Rus Büyükelçisi Suikastı Hakkında Düşüncelerim

Bizim siyasi istikrar indeksimiz 2007 Ocak ayı Hrant Dink suikastına kadar normal şartlar altında bir seyir izliyordu… Ne zamanki Dink cinayeti işlendi, Türkiye ciddi şekilde politik bir sarsıntı geçirdi… O günden sonra takip edilen siyasi istikrar endeksleri patır patır aşağıya gitti, bir daha toparlanmadı…

Bugünkü Rus elçisi cinayetinde olduğu gibi, Dink suikastında de önemli olan ayrıntı, suikastın faili ve onun etrafında  yoğunlaşan bilgi setleri değildi…  Aslında kriminoloji alanında iştigal edenler ve birkaç ideolojik taassub sahibi grup ve kişiler dışında kimse buna takılmaz… 

Dink suikastında en önemli ayrıntı, dönemin polisinin ve jandarmasının (hem de eylemden önce) faillere yardımcı olmasıydı! Hatta o günlerde, “eğer bürokraside böyle kanatlar (cemaatçi/reisçi)  eksenlerin müdahalelerine açık hale gelip bu tip tasfiye hareketlerine girişip siyasi istikrarın şirazesini kaydırmada motor haline gelebiliyorsa, bunlar ilerde darbe bile yapar” diyen ‘sahici analistler’ tanıyorum! 

Bugün şartlar ve eksenler değişmiş olsa da Dink suikastı ile bu büyükelçi suikastı arasında benzer yönler var… 

Şimdi gelelim analizime…

Bu suikast eyleminin; sırtını dayayacağı 'eksen' değişikliği ve tercihi arefesindeki Tayyip Beyin Türkiye’yi bir 15 sene daha tek başına yönetme projelerine yönelik mesaj yüklü eylemdi! Direkt Tayyip Beyin 'siyasi kaderi'' ile ilgili olmasa da, bu istikametteki stratejisi ve gelecek tasavvurunu çökertemeye yönelik bir eylemdi!

Artık Tayyip Bey bu olaydan sonra, bugün ya da yarın, ama çok çabuk bir şekilde: Ya demokratik Batı standartlarında, NATO’cu Atlantik ekseninde, Kürt meselesini önceleyen politikalara göz kırpan Amerika ekseni istikametinde ve mantığıyla yeniden ülkeyi yönetmeye devam edeceğinin işaretini verecek…  

Ya da, 

Ben Rusyacıyım, İran’la da siyasi ve ekonomik olarak aleni ve gizli ittifaklar yaparım, Suud’u ve Körfezi de idare ederim vs...” tarzında bir işaret verecek!

Bana göre eğer bunu yapmazsa ve bu oryantasyon konusunda ‘hemen’ bir karar vermezse, hem Rusya hem de Amerika, bu süreci ve işi ‘hızlandıracak’ siyasi ve operatif çeşitli hamlelere girişecekler!

Rusya ‘artık burası benim nüfuz alanım ben buraya yerleşiyorum’ diyecek… ABD'de diyecek ki, ‘hayır biz 60 senelik müttefikiz, ben köklü bir geçmişe sahip olan nüfuz alanımı sana bırakmam’ diyecek… 

Bu iki eksen bu istikamette, 'istikrarsızlığa’ bayrak açmış bir döneme giren Türkiye üzerinden bu tarzda  sert mesajlar verecekler!

Geçmişte Ukrayna’da benzer bir karar alma arefesinde karar vermek zorunda kalmış ve nihayetinde ‘ben AB’ye gireceğim’ demişti… Rusya bu karara karşı çıkmış ve Ukrayna’yı işgal etmişti… Şimdi Sayın Erdoğan ‘yeniden ABD’ dediğinde Rusya bizi işgal eder anlamı çıkarılmasın bundan… Çünkü Rusya daha o güce erişemedi Türkiye üzerinde… Lakin genelde Rusya, kendi yanlısı yönetimleri destekleyebiliyor ama uzun vadede onlara sahip çıkamıyor! Rusya Ortadoğu’da ABD’ye karşı bu stratejilere uzun vadede direnemediği gerçeği de ortada… Bir zamanlar ölümüne desteklediği Nasır’dan sonra gelen ABD’ci Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek süreçleri nin nasıl geldiği ve bunların uzun iktidar dönemleri ortada… İsrail’in burnunun dibindeki Rusya destekli Esad yönetiminin de bu akıbete yelken açacağından eminim…

Şimdi…

Erdoğan hükümetleri ilk iktidar olduğu dönemden beri ABD yanlısı idi… Hatta ABD, FETÖ kapasitesiyle Erdoğan hükümetlerinin sivil ve askeri kapasitesinin  ‘içine’ kadar sızmıştı! Şimdi burada şu soruyu sormak gerekiyor: Erdoğan bu vetireyi tasfiye eder ve Avrasya eksenine yaslandığı kararını ilan ederse ABD bu kararına nasıl karşılık verir? 

Benim tezim başından beri şuydu: ABD Türkiye’yi  Rusya’ya veya Avrasya eksenine filan kolay kolay bırakmaz!

