Milletçe Psikolojik Savaş Gazisi Olduk!

Bırakın rehine kurtarma işlerini, milli maç galibiyeti üzerinden bile gelecek tasavvuru yapmanın “dışişleri stratejisi” ve “ülke zaferi” olarak gösterildiği bir memlekette, işler iyi gitmiyor demektir.

Gerçekten de Ak Parti Hükümeti on bir yıllık iktidarının en zor günlerini yaşıyor. Bir yandan içte ve dışta Ak Parti iktidarını dönüştürme-etkileme mümkünse sınırlamaya yönelik çabalar artarken, öte yandan Başbakan Erdoğan'ın etkinliği ile Gül-Arınç etkinliği arasında mücadeleler de artmaya başladı. ‘Gezi travması’ sonrası küresel güç merkezlerinin radarına giren “olumsuz Başbakan Erdoğan ve Ak Parti Hükümeti algısı”nın ortadan kaldırılmasına yönelik gayretler tam gaz devam ediyor! ABD ziyaretinin ardından tepetaklak edilen Suriye politikaları ile bölgesel münasebetlerin ve bu minvalde kaybolan itibarın tekrar kazanılmasına yönelik hamleler ise ( İran ve Çin ile istihbari, askeri ve ekonomik yakınlaşmalarla bir yerlere gözdağı vermeler gibi…) tekrar “eksen” ile alakalı tartışmaları gündeme getirdi. “Sokak muhalefeti” her an etkin olma potansiyelini korurken, laik ve dindar geniş kitlevi kesimler arasında büyük hesaplaşmaların girizgâhı olabilecek “mezhep ve etnisite” orijinli bahanelere karşı teyakkuz durumu devam ediyor.

Sarpa saran ve dikiş tutmamaya başlayan “Çözüm Süreci”, yukarıda değindiğim problem alanlarının tam da göbeğinde konuşlanmış durumda… Sözde barış rüzgârlarının estiği bu günlerde, iktidarın içerisine "iliştirilmiş-konumlanmış" dış müdahaleye açık odaklar ve kara delikler ile terör örgütünün içerisin "iliştirilmiş-konumlanmış" dış müdahaleye açık odaklar, müzakere sürecini bir tarafa koyup birbirleriyle olan çatışmaların dozunu arttırmaya başladılar… Müzakere masasına oturan taraflar hala terörün nasıl ve ne şekilde sona ereceği ile alakalı ortaya bir şey koyabilmiş değiller!

Hükümet,PKK ile Kürt sivil halkının ayrımını yapabilecek yeteneklerini iyice yitirmiş durumda. Bu durum, terörün bizzat kendisi kadar ciddi sorunlar çıkaracak gelecekte… Doğu ve Güneydoğu’da siyasi hâkimiyeti ele geçiren terör örgütü ve BDP, yaklaşan seçimleri de fırsat bilip tehdit ve şantajlarını iyice arttırmaya başladı. “Şunları şunları da yapmazsanız…” diye başladıkları yenilir-yutulur cinsten olmayan tehditlerin boyutlarını “Dört parça Kürdistan uğruna tekrar silaha sarılırız” şekline sokmaya başladı.

Devlete karşı yapılan bu çok ağır ve küçük düşürücü tehdit ve racon kesmelere karşı, siyasi iktidarın “duymadım-görmedim-bilmiyorum” umursamazlığı, iyice rahatsızlık vermeye başladı. Bu sürecin en önemli kilit taşı sayılan medya manipülasyonları ve ‘cambaza bak’ tarzı suni gündemlerle kamuoyunu istediği istikamete yönlendiren siyasi iktidar, şu sıralar bu konularda ciddi sıkıntı yaşıyor. Bir yanda eşkıyanın şamar oğlanına dönen süreç yöneticileri ve devlet, öte yandan ortada bir sıkıntı ve risk yokmuş gibi davranan, milletin balık hafızalığından medet uman ve gözünü anketlerden ayıramayan ülke yöneticileri… Bu sorunun ve etki alanlarının farkında olan Yalçın Akdoğan’ın “ayıp oluyor ama! ” temalı gazete yazıları da artık kâfi gelmemeye başladı!

