Prematüre Seçim!

Siyasî iktidar ve networkları tarafından, bilhassa 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin başarıyla bastırılması sonrası “devlet” üzerinde elde edilen muazzam siyasi güce, OHAL+KHK avantajları ile medya manipülasyonlarına rağmen, ülke ekonomisinin 2019'da yapılacak seçimlere kadar takat getiremeyeceği ve bu durumun seçmen tercihine olumsuz yansıyacağı 16 Nisan referandumundan beri öngörülüyordu…  

Baskın bir seçime yol verecek yasal düzenlemeler (bilhassa Anayasanın 67 nci maddesinin son fıkrasının, 21.01.2017 tarihli ve 6771 sayılı kanun 17. Maddesine eklenen H fıkrasıyla etkisiz hale getirilmesi gibi) bu süreçte hızlı bir şekilde yapıldı.

Nihayetinde geçtiğimiz ay kabul edilen 26 maddelik ittifak kanunuyla da erken seçime giden yollar açık hâle getirildi. Yani 2019 seçim takvimi "kâğıt üstü" bir hedeflemeydi!

Malumunuz, siyasi iktidar ve networkları senelerce yanlış politikaların olumsuz etkilerini ve daha nice kirliliği kalıcı bir şekilde ortadan kaldırmak yerine halının altına süpürmeyi tercih ettiler!

Hâliyle, sadece grup toplantılarındaki kürsü performansıyla muhalefet yapmayı yeterli gören fonksiyonsuz bir muhalefet kurumunun olduğu bir ülkede, halının altını kaldıranda çıkmadı!

Lakin gelinen aşamada halının altındaki tozlar artık sadece halıyı halılıktan çıkarmaya neden olmadı. Halıya basanları rahatsız etmeye, hatta takılıp düşürmeye başladı!

Şimdi anlaşıldı ki halının altına ancak Haziran 2018’e kadar süpürülecek yer kaldı!

Neticede, apar topar “Devlet Bahçeli öncülü yoklama stratejisi” ile start alan ve iki aylık bir sürecin içine sıkıştırılmış bir erken seçim sürecinin eşiğine girdik…

Lakin böyle ite kaka daha nereye kadar?  

&

24 Haziran 2018 Erken Seçimi’nin sonucu ne olur? Bu soruya cevap verebilmek için, önümüzdeki iki aylık kısa seçim süreci içerisinde vuku’ bulacak bazı gelişmeleri ve parametreleri, dolayısıyla bu istikamette gelişecek olan seçmen davranışını gözlemlemek şart…

Şurası kesin ki, bu seçim, seçmen genelinin indinde genelde “ekonomik” sebeplerle karşılanacak.

Artık bırakın devlet gibi çarkını borçla/krediyle çeviren seçmeni; kamu kaynaklarını son limitine kadar kullanan ve kamu desteği aradan çekilse ne denli işlevsiz olduğu ortaya çıkacak olan bizzat siyasi iktidarın sevk ve idare ettiği iktisadî networkları bile ekonomik darboğazda!

Diğer devlet-toplum arasındaki ilişkiler ile yönetişime dair sorunlara ve en az bunlar kadar önemli sosyal problem alanlarına hiç değinmiyorum…

Bakalım Sayın Erdoğan liderliği ve Ak Parti, bu şartlar ve bu kısa süre içerisinde artık en kutsalı olan “cebi” de yanmaya başlayan seçmenle nasıl bir ilişki kuracak? Seçmen indindeki bu sorunları aşabilecek mi?

Muhakkak kazanmak zorunda olduğu Haziran 2015 ile Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan süreçte olduğu gibi daha fazla “güç” kullanımına mı gidecek? Yoksa devreye seçmen bilincinde “illüzyonlar” yaşatacak ve seçmen tercihini bir şekilde oya tahvil edebileceği “olağanüstü” hamleleri mi sokacak?

2001 ekonomi krizi içerisinde yapılan seçimde seçmen iktidarın yeniden yapılandırılması adına toplumsal maliyetleri üstlenmek pahasına siyasi kredisini tüketen aktörlere acımamıştı!

Bakalım şimdiki seçmen kitlesi, 2001 ekonomi şartlarından daha kötü bir süreçte gireceği bu seçimde, 2001 seçmeni gibi mi tercihte bulunacak? Yoksa, kendi kendini yönetme hakkını kritik alanın dışına çıkartma pahasına, siyasi iktidara ve liderliğine yeni bir kredi daha mı açacak?

Bunun cevabını iki ay sonra alacağız…

Hülasa

Siyasi iktidarın “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” uğruna, devlet geleneği ve gereklerine aldırmadan, telaşlı ve aceleci bir şekilde izlediği “sadece” sonuç almaya odaklı politikaları neticesinde düzgün yönetilemez bir ülke yapısı ortaya çıktı.

İşte bu tablo, ülkeyi ister istemez 2019’u dahî bekleyemeden bir “prematüre seçim” dönemine soktu.

Malumunuz “prematüre doğumlar” makul olan “erken doğum" sürecinden de önce gerçekleşen doğumları niteler…

Nasıl ki, prematüre doğumlar “çoğunlukla” anneden kaynaklanan sorunlardan ve anomalilerden kaynaklanıyorsa; 24 Haziran seçim süreci de, kendi bekâsını devletin bekasına endeksleyen ve bunu ülkeye kabul ettirmeye çalışan bir anlayışla “iktidar üretmeyi” tercih eden Sayın Erdoğan’ın tarz-ı siyasetinden kaynaklanıyor.

Yine bildiğiniz gibi, prematüre doğanların dış ortama uyum sağlamaları güçtür ve hayatta kalma savaşı verirler… Ve yine bildiğiniz üzere, prematüre doğanlar bu yaşam savaşını kazansalar dahi, ilerleyen zamanlarda da ciddi riskleri yanlarında taşımaya devam ederler…

İşte, önümüzdeki “24 Haziran 2018 Prematüre Seçim” vetiresi ve sonuçları da, tıpkı prematüre doğumlar gibi süreç izleyebilir!

Öyle ya da böyle, ama mutlaka, ülke olarak bir “kuvöz” ortamına ihtiyaç duyacak bir süreç yönetiminin içine girileceğini düşünüyorum…

Bu süreç yönetimi kuvözde mi kalır? Yoksa beraberinde taşıdığı risklerle ve sorunlarla gidebileceği yere kadar gider mi? Bunu yaşayarak göreceğiz!

Tüm bunlar bir yana…

İnşâAllah, memlekete dair umutsuzluğu daha da derinleşen kitlelerin bu günlerde dilinden düşürmediği “Seçime gerek yoktu ki; KHK ile halledilebilirdi…” ironisini haklı çıkartacak bir seçim süreci yaşamayız!

Yine dileğimiz odur ki, iki aylık bu seçim sürecinde var olan ayrışmalar ve kutuplaşmalar daha da keskinleşmez… Hiç ummuyorum ama ayrışmasız, birleştirici ve kapsayıcı bir dil hâkim olur bu süreçte politikacılarımızın diline…

Seçimlerle alakalı en önemli temennime gelince…

Bu seçim; iktidarından muhalefetine hatta seçmenine kadar herkesin layığını ve hak ettiğini bulmasına, en önemlisi bedel ödemesine vesile olsun!

Bu olduğu sürece içim rahat!

 

0
0
0
s2smodern