Çözüm Süreci’nin Zorunlu "B" ve "C" Planları

Bakmayın siz; “bir dirhem bal için bir çeki odun çiğneyebilecek” tıynette olupta kendilerini “el câhilun cesurun” hikmetli sözünü haklı çıkartmaya adamışçasına TV’lerde saatlerce ahkâm kesen ve ancak mevcut iktidar döneminde tedavülde kalabilecek bir ömre sahip, aynı tornadan çıkmış kozmopolit kafalı TV yorumcularının “Çözüm Süreci’nde her şey çok güzel olacak” geyiklerine…

Bakmayın siz; “Çözüm Süreci süppperr gidiyor” servisleriyle Başbakanı gazlayan Açılımcıların Diyabakır’da düzenlenen çalıştay şovlarına ve ‘sahaya da sürece de hâkimiz’ atraksiyonlarına…

Çözüm Süreci çökmüş vaziyettedir!

“Egemenlik haklarımız” ve “güvenlik” konularında ağır hasarlar aldığımız bu süreçte, verilen her türlü taviz ve taahhüdün “kandil” tarafında hiç ama hiç karşılığının olmadığını gören süreci yürüten siyasi ve bürokratik kadrolar, gelinen aşamada “sahaya” ve “sürece” hâkimiyetlerini yitirmiş durumdadırlar!

2008’dan beri bu Süreç’i yönetenlerin “Çözüm Süreci gömleğinin ilk düğmesini yanlış iliklediklerini, haliyle bundan sonra baştan aşağı tüm düğmelerin yanlış ilikleneceğini ve dahi iki yakamızın bir araya gelmeyeceğini” söyledik durduk. Dediklerimiz bir bir gerçekleşiyor: Devlet olarak terör örgütüne sızacağız veya ‘sızdıklarımızın üzerinden’ müzakere yoluyla terör sorununu çözeceğiz derken; terör örgütünün devlete sızmasının yolunu açıp varlık ve etkinliğini eskisine göre daha da arttıran, Doğu ve Güneydoğu’nun birçok bölgesinde her türlü güvenliğin kontrolünü bile PKK'ya kaptıran, devlet otoritesini BDP’li belediyelere terk eden siyasi yüksek zekâ (!) şu sıralar hayli zor durumda… Öyle ki, mızraklarını sığdıracak çuval bulmakta hayli güçlük çekiyorlar!

Beşir Atalay, Yalçın Akdoğan, Efkan Ala, Çözüm Süreci boyunca PKK ve BDP’nin siyasi ritminin Kürt halkı tarafından kabullenilmediğini ispatlamak adına, çocukları dağa kaldırılmış anaların etkinliklerinden medet umup buradan siyaset ürete dursun; PKK hem Doğu ve G.Doğu’da, bazı vilayet ve ilçeler arası geçişlerde; trafiği ağırlaştırma, arama, sorgulama, doğum ve ikamet yeri kontrollü giriş-çıkış engellemelerine tam gaz devam ediyor hem de bağıra bağıra savaş hazırlığı yapıyor!

Öte yandan Selahattin Demirtaş “Halk neler olduğunu bilmeden bu süreçyürümez” diyerek her şeyi anlatırız tehdidini savuruyor ve Ak Parti iktidarını “bunlar masada başkakonuşuyorlar, mikrofonların önündebambaşka…” diyerek Cumhurbaşkanlığı seçimine az bir zaman kala bunaltıyor, kendilerine vaat edilenlerin vadesini kısaltıyor!

Daha seçimler başlamadan PKK, MİT-Öcalan sürecini bozmuş, ateşkesi ihlal etmiş, öldürme eylemleri başlatıp silahlı-görünür-sahaya hâkimiyet tesis eder haldedir. Buna rağmen TSK, jandarma ve polis, PKK üstüne ciddi biçimde gitmemektedir.

Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçim arefesinde ellere yüzlere bulaştırılan Çözüm Süreci mecburi mecrasına doğru hızla ilerliyor! Başbakan Erdoğan’ın "B" ve "C" Planlarına bilemem ama bu istikamet ile ilgili ihtimal dâhilinde gördüğüm gelişmeler şu şekilde gerçekleşebilir:

1-) MİT-Öcalan çözüm sürecini bitirmek ya da sürecin ağır yara aldığını kabullenmek, Başbakan Erdoğan için şimdilik siyasi seçenek değil… Buna rağmen Başbakan Erdoğan’ın gerginliği sınırlı eşikte tutması da gitgide zorlaşmaktadır. Dedik ya, kimin eli kimin cebinde belli değil; Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi BDP ve PKK, ya bize vaat ettiklerinizi ve taleplerimizi verirsin ya da Kürt halkı olarak seçimi boykot ederiz restini çekebilir. Diyarbakır, Van, Şırnak, Hakkâri ve belki iki ya da üç ilde daha Cumhurbaşkanı seçim boykotu, sandıkların kurulamaması riski Başbakan Erdoğan’ın işini hayli güçleştirir.

2-) PKK, MİT-Öcalan sürecinde kendi konum ve işleyişini, süreci yürüten bürokratik kapasiteleri bertaraf edebilecek kıvama getirdi. Başbakan bu duruma müdahale edip süreci bundan sonra bürokratları eliyle değil siyasetçiler eliyle yürütülebilir…

3-) Bundan önceki MGK toplantılarında PKK’nın tehdit olma hali ile alakalı tanımlamalarda değişiklik yapılıyor detaylar flu bırakılıyordu… Bu değişebilir. Daha da mühimiBaşbakan Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce olmasa bile sonra mutlaka sahada kaybettiği fiziki hâkimiyeti yeniden oluşturmak için süreç yöneticilerinin masa başında ıskat ettiği Kara Kuvvetlerini tekrar sahaya sürebilir. Zaten jandarma ve emniyet sahaya hâkimiyetini hâkim olamadığını ve kara kuvvetlerinin geri dönmesi ile alakalı muhtaç vaziyeti daha da gözler önüne koyacak şekilde “biz yetmiyoruz” mesajını epeyidir veriyor!

&

Gün içinde bir grup PKK’lı, Diyarbakır’da 2. Hava Kuvveti Komutanlığı'nın bahçesinin duvarından atlayarak Askeri kulübeye saldırıp direkte asılı bulunan Türk bayrağını indirdi.

Dehşet bir şey!

Hadi eşkıya eşkıyalığını yapıyor; sağlık ocağı değil, okul bahçesi değil taa askeriyenin içine kadar gelip, egemenliğimizin ve birliğimizin sadece sembolü değil ta kendisi olan şanlı Türk Bayrağını indirirken, her daim meşru ve kutlu müdafaa sınırları mesabesinde sayılan elzem müdahaleyi yapmayan ve yaptırmayan; nöbetindeki erinden, en üst düzey komutanına kadar tüm sorumlular hakkında ivedilikle en ağır cezanın verilmesini talep ediyorum.

Kimseyi feda etmeyelim ve ettirmeyelim lakin uğruna tatlı canı feda edebilecek değerlerimizi de ayaklar altına aldırmayalım.

“İnsan düşündüğü devlet koruduğu müddetçe” mevcuttur. Çok şey değil; anayasayla devlete verilen görevlerin yerine getirilmesini istiyorum.

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.