Ülke yöneticileri bu rezilliklere dur diyeceği yerde, ilginç propaganda ve etkileme yöntemleriyle, bu olumsuz ve rencide edici durumla vatandaş arasına engeller koyarak sorunu çözmeye çalışıyor!

Maalesef “Din” referanslı yöntemler, Çözüm Süreci’nin vazgeçilmez propaganda ve psikolojik savaş malzemesi oldu. Hatırlarsınız, piyasada ne kadar medyatik hoca varsa Çözüm Süreci’ni ‘Hudeybiye’ye benzetebilmek için akla gelmedik taklaları peşi sıra atmıştı medyada! Bu da toplum mühendislerini kesmedi, henüz bir yıl evvel "Kürt Halkı'nın asıl dini inancı Müslümanlık değil Zerdüşt dinidir" diyen Süreç’in başrol oyuncusu Apo’yusevimli göstermek ve “aslında içimizden biri” masumiyetini milletin bilinçaltında uyandırmak için gayretler arttı: Kardeşi Mehmet Öcalan ağzından “Ağabeyim hatırladığım kadarıyla ilkokul son sınıftan sonra beş vakit namazını kılar orucunu da aksatmazdı.” ile start verildi… Akabinde Bülent Arınç devreye girdi, Apo’nun namaz kıldığı ile alakalı şahitli beyanları medyaya taşıdı. Eski Merkez Bankası başkanı Durmuş Yılmaz’ı devreye soktu. “Apo dindar biriydi. Namazını kılardı. Hemen hepimiz gibi Anadolu’dan, köyden büyük şehre gelmiş bir öğrenciydi. Mütevazı, çekingen biriydi.” Beyanları manşetlere taşındı.

Birileri Apo’yu halk gözünde dindar biri olarak göstermeye çalışıp nefreti bir nebze olsun azaltmaya çalışıyorlar ve salıverilmesinin altyapısını hazırlıyorlar algısındanrahatsız olmuyor ki, tümTürkiye Kurban Bayramı’na Apo’nun bayram mesajıyla girdi!

Daha dün; “Lise döneminde büyük felsefi bunalım yaşadım. Tanrı ile savaş verdim ve bu savaştan başarı ile çıktıktan sonra yarı tanrı oldum” ve ‘Kürtler Kürtlüğü terk ettikleri oranda İslamlaştılar’ diyen Apo, bugünlerde apar topar hidayete erdirildi! Demokratik İslam Kongresi yapmayı tavsiye edecek kıvama geldi!

Yani anlayacağınız, verilen bu psikolojik savaş ve yapılan propagandalar “Bu ülkenin varlığına ve bütünlüğüne kast edenler, vatandaşları ya da güvenlik güçlerini katledenler, hatta istediklerimizi vermezseniz tekrar katlederiz diye tehdit edenler hain değilse bu ülkede, hainlik daha başka nasıl yapılır?” sorusuyla vatandaşı baş başa bırakmamak için…

Geçmişte Apo’nun "Geçmişte MİT ile birlikte çalıştık. Onlar beni kullanmak istedi ama ben onları daha çok kullandım” itirafını hatırlarsınız. Tüm toplumu teröristbaşının ağzına baktıran Apo-MİT müzakere sürecinde yaşananlara bakıyorum da, Apo’nun MİT’i ve Hükümeti ustaca kullandığı hükmünü rahatça verebiliriz!

Dünyanın hiçbir yerinde; binlerce gencin, ailenin ve ülkenin geleceğini dipsiz kuyuya çeviren suç dosyası kabarık bir teröristbaşına bırakın taviz ve itibarı, bu denli ‘maneviyat’ yüklenmez!

Hülasa,

Eğer bugün işin başında CHP olsaydı ve bugün hükümetin izlediği bu politikaları izleselerdi; mesela, şu anda  ihanet dolu Çözüm Süreci'ni sırf Ak Parti çekip çeviriyor diye destekleyenler ayaklanır gök kubbeyi CHP'nin başına yıkmaya çalışırlardı!

 

0
0
0
s2smodern

TÜM ARŞİV

Değerli Ziyaretçi

18.02.2017

Yandaki TÜM ARŞİV Modulünden Eski Tarihli Yazılarımı Okuyabilirsiniz.