Suud’un Yemen’deki “Açlık Oyunları” ve ABD'nin Ateşkes Riyakârlığı

ACLED “Armed Conflict Location and Event Data Project”  (Silahlı Çatışma Yerleri ve Olay Verileri Projesi) adında 1997'den beri dünyanın çeşitli politik ve askeri şiddete ilişkin verileri bir araya getiren sivil bir kuruluş var…  İşte bu kuruluş, Yemen'de öldürülen “gerçek” insan sayısının 70.000 ile 80.000 arasında olduğuyla alakalı verileri paylaştı.

Bitmedi…

ACLED'in verilerine göre, savaşın dolaylı sonuçlarından ötürü; yani difteri, açlık ve kolera gibi önlenebilir hastalıklardan kaynaklanan ölümler bu rakama dâhil değil... Doğrudan savaş sebebiyle ölenlere bu dolaylı vakalar da eklendiğinde, tüm ölümlerin toplamının şu an itibariyle 100.000/yüz binden fazla olduğu ifade ediliyor.

Yine aynı kuruluşun tespitlerine göre Yemen nüfusunun yarısı - 14 milyon insan – Suud orijinli kontrollü ve yönetilebilen stratejilerden ötürü "açlık" tehlikesiyle karşı karşıya…

Başta ABD ve İngiltere olmak üzere bazı Batılı ülkeler bu verilere şiddetle karşı çıkıyorlar… Aslında ABD ve İngiltere başta olmak üzere bu ülkeleri telaşlandıran husus şu: Bir başka bir bağımsız kuruluş olan “Yemen Data Project” verilerine göre, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin hava saldırılarının neredeyse tamamına yakınında ABD yapımı mühimmat kullanılmış… Bilhassa okul, ibadethane, çarşı-pazar yerleri gibi dokunulmaz yerlerdeki sivil ölümleri bu mühimmat ile yapılmış…

Bu bilgi seti savaş hukukuna dair çok önemli teknik bir detay içeriyor. Silah satan ülkeler, silah sattıkları ülkeleri, bu tür gayri insanî ve savaş dışı dokunulmazlığı olan unsurlara karşı kullanılmasını anında önleyebilirler. Mali karşılığını alsalar dahî bu silahların kullanımını ilgili ülkeye yasaklayabilirler. Eğer savaş mühimmatı satan ülkeler bu hamleleri gerçekleştirmezlerse, kullanan ülkeler kadar suçlu sayılır!

İşte bu yüzdendir ki, ABD, İngiltere ve Fransa gibi ülkeler bu tür ciddi verileri hazırlayan kuruluşlara ve bu verileri görsel delillerle destekleyerek dünya kamuoyuna yayan medya gruplarına yönelik baskı ve itibarsızlaştırma kampanyaları uygulamaktadır.

Peki... ABD-İngiltere-Fransa müttefikleri Bu zamana dek Suud'un onca savaş suçlarını örtbas etmelerine ve görmezden gelmelerine, ne oldu da son günlerde Yemen’e dair müspet ve insanî çıkışlar yapmaya başladılar?

Bir haftadır uluslararası haber kaynaklarında ilk haber olarak gündeme sokulmaya başlandı; Trump yönetimi ve Londra, Yemen'e yönelik kuralsız ve acımasız savaş uygulayan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne ateşkes uygulamaları yönünde üst perdeden mesajlar vermeye başladı.

Çelişkiye bakar mısınız? ABD, İngiltere ve Fransa olarak Ortadoğu’daki en fakir ülkeye yönelik açgözlü ve kuralsız bir savaş başlatacaksın, bu istikamette Suudi önderliğindeki koalisyonu destekleyeceksin, şimdi de insanî kaygılardan dem vurup düşmanlıkların sona ermesi çağrısında bulunacaksınız! 

Batı basını “bu ne perhiz bu ne lahana turşusu” misali çelişkiyi, yani hem sebep olup hem de Suud ve Körfez ülkeleri Emirliklerine ateşkes çağrısında bulunma ve siyasi görüşmeleri takip etme çabaları yorumlarken, "Cemal Kaşıkçı Cinayeti" olayının etkisini öne çıkarıyorlar…

Cemal Kaşıkçı’nın vahşice Suudiler tarafından katledilmesi ve daha sonraki günlerde Suudi yöneticilerinin barbarlıklarını örtbas etmek için verdikleri bariz yalanlar, Washington, Londra ve Paris’te yoğun bir kamuoyu baskısına yol açtı. Bu olay neredeyse bu ülkelerde iç siyaseti ve hükümetleri halkları indinde hizaya çektirecek bir parametre oldu. Ardından bu ülkelerin vatandaşları hükümetlerine Riyad'a çok milyar dolarlık silah anlaşmalarının iptali gibi yaptırımların uygulanmasını talep ettiler.

