Kuşkulu Umursamazlık!

Yunanistan, 2004’den beri, 12’si Ege’de, 5’i Akdeniz’de olmak üzere bize ait olan ada ve kayalıklarımızı işgal ve ilhak ederek mülki sınırlarının içine katmıştır!

Bu yazının konusu bu işgal ve ilhaklar değil; bu gelişmeleri ‘tehdit’ ve ‘tehlike’ algılama kapsamında ele alıp politika-tedbir-strateji geliştirmesi gereken ve ivedilikle duruma el koyması gereken siyasi iktidarın umursamaz tavrıdır. Bu umursamaz tavır gelinen aşamada sadece rahatsız edici boyutlara erişmekle kalmamış, bir üst seviyeye yani ‘kuşku’ uyandıracak eşiğe dayanmıştır!

Muhalif medyada adaların işgal ve ilhakının haber yapılması hakkında birkaç ‘ana akım’ medya memurunun “Cumhurbaşkanımızın başını belaya sokmak isteyenler durduk yerde bir ‘adalar meselesi’ yaratmaya çalışıyorlar” türünden yorumlarla Erdoğan düşmanlığına yorması, kuşkuları daha da arttırmıştır.

Siyasi iktidarın sevk ve idare ettiği ana akım medyanın Adaların işgali meselesi merkezli bilgi setlerini itibarsızlaştırma gayretleri yerine dönüp dolaşıp işi Erdoğan düşmanlığına bağlaması basit ve cahilce bir çıkış değildir. Bu hamle, bir misyonun ifası ve başarılı bir ‘gündem mühendisliği’ çalışmasının örneğidir. Amaç; yıllardır ‘tehlikeli bir şey olsa Erdoğan müdahale ederdi’ noktasında ‘kurbağa haşlaması’ stratejileriyle güdülemeyi başardığı milletin yarıya yakınına, bu adaların Yunan tarafından işgaliyle alakalı haberleri ‘yalan’ veya AKP ve Erdoğan düşmanlığının bir tezahürü olarak algılatmaktır!

Gelelim şu ‘kuşku’ uyandıran detaylara…

Malumunuz zamanın Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz meclis kürsüsünden "fiili durumlar egemenlik haklarını ortadan kaldırmaz" anlamına gelecek türden tuhaf bir açıklamayla işgalleri ve ilhakları itiraf etmişti…

Türk Dışişleri yetkilileri ise Ege Denizi’nde ve 17 adanın aidiyeti hakkında bir dizi sorun yaşandığını kabul etmiş ve bu sorunun mevcut diyalog kanalları çerçevesinde Yunanistan ile ele alındığını söyleyerek dilek ve temennilerle konuyu askıda bırakmıştı!

Yunanistan Dışişleri ise ”Ege’de herhangi bir ada veya adacığın egemenlik statüsü hakkında hiçbir sorun yoktur. Türk tarafı ile herhangi bir kuşku veya anlaşmazlık yoktur. Yunan topraklarının herhangi bir parçası ile ilgili bir kuşku yoktur” diyerek kendilerince noktayı koymuştu!

Konu ile alakalı olarak bakıyorsunuz, Türk Dışişlerinin Yunan tarafına ‘ciddi’ bir nota vermediği, aksine Yunanistan’ın ülkemize 'resmi' protestolar ilettiğini AB ve NATO nezdinde Türkiye'yi şikâyet amaçlı girişimlerde bulunduğunu görüyoruz!

Bu işte bir terslik yok mu? Hadi “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” diyeceğim ama hırsızdan şikâyet eden filan da yok! Olsaydı, ‘kimse bizim sabrımızı sınamasın!’ minvalinde açıklamalar havada uçuşur, siyasi iktidar ve Erdoğan muhiblerinin “Reis müsaade et Atina’ya çökelim” demeçleri manşetlere taşınırdı!

Gelelim sadede…

Malumunuz, önceki siyasi iktidarlar döneminde olduğu gibi, 15 senedir ülkeyi tek başına yöneten mevcut siyasi iktidar döneminde de bu ülkeye ağır bedeller ödeten diplomatik hamleler, müzakere süreçleri, imzalanan kuşkulu ve tartışmalı protokoller oldu…

Acaba diyorum bu adaların işgali ile alakalı süreçte siyasi iktidarın sessizliğinin hatta umursamazlığının nedeni böyle bir ‘yanlış’ mı? Ülkece travmatik bir dönemin içerisindeyken, Ak Parti Hükümetinin içeride ve dışarıda manevra alanının daraldığı ve dış müdahaleye açık hâle geldiği bir süreçte, ikili veya uluslararası bir protokole ‘yanlış’ veya ‘hatalı’ bir imza mı attı?

