c

1 ) Haziran 2006’da ABD Armed Forces Journal‘de, ABD Ordusu’nun resmi yayın organında Albay Ralph Peters imzalı bir harita yayınlanmıştı. Büyük Ortadoğu ve genişletilmiş Kuzey Afrika Projesi’nin neticesini gösteren bu harita olarak çıktı O yıllarda İtalya’da NATO toplantısında Türk subaylarına sunulmuş ve subaylarımız toplantıyı terk etmişlerdi…

Üstteki BOP haritasına bakarsak, Kürdistan olarak ayrılan bölgenin Fırat’ın doğusunda kaldığını görüyoruz.

ABD Fırat’ın doğusundaki varlığını ve misyonunu “IŞİD idaresi sonrasında Fırat’ın doğusunu istikrara kavuşturmak, bölgenin ve orada IŞİD ile mücadele eden kendilerinin güvenliklerini sağlamak ve yeniden toparlanmak” olarak açıklıyor… CENTCOM/YPG ve türevlerinin Fırat’ın doğusundaki varlığını tehdit olarak algılayan ülkeleri IŞİD terör örgütünü desteklemekle itham ediyor! BM ve NATO ülkeleri indinde de bu vizyonu yayıyor.

ABF Fırat’ın batısı diye tabir edilen bölgeyi ise BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal eden Suriye rejimince işlenmeye devam eden katliamların merkezi olarak lanse ediyor. Türkiye’nin bu bölgedeki faaliyetlerini ve mücadelesini şimdilik meşru müdafaa sınırları içerinde görse de, Türkiye’yi bu bölgede meşgul edecek her hamleyi deniyor.

2 ) Fırat’ın doğusunda; Dereke, Sabah el-Hayr, Ayn İsa, Til Semen, Tabka, Celebiye, Herb Heşk, Miştanur Tepesi, Sırrin, Tanf, Til Temir ve Menbiç olmak üzere istihbari ve lojistik amaçlı toplan 12 askeri üs bulunmaktadır. Bu üslerde sadece CENTCOM/YPG değil, Fransız ve İngiliz askeri birlikleri de konuşludur. İşin ilginç yanı, CENTCOM Fransız ve İngiliz birlikleri Türkiye sınırına yakın bölgelerde ihdas ettikleri üslerde konuşlandırmıştır!

3 ) Bugün CENTCOM/PKK/YPG ve türevlerinin hâkim olduğu Fırat’ın doğusu, Türkiye ile yaklaşık 600-650 km’lik sınıra cephedir. Suriye'nin neredeyse 3'te 1'ini kapsayan ve ikinci bir İsrail misali yeni bir ‘terör devleti’nin temellerinin atıldığı bölgedeki yapılanma Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin egemenlik haklarını ve bekâsını tehdit eden en olumsuz faktör ve primer tehlikedir.

Türkiye ile yaklaşık 600-650 km’lik sınıra cephe olan bu bölgeyi yöneten CENTCOM, aynı zamanda ”rezerv alan” stratejisi uygulamaya çalıştıkları Türkiye ve Irak’la da etkileşim halindedir.

4) 15 Şubat 2018 Erdoğan-Tillerson görüşmesinde Tillerson’a Menbiç’teki YPG’lilerin Fırat’ın doğusuna kaydırılması önerisi iletilmişti… Yukarıdaki haritaya göre, Türkiye’nin genelde Fırat’ın batısındaki özelde Menbiç’teki YPG/PKK’lıların ABD/CENTCOM güdümündeki Fırat’ın doğusunda kalması ve Fırat’ın batısına geçmemesi teklifi problemi çözmüyor, çünkü Kürdistan için vaat edilen topraklar zaten Fırat’ın doğusundaki topraklar!

5) Önceli yazımızda Türkiye’nin YPG’lilerin Fırat’ın doğusuna taşınması şartıyla Menbiç’te ABD ile bir stratejik ortalık süreci içerisine girmesini, ABD/CENTCOM’un Fırat’ın doğusundaki Kürdistan yapılanmasına “râzı” oluyor anlamına geliyor şeklinde yorumlamıştık.

Maalesef, bu işletilen müzakere trafiği ve sürecin “sahici siyasete” yansıyan ilk etkisi, Suriye politikalarımızı sevk ve idare eden siyaset ve bürokratik kurum ve kişileri dillerinden düşmeyen, varlığı yadırganan ve tehdit olarak algılanan“Fırat’ın doğusu” vurgusu “hassasiyetini” kaybetti!

Sanki tehdit ve tehlike algılamaları sadece Afrin-Menbiç-İdlib üçgeni üretirmişçesine “Fırat’ın doğusu” devre dışı kaldı!

1 Mart 2018 itibariyle ABD kaynaklı haberlere göre ABD Türkiye’nin bu önerisini, Menbiç’in güvenliğinin YPG tarafından sağlanmasının “şart olmadığını” söyleyerek kabul etti!

Bu saatten sonra, 8-9 Marttaki Washington’da ki komisyon toplantısında ABD’nin Fırat’ın doğusundaki PYD/YPG içinden PKK’yı çıkartıp devre dışı bırakmak ve Türkiye-PYD ilişkilerini “MİT-Öcalan Çözüm Süreci” yılları (2012-2015)düzeyine tekrar çekilmesi gibi konuların komisyon gündemine geleceğinden kimsenin kuşkusu olmasın!  

Hülasa,

Türkiye; Suriye’nin kuzeyinde Fırat’ın doğusu diye tabir edilen bölgedeki ve Irak’taki CENTCOM etkinliğini “kesinlikle” reddetmelidir. Amerika ile CENTCOM etkinliğine, gizli veya açık, meşruiyet ve rıza üretecek hiçbir müzakere süreci yürütmemelidir.

Türkiye sadece, İncirlik üssüyle değil, Anadolu’nun 6 coğrafi bölgesinde yayılmış, sayısı tam olarak bilinmese de, yirminin üstünde olduğu kabul edilen ABD/NATO mevcutlu askeri kapasiteli “Truva atı” misyonlu üslerin, Suriye-Irak’taki CENTCOM ve üsleriyle olan ilişkisini ve etkinliğini kesmelidir.

Türkiye önce Fırat’ın batısına geçmiş YPG/PKK varlığını kırmızı çizgisinin ihlali olarak addetmiş akabinde Afrin’de duruma vaz’iyed etmiştir. Aynı kararlılığı siyaset kurumuyla ve silahlı kuvvetleriyle Fırat’ın doğusundaki CENTCOM etkinliğini önce sınırlamak sonra ülke sınırlarımız dışından uzağa atmak içinde göstermelidir. Aksi halde Türkiye ABD ve bilhassa CENTCOM nezdinde Türkiye’nin, bölgesel denklemin unsuru olarak “sıradaki ülke” haline getirilecektir!

Eğer siyasi iktidar bu tehdit ve tehlike algılamalarına rağmen mücadele edeceği yerde Fırat’ın doğusundaki CENTCOM varlığına razı olacak müzakere süreçlerini tercih ederse; en başa dönerek yani yukarıdaki harita mucibince “BOP Eşbaşkanlığı”nın misyon ve vecibelerini tekrar ele alarak, bu istikamette bir gelecek tasavvurunda bulunmak iktiza edecektir!

0
0
0
s2smodern