CENTCOM'a ve Fırat'ın Doğusuna Dikkat Çekmeye Devam

Afrin ve İdlib’te mücadelesini üstün bir başarıyla sürdüren Türk Silahlı Kuvvetlerimizin performansından cesaret alması gereken siyaset kurumu; ne hikmetse Fırat’ın doğusunda PKK’ya toprak, derinlik, nüfus ve küresel askerî ittifak üreterek ülkemize alenî hasımlık yapan ABD ile anlaşılmaz bir şekilde masaya oturdu.

İşte bu süreçten sonra siyasi iktidar ve networklarının Fırat’ın doğusu ile alakalı hassasiyeti azaldı. Sanki Suriye’nin kuzeyindeki tüm tehdit ve tehlikeyi; genelde Fırat’ın batısı, özelde Afrin bölgesi üretiyormuş gibi politik vaziyet aldı.

Şu günlerde ağırlıklı olarak Menbiç ambalajlı olarak kamuoyuna sunulan bu diplomatik süreç, maalesef Lübnan'ın üç katı büyüklüğüne erişmiş CENTCOM işgali altındaki Fırat’ın doğusuna meşrûiyet ve rıza üretecek istikamette ilerliyor.

En azından ABD kaynaklı haber ve analizlere baktığımızda, işleyen sürecin Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki statüye razı olacak şekilde yürüdüğü görülüyor!

Bu diplomatik sürecin başlarında “…Türkiye ve ABD'nin bu coğrafyada ortak hedefleri var! ABD'nin Türkiye gibi kabiliyetli bir ortağı varken YPG/PKK'ya güvenmesi, kendine zarar verecek bir hatadır…" şeklinde açıklama yapan Dışişlerimiz, tamda bu aşamada bir açıklama yapmak zorundadır.

Amerika’nın; Türkiye-ABD ilişkilerini Obama dönemi öncesi “karşılıklı güven” şartlarına taşınması, Türkiye-PYD ilişkilerini tekrar sağlama noktasında PYD/YPG’nin içinden PKK’nın ayıklanması (nasıl olacaksa!) ve PKK’ya verilen silahların geri alınması istikametinde öneriler sunduğu ve bu konuların müzakere edildiği yönünde iddialar yazılıp çizilmeye başlandı.

Siyasi iktidar, Fırat’ın doğusundaki CENTCOM’un varlığını istemediğini ve Fırat’ın doğusu merkezli CENTCOM-PKK birlikteliğinin Suriye’de siyasi çözümün bileşeni olduğunu “asla” kabul etmeyeceklerini açıkça ilan etmedikçe… Tıpkı Afrin gibi Fırat’ın doğusundaki bu şer kapasiteyle de mücadele edeceği kararlılığını gösteren hamlelerde bulunmadıkça… ABD ile yürütülen bu müzakere sürecine “kuşkulu” bir şekilde bakmaya devam edeceğim naçizane!

Hülasa,

Amerika ve küresel işbirlikçileri nasıl ki, 1991 den sonra 36. paralelin kuzeyini kendi koruma kalkanı içine aldıysa, göz göre göre PKK ve türevlerini Kuzey Irak'a yerleştirerek bölgesel yönetim adı altında burnumuzun dibinde terör bölgesi oluşturduysa; aynısını bu kez Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusunda güncellendirilmiş bir şekilde gerçekleştiriyor.

ABD bu işi bu kez karanlık yüzü ve kirli eli CENTCOM aracılığıyla yapıyor. PKK/YPG ile birlikte sınırımıza cephe 650 km’lik devasa bir alana yani Fırat’ın doğusuna çöken CENTCOM, burada ihdas ettiği 12 adet askeri-istihbarî ve lojistik misyonlu üslerin desteğiyle “garnizon devletçik” kurma hedefine adım adım yaklaşıyor. Diğer yandan da Fırat’ın doğusundaki bu statüyü Barzani sonrası K. Irak’taki yapıya sessiz sedasız eklemlemeye devam ediyor! 

Asıl tehlike Fırat'ın doğusu ve burada konuşlu CENTCOM'dur. Olan bitenlere sadece PKK/YPG ile mücadele açısından bakmayın, Afrin örneğinde olduğu gibi PKK/YPG’nin TSK’yı alt edebilme gibi bir ihtimali zaten yok.

Küresel denklem Fırat'ın doğusunun maslahatı için Türkiye'yi Fırat'ın batısında meşgul etmek için elinden geleni ardına koymayacaktır! Buna Rusya-İran-Suriye ekseni de dâhildir.

Bu haseple, Fırat’ın batısındaki Afrin-İdlib ve Cerablus-Azez arasındaki bölgelerdeki performansımızın illüzyonuna fazla kapılmamak lazımdır!

Türkiye nasıl ki Fırat’ın batısındaki Rusya himayesindeki PKK/YPG’nin elde ettiği saha kazanımlarını ortadan kaldırma kararlığını göstermeye devam ediyorsa; Fırat’ın doğusunda  bekâ parametrelerini yerle bir edici mevziide bulunan CENTCOM’la dişe diş-göze göz bir mücadeleye girişmelidir.

Türkiye en büyük hasmı olan CENTCOM'u önce sınırdan uzaklaştırmak, bilâhare Ortadoğu’dan çıkartmak için elinden geleni yapmak zorundadır.

 

0
0
0
s2smodern