İçimizdeki Truva Atları: ABD ve NATO Üsleri

Fırat’ın Doğusu’nda Türkiye'ye ve İran'a karşı hasmane bir pozisyon alarak temellenen CENTCOM ve PKK/YPG birlikteliği önümüzdeki günlerden itibaren Irak’ta da kendini göstermeye başlayacağından kuşkunuz olmasın.

ABD’nin Erbil’de yaklaşık 1 Milyar dolar maliyetle 51 dönüm üzerinde Pentagon mimarisi ve işlevinde yeni bir konsolosluk binası inşa etmesi ABD/CENTCOM’un Irak hedeflemesiyle alakalı önemli ipuçları sunmaktadır.

ABD, Irak'ta Erbil merkezli bir takım hesaplar içinde. Bu çapta bir inşa edilen bir kompleks yapı “konsolosluk” binası olmaktan ziyade “Büyükelçilik” statüsüne daha uygundur!

Anlayacağınız ABD, 2018 yılı Eylül ayında yapılacak Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi milletvekili seçiminden sonra, bağımsız "Kürdistan Devleti" (Suriye’nin kuzeyi ile eklemli) senaryosunun yeni versiyonunu tekrar sahneye koymaya başlayacaktır!

Türkiye bu zamana dek “konjonktürel çareler” ve Avrasyacı-Batıcı-dengeci eksenleşmelerle daralan manevra alanını genişletmeye çalıştı. Bu istikamette Fırat'ın batısında önemli kazanımlar ve pozisyonlar elde etti.

Fakat bilhassa ABD-NATO İttifakı ve İsrail ortaklığının müstakbel İran hedeflemesi ve bu ortaklıkla “kuşkulu" ilişkiler kurduğu noktasında hamleleri artan Rusya'nın güven vermeyen duruşu, Türkiye’yi zor durumda bırakmaya başladı. Türkiye, Fırat'ın doğusundaki statüye razı edilecek hamlelerle ve zorunlu pazarlıklarla muhatap olmaya başladı. 

Anlayacağınız, manevra alanımız yeniden daralmaya bekâ faktörlerimiz ağır tehdit ve tehlike altına girmiş durumdadır.

Bu girişten sonra, bekâ parametrelerimizi sinsi bir şekilde alt-üst eden asıl konuya gelelim:   

Daha önce kaleme aldığımız “İncirlik Üssü Zurnanın Son Deliğidir!” başlıklı yazımızda detaylıca ele almıştık; ülkemizde 6 coğrafi bölgeye yayılmış bir şekilde konuşlu 20 civarında ABD ve NATO üssü mevcuttur. ABD ile 1980’de imzalanan “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması” (SEİA) memorandumu gereğince ‘gizli’ olan üsler bu liste dışındadır!

Bir kısmı silah deposu, bir kısmı lojistik amaçlı, diğer kısmı ise istihbarat-haberleşme-izleme amaçlı olan bu üsler, son 50 yıl boyunca peyderpey topraklarımıza yerleştirilmiş zamane “Truva Atları”dır!

Türkiye-ABD birbirlerine karşı hasım, ABD Türkiye’nin bekâ faktörlerini tehdit ediyor ve egemenlik haklarına ağır hasarlar verecek hamlelerde bulunuyor ama hâlâ topraklarında bu denli muazzam bir ABD askeri varlığını barındırıyor!

Bu tablodan sonra rahatlıkla şu hükmü verebiliriz: Taa Atlantik ötesinden binlerce km aşarak yakın coğrafyamıza çöken ABD‘nin Ortadoğu’daki en büyük lojistik üssü Türkiye’dir!

Şöyle düşünün, bir kısmı direkt ABD eliyle kurulan, bir kısmı ise yine ABD eliyle kurulan ama NATO ambalajıyla içimize yerleştirilen bu üsler olmasa, ABD bu bölgede “rahat” ve “güvenli” barınabilir miydi?

Lojistik destek, taktik saldırı operasyonları, stratejik planlama, gizli istihbarat edinme ve analiz etme, operasyonel destek, çatışma bölgelerinde savaşma ve savunma, askeri eğitim ve askeri teknik yardım gibi "hizmetleri"; hem zamandan hem de ekonomik açıdan tasarruf ederek kendi çıkarları için bu denli rahat işletebilir miydi?