Şimdi buradaki konsolidasyona dönüyorum tekrar:

Ülke olarak Hrant Dink suikastı sonra, bilhassa sivil ve askeri kapasitelerin içerisinde, iç çekişmelere girdik. Birçok operasyon ve çekişmeleri yürüten zamane ‘Truva Atları’ kadroların kalıntıları, bugünlerde darbe kadrosu oluşturabilecek yahut darbe tetikleyebilecek bir kapasiteye ulaştığı istikametindeki tespitler hakikat değil mi?

Bilhassa 2009 sonrası, karışık ve dış müdahaleler e açık ortamlarda ‘hep yukarı çekerek’ güç ve iktidar üreten kişi ise Tayyip Bey oldu! Sandıktan aldığı destekle 'her şeyle' oynadı! 

İşte… Rus elçisinin öldürülmesi bu güç ve iktidar istihsaline yönelik bir çeşit darbe vurmak amacı taşıyor olabilir. 

Yani Tayyip Bey; ya ABD-ya Rusya diyecek bir noktaya çekildi!

Sayın Erdoğan şimdi Rusya’yı seçerse, bu kez Batı ya olan 500 milyar dolra yakın borcunun derdine düşer! Çünkü Rusya Sayın Erdoğan’a stratejik ve askeri desteğin ötesinde ekonomik konularda destek veremez! 

Şu anda Sayın Erdoğan en çok kime hangi alanda ödeme yapıyor? Rusya’ya; enerji konusunda… Anlayacağınız Erdoğan Batı’dan borç alıyor Rusya’dan ise enerji! Batıya borcunu ödemiyor ama o borçla Rusya’ya enerji parasını ödüyor! Yani iş, Sayın Erdoğan’ın ‘ben Rusçuyum’ demesiyle bitmiyor! 

Sayın Erdoğan’ın ABD ile kademeli ve pazarlıklı bir sürecin içine gireceğini düşünüyorum! ABD bir çok istek sıralayacak: Doğalgazın Rusya’dan alımına mani olacak, son zamanlarda imzalanan Rusya ile yapılan enerji bor güzergah hatlarıyla alakalı antlaşmaları kadük bırakmasını isteyecek! Üstüne üstlük ABD Sayın Erdoğan’a “ben Karadeniz’e gireceğim, Kırımın işgalini tanımayacağım, Romanya ve Gürcistan’a üs kuracağım sende kapı gibi yanımda duracaksın. Suriye’de de Rusları birlikte ayıklayacağız. İran yaptırımlarını tekrar devreye sokacağız ve sen bu konuda da sağa-sola sarkmadan benimle olacaksın, Çözüm Süreci’ni buzdolabından çıkaracaksın Öcalan’ı ve içerdeki HDP’lileri çıkartacaksın. Seçim sistemini değiştirip dar bölgeye geçeceksin (çünkü dar bölgede HDP hayli vekil çıkarıyor, MHP paket oluyor, CHP ise güçleniyor) “ diyecek! 

Yani Sayın Erdoğan tekrar ABD ve AB derse ‘Yeni Türkiye’ böyle oluşacak!

Sayın Erdoğan bu kararını bu zamana dek;  TSK’da yaptığı konsolidasyonlarla, siyaseti sokakta konsolide ederek yaptığı hamâsî hamlelerle ve kontrollü kaos ve gerginlik stratejileriyle sürekli öteliyordu… Bu Rusya elçisi suikastı sonrası fazla zamanı kalmadı! 

Ha, Sayın Erdoğan’ın vereceği kararın nasıl uygulanacağı, hangi vadelere yayılacağı konuları ayrı işler… 

Hülasa

Rus Büyükelçi suikastını Hrant Dink Suikastının ikinci aşaması olarak görüyorum. Tek fark Hrant Dink suikastı önce Ergenekon operasyonlarına meşrûiyet ve rızâ sağlamış  ardından Sayın Erdoğan’a 10 senelik rahat bir iktidar sürecinin önünü açmıştı… 

Rus elçisinin öldürülmesi ise; Tayyip Bey'inn muhtemel ve müstakbel 10 senelik iktidar tasavvurunu bir iki yıllık ivedi kararlar almak zorunda kalacağı bir sürece sıkıştırdı!

Bunun dışında, bana göre Sayın Erdoğan'a bu saatten sonra ister Rusya’yı tercih etsin isterse ABD’yi seçsin, bundan sonra ‘teknik olarak’ artık bu ülkeyi yönettiremek istemeyenlere karşı ciddi bir mücadeleye girecek! Bu süreç yönetimiyle meşgul edilecek!

Yani anlayacağınız bu Rus elçisini kim hedef olarak seçmişse, kesinlikle boş değil!

Öyle ki;  tüm küresel güçleri hatta Türkiye’ye bugüne dek ‘direkt’ dokunmayan ülkeleri ve odakları bir masa başı etrafında toplatacak kadar teknik bir cinayet! Bunlar Türkiye’deki 'istikrarsızlığı' nasıl yönetecekleri konusunda ve ciddi bir nüfuz alan çekişmeleri konusunda bir vaziyet tespiti yapıp istikamet belirleyecekler!

Bakalım Tayyip Beyin kararı ve istikameti  ne olacak?

 

0
0
0
s2smodern