Anlayacağınız bu vahşi "Kaşıkçı Cinayeti" Batı kamuoyunun gözlerini açtı! ABD, İngiliz ve Fransız hükümetleriyle vatandaşları arasında bir hasar-sınırlama egzersizine yol açtı! 

Despot Suud’un Yemen’deki kuraldışı ve vahşi savaş performansı, Suud'a dolayısıyla onunla iş tutan hükümetlerine olan tepkileri arttırdı! Sonuç olarak, Suud ile müttefik olan batılı ülkelerin indinde Yemen savaşı, "iç politika" konusu olmaya başladı! 

İşte, ABD İngiltere ve Fransa’nın peş peşe Suud ve diğer Körfez ülkelere itidal ve ateşkes öneren açıklamalarda bulunmasının sebebi budur.

Fakat Suud şimdilik acımasız hava saldırılarını kesmiş gözükse de başka vahşi ve gayri insani savaş oyunları sergilemeye başladı Yemende… Resmen Yemen'i açlığa mahkûm edecek kuralsız ve gayri insanî stratejiler izlemeye başladı. 

Suudi ve Körfez ülkeleri destekli radikal milisler Yemen'deki en büyük dördüncü ve Kızıl Deniz'in ana limanı olan El-Hudayda Limanı ve şehrini kuşattılar!

Bu şu anlama geliyor: Ülkedeki tüm nüfusun yüzde 80-90'ının gıda ve diğer yaşamsal kaynakları buradan ülkeye dağılıyor.  Başka bir deyişle, Batı destekli Suudi koalisyonu, Husileri ve daha geniş Yemenli nüfusu dize getirmek için yeni “açlık taktikleri” uygulamaya başladı. Bu tür savaş yönetiminin ne uluslararası hukukta yeri var, ne de insanlık kitabında... Bu tarz savaş taktikleri başlı başına bir savaş suçudur.

Güya Washington, Londra ve Paris, Yemen'de ateşkes ilan edilmesini salık vererek “insani acılar”ı dindirecekti!

Suud'a gelince... Suud bu gelişmelerin tümünü sadece "imaj kaybı" eşiğinde kaygılarla karşılıyor. Yoksa diğer ciddi tepkiler ve tehditler Suud’un umurunda bile değil!

Çünkü Suud, bu Batılı hükümetlerin en yağlı ve en kazançlı yeni “silah sözleşmeleri” için üç gün sonra kapısına dayanacaklarından ve bunların Suud/Körfez ülkeleri pazarını kaybetmeyi göze almayacaklarından çok emin!

Hülasa,

Şu anda dünya coğrafyası üzerinde, “dengeler” adına görmezlikten gelinen Doğu Türkistan’dan sonra dünyanın en kötü insanî dramına ve krizine sahne olan coğrafya Yemen’dir.

Tıpkı Suriye ve Irak gibi BOP Projesi’nin kapsama alanında olan bu bölgedeki asıl savaş; Hürmüz'de, Aden'de, Malakka'da devam ediyor. Savaşın bu cephesinde amaç, Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’na hâkim olma durumundan ve petrol güzergâhını/enerji lojistiğini kimin kontrol edeceği kavgasından ibarettir.

Son günlerde artan ABD ve Batı müttefiklerinden peşi sıra gelen Yemen’de ateşkes talepleri ve Suud kınamaları insanî ve vicdanî saiklerden kaynaklanmıyor. Gerek Kaşıkçı Cinayeti vakasıyla gerekse Yemendeki acımasız savaş uygulamalarıyla Batı kamuoyu vicdanında itibarı kaybolan en önemli ve en değerli “müşterileri” olan Suud’a yönelik bir çeşit PR uygulaması…

ABD, İngiltere ve Fransa, Yemen'deki ıstırabın sona erdirilmesi konusunda gerçekten ciddi ve samimi olsalar, Yemen'deki vahşi Suud saldırısını anında durdurabilecek güçteler.

Ama bu ülkelerin  insanî çıkışları ve ateşkes talepleri tam bir tiyatro…

Çünkü hem enerji alanında hem de jeopolitik alanda öyle hedefleri var ki, bu uğurda öyle kıyasıya bir mücadele veriyorlar ki, hedeflerine ulaşmak için her yolu mübah görüyorlar. Bunların Yemen'de istemedikler tek şey ise barış!

Eğer barış olursa, Yemenliler kendi politik geleceklerini yabancı bir tehdit müdahalesi olmadan belirlemeye kalkarlar ki, bu total vaziyet; ne Suud'un, ne de Batılı güçlerin asla işine gelmez!

 

0
0
0
s2smodern