Türkiye Ne yapmalıdır?

Dışımızdaki kuşatılmışlığa içimizdeki bu “Truva Atları” üslerin misyonları da eklersek, Türkiye’nin en büyük zararı ve ihaneti, sığınmak için altına girdiği ‘emperyalist şemsiye’ NATO’dan göreceği aşikârdır!

Unutulmasın ki, Türkiye NATO ittifakının mühim ve vazgeçilmez bir müttefiki olmasının yanında, bu coğrafyada binlerce yıldır varlığı yadırganan ve ayağı tökezlenip düştüğünde tepesine binilecek ‘ortak düşman’dır aynı zamanda!

Bu yüzden Türkiye bir an önce “kendi menfaat ve maslahatları” ile “ABD/NATO’nun kolektif savunma anlayışı“ arasında bocalamaktan vazgeçmelidir.  

Türkiye kesinlikle ve ivedilikle şu anda Atlantik İttifakı’na karşı en geçerli ve mühim “zarar verme potansiyeli” olan kozunu devreye sokmalıdır.

Bu kozu geçmişte Ecevit-Erbakan Hükümeti masaya sürmüştü! 

Malumunuz, 1974 yılında Kıbrıs Harekâtı sonrası Türkiye'ye silah ve ekonomik ambargosu uygulayan ABD/NATO hamlesine karşı merhum Ecevit-Erbakan hükümeti, sözde değil özde bir anti-emperyalist bir duruşla ve her türlü bedeli ödemeyi göze alarak bir karar aldı. Ülke sınırları içinde ABD'nin kullanımındaki İncirlik Üssü ve diğer üslerin kullanımını askıya aldılar. Üstüne üstlük bu üslerin kontrolünü ve kullanımını Türk Silahlı Kuvvetleri'ne (TSK) devrettiler!

ABD kongresi Türkiye’nin bu hamlesine Eylül 1978’e kadar dayanabilmiş ve Türkiye’ye uyguladığı ambargoyu kaldırmak zorunda kalmıştı!

Gerçi ülke olarak bu hamlenin bedelini epeyi bir zaman ödedik ama karşılığında, Türkler tarafından son 200 yılda geri kazanılan tek toprak parçası olan Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip olduk!

Anlayacağınız, Amerika ve NATO, şu anda "Soğuk Savaş" dönemi şartlarından daha fazla bir tehdit altındadır ve eskisinden daha fazla bu üslere muhtaçtır! Örneğin, Çin-Rusya-İran-Esad ekseni ABD/İsrail bloğunu topyekûn hedef alırsa, ABD’nin sığınabileceği tek liman Türkiye toprakları üzerindeki bu üsleri değil mi?

İşte bu üsler, ABD için bu denli önemlidir. Bu yüzden Türkiye, bu cari tehdit ve tehlikeyi "fırsata" dönüştürebilir.

Eğer Türkiye, Amerika’ya 15 Temmuz darbe girişimi sonrası, bu “üsler” kozunu masaya sürüp restini çekseydi; inanın bana ne Fırat Kalkanı Harekâtı’na, ne Zeytin Dalı Harekâtı ve  Menbiç illüzyonlarına, ne de “müddet” kazanma stratejilerine gerek kalmazdı!

Bunca yıldır “stratejik ortaklık” ile “vesayet” arasındaki ince ve nazik sınırı korumayı başaramadığı halde; “diplomasi duygusallık kaldırmaz” argümanına sarılıp “dengelerden” bahsedenlerin, “reel politik” hatırlatmalı zırvaları umurumda değil…  

Kimse ülkemizdeki bu üslerin tüm kullanım haklarının Türkiye’ye ait olduğunu, sürekli denetim altında olduğunu ve 1974'te tecrübe edilmiş bir hamlenin ütopik olduğunu iddia etmesin. Ve dahî kimse, ABD’nin ülkemizdeki konuşlu bu üslerdeki total varlığını NATO savunma faaliyetleri çerçevesinde olduğu şeklindeki kitabî bilgi ve yorumlara da itibar etmesin.

Öyle olsaydı, İncirlik ve diğer üslerden Fırat’ın doğusuna ve Suriye’nin kuzeyindeki yeni ihdas edilmiş olan ABD üslerine harıl harıl silah ve sair mühimmat sevkiyatı yapılır mıydı?

 

0
0
0
s2smodern