Nasıl Tensip Buyurursanız Başbakanım!

Hükümet yetkililerinin ve yüksek bürokrasinin; "demokrasi" ya da "farklılıklara saygı" sözcükleriyle" başlattığı, bölgemizdeki asıl ‘oyun kurucuların’ hayata geçirmekte olduğu “Yeşil Kuşak” projesinin bir ürünü olan ‘Kürt Koridoru Mimarisi’nin baş aktörü Apo’yla beraber yürüttüğü süreç ite kaka devam ediyor!

Tam bu meyanda, bu sürecin “PKK’nın silah bırakıp sınır dışına çekilmekle hitama ereceğini” sanan ve buna inanan kozmopolit sevgi pıtırcıklarını dahi şaşırtacak bir gelişme oldu. Sayın Başbakan geleceğe dönük planların ipuçlarını verirken, bazı kavramların içini boşaltıp risksiz yeni anlamlar yükleyerek vatandaşın algısına süslü püslü ambalajlarla sunma geleneğini istikrarlı bir şekilde sürdürüyor! Bu kez de “eyalet” oyuncağını kamuoyunun eline tutuşturdu! Gündemin kucağına bırakılacak başka bir absürt bir sistem tartışmasına kadar;"eyalet nedir, faydaları nelerdir?" konulu haber ve tartışma programlarının taarruzu ve tasallutu altında kalacağız!

Gerçi Başbakan Erdoğan üç beş akredite gazeteciyi ‘körler sağırlar birbirlerini ağırlar’ tarzı canlı yayında bir araya getirip, prime time baygınlığı yaşatma pahasına gündem ve kamuoyu mühendisliğine soyunmuyor! Tecrübeyle de sabittir ki Başbakan bu tip çıkışları genelde beş şey için yapıyor:

1-Bazı konularda işler iyi gitmiyordur; ilgi ve algıyı başka yerlere çekip, kamuoyunu farklı uğraşılarla meşgul etmek niyeti ile…

2- Kafasındaki sürecin hasadını toplamak üzere ‘kamuoyu tarlasını’ sürüp, dilediği tohumu ekmek için…

3- Çok nazik veya netameli dayatmaları ve mecburiyetleri hayata geçirmek adına millete ‘ölümü gösterip sıtmaya razı edecek’ tarzda kabule zorlamak için…

4- Ya da ülke dışına çıkıyordur, ‘ben gidip gelene kadar uslu durun size verdiğim gündem oyuncağı dışında başka ilerle iştigal etmeyin’ demek için…

5-Başbakan ara sıra gelecekte tasarladığı planve süreçleri alakalı ağzından kaçırıyor... Tasarladığı Başkanlık sisteminin olmazsa olmaz şartının 'eyalet' sistemi olduğu ile alakalı düşünceleri sabitleşmeye başlamış demek ki... Ya da bu konuda kulağana fısıldayanlar çok şu sıralar!

Başbakanın bu ‘eyalet’ çıkışını yukarıdaki 5maddeden hangisi niyeti ile yaptığını okuyucuya bırakıyorum…

Ne demişti Başbakan Erdoğan: " Güçlü bir Türkiye asla eyalet sisteminden korkmamalı. Siz eyalet sisteminde de bu üniter yapıyı koruyabilirsiniz"… Buyur buradan yak!

Başbakan eyalet sisteminde de üniter devletin var olabileceğini zannediyor. Her şeyi çorba gibi birbirine karıştırıyor. Federal bir devletin üniter devlet olma ihtimali yoktur. Başbakanın bu tip teorik hatalar yapması, hiç de normal şeyler değil. Devletin sistemini tartışmaya açan bir başbakanın federal devlet, üniter devlet ve hatta bölgesel ayrıcalıklı devlet sistemleri arasındaki farkları bilmesi gerekir.

Başbakan aslında Eylül 2008’den beri Oslo Görüşmelerinde de detaylı bir şekilde masaya yatırılan ve hükümetin önüne dayatılan bir sisteme milleti alıştırmaya çalışıyor. Önce ölümü gösteriyor sonra sıtmaya razı ediyor dedik ya bunu şöyle yapıyor: Kuşdiliyle konuşan, Osmanlıdan referanslar verip hafifletici sebepler arayan Başbakan, gerçekte, İspanya veya İtalya’daki bölgeli devlet modelleri benzeri eyalet değil ama özerk bölgeli yapıyı işaret ediyor. Yani Başbakan aslında eyalet değil özerklik tartışmasının startını veriyor... Bu özerklik modelinde üniter devlet yapısı özünde korunuyor, fakat bazı bölgelere siyasi kültürel ve ekonomik alanlarda bazı yetkiler tanınıyor. Bu sistemde ise asıl sorun özerk bölgelere tanınan yetkilerin ne boyutta bir anayasal güvenceye kavuşturulduğudur… Bunun asıl tartışma alanı müstakbel anayasayı hazırlama sürecinde alevlenecektir!

Yukarıda bahsettiğim akredite gazetecilerden oluşan oturumda Taha Akyol gibi ilminin ve şahsiyetinin zekatını hakkıyla vereceğini düşündüğüm birinin itiraz etmeyip “Siz nasıl tensip buyurursunuz Başbakanım” modunda takılmasına gücendim! Ciddi tenkitler ortaya koyabilirdi:

Mesela federal yapıdaki devletlerin, aralarında keskin ayrılıklar yer alıp bir hukuk, eğitim, inanç, ekonomi, vergi vb konularında asgari müştereki sağlayamamış toplumlar tarafından oluşturulduğundan dem vurabilirdi…
Türkiye’nin bu haliyle Eyalet sistemine geçmesinin ülkemiz bölgeleri açısından kalkınma ve gelişmişlik farkını daha artıracağını, bugün doğu ve güneydoğu bölgeleri ve orada yaşayanların Türkiye’nin üniter yapısıyla ayakta durabildiği ile alakalı gerçekleri hatırlatıp soru kıvamında sayın Başbakana yöneltebilirdi…

Ben orada olsam "Eyalet Sistemi'nin güçlü örneklerini gösteriyorsunuz da, kıyasladığınız ülkeler ile Türkiye’nin toprak büyüklüğünü hiç göz önüne getirdiniz mi?  Rusya’nın kuzeyi ile başkenti arasında kaç Türkiye’nin ya da ABD'nin doğusu ile batısı arasında kaç Türkiye’nin sığabileceğini tahayyül edebiliyor musunuz?" diye sorardım…
Ha bir de bu kadar büyük toprağa sahip ülkelerde ulus devlet modeli ile idare etmeye çalışmanın zaten mümkün olmadığını örneklerle açar, Osmanlı'da Lazistan ve Kürdistan vardı demenin, bugünkü Türkiye'de de bunların olabileceği gayet normal olan şeylerdir manasına gelmediğini hatırlatırdım.

Hülasa…

Ak Parti hükümeti bu süreci çok kötü yönetiyor!
Zaten olan bitenlerle Anadolu’nun asli ve kurucu unsuru 'Türk' kavramıyla arasında ciddi doku uyuşmazlığı var. Bünyeleri kabul etmiyor! Başta Başbakan olmak üzere süreci yönetenler, millet yararına ülke çıkarına olduğunu iddia ettiği Çözüm Süreci'nin ‘dış müdahale ve mecburiyet sonucuymuş’ algısının önüne her türlü imkânlarına rağmen set çekmeyi başaramıyorlar!

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.