamış gibi zeytinyağı gibi üste çıkacaklar, itina ile âleme kör millete sersem muamelesi çekecekler nihayetinde “Bunlar terörist zaten, bunlarla ne konuşacağız” diyecekler ve bir başka açılım sürecine kadar (!) yeniden güvenlikçi konsepte geçecekler!..

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.