Neden olmasın? Konjonktürün her türlü dış müdahaleye müsait hâle geldiği/getirildiği bu dönemlerde, ülke olarak kendimizi acısı ve faturası sonradan ortaya çıkacak olan bir uluslararası antlaşmayı imzalarken buluyoruz! Bunun örnekleri çok! (Gümrük Birliği, İkiz Yasalar, ‘2 sayfa 9 maddelik’ 2003 tarihli meşhur BOP antlaşması, Oslo ve MİT-Öcalan Müzakere Süreçleri vb.)

Bugün olduğu gibi işler ters gitmeye başlayınca da; önce imzalanan protokollerde veya müzakere süreçlerinde yapılan hataların ve gayri meşruluğun açığa çıkmasını engellemek için tüm imkânlar seferber edilir... Tıpkı eski Doğu Avrupa yönetimlerinde sıkça görüldüğü tarzda önce inkârla sonra yanlış enformasyonla gerçekler ve riskler kamuoyundan gizlenir. Kapalı kapılar arkasında konuşulanlarla, resmî ağızlardan kamuoyuna açıklananlar arasındaki müthiş boşluklar ve kopukluklar ortalığa saçılır. En nihayetinde ‘yok öyle bir şey’ edasıyla olan bitenlerle ile kamuoyu arasına engeller konularak sorun aşılmaya çalışılır!

Âcizane ben olaya bu açıdan bakıyor, bu ‘umursamazlığın’ neden olduğu boşluğu böyle dolduruyorum!

Hülasa,

Şu anda kimse farkında değil ama Putin’in stratejik kalbine vuruş yapmak isteyen ABD, Boğazlardan geçip donanmasını Karadeniz’e sokmak için kapımıza dayandı! Boğazlardan Karadeniz’e geçiş izni ve uygulamasıyla alakalı yaklaşan askerî-diplomatik fırtına ve bu yüzden ABD ve Rusya arasında kaldığımız Karadeniz merkezli ciddi bir tehlikeyle yüz yüzeyiz…

TSK’nın Sincar hamlesinden sonra, ABD/CENTCOM ile PKK/YPG stratejik işbirliğinin önümüzdeki günlerde sınırlarımız berisinde ve ötesinde ‘karşı hamle’ olarak işletilmeye başlanacağı öngörülüyor...

Kapımıza dayanmış tüm bu tehlikelerin ‘askerî ve siyasi ederi’ belki bu işgal edilen adalardan çok daha mühim; hatta Türkiye gerçekten ‘yeter artık’ deyip sadece işgal edilen bu adaları değil, alayını bir günde Yunandan alacak güce ve yeteneğe sahip...

Bunların hepsine TAMAM!

Lâkin…

Mesele; "Cumhurbaşkanımızın başını belaya sokmak isteyenler durduk yerde bir ‘adalar meselesi’ yaratmaya çalışıyorlar” şeklinde gelişmeleri Erdoğan düşmanlığıyla yorumlayan ve itibarsızlaştıran kozmopolit kafalı eyyamcıların öne çıkardığı kadar da basit bir mesele de değildir…

Her şey bir yana; siyasi iktidarın vatanperver Türk vatandaşlarına ‘neler oluyor?’ sorusunu sordurtmaya, karşı tarafa ‘psikolojik üstünlük’ bu ülke insanına ise ‘acziyet’ hissini tattırmaya hakkı yoktur!

22 Şubat 2015’te, üç-beş terörist diye küçümsenen IŞID yüzünden; Süleyman Şah'ın sandukasını gece yarısı apar-topar kaçırıp 'Kürt Koridoru'nun ortasına prefabrik bir türbeye konduran kozmopolit kafa ile Yunan’ın adalarımızı işgal ve ilhak edişini umursamayan kozmopolit kafa arasında hiç fark yoktur!

 

0
0
0
s